Risale-i NurÂyet ve Hadîs Meâlleri

29. Âyet

Âyet ve Hadîs Meâlleri · s.660

ﻫُﻮَ ﺍﻟَّﺬ۪ﻯ ﺧَﻠَﻖَ ﻟَﻜُﻢْ ﻣَﺎ ﻓِﻰ ﺍﻻﺎَﺭْﺽِ ﺟَﻤ۪ﻴﻌًﺎ ﺛُﻢَّ ﺍﺳْﺘَﻮٰٓﻯ ﺍِﻟَﻰ ﺍﻟﺴَّﻤَٓﺎﺀِ ﻓَﺴَﻮّٰﻳﻬُﻦَّ ﺳَﺒْﻊَ ﺳَﻤٰﻮَﺍﺕٍ ﻭَﻫُﻮَ ﺑِﻜُﻞِّ ﺷَﻰْﺀٍ ﻋَﻠ۪ﻴﻢٌ O, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra semaya yöneldi ve gökleri yedi tabaka olarak tanzim etti. O herşeyi hakkıyla bilendir. (Bakara Sûresi, 2:29) ﻭَ ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﺗُﺮْﺟَﻌُﻮﻥَ Ve O'na döndürülürsünüz. ﺟَﻤِﻴﻌًﺎ Tamamı, hepsi. ﺛُﻢَّ Sonra ﺳَﺒْﻊَ Yedi. (İşarat-ül İ'caz sh: 187) ﻭَ ﺗَﺰْﻋُﻢُ ﺍَﻧَّﻚَ ﺟِﺮْﻡٌ ﺻَﻐ۪ﻴﺮٌ ٭ ﻭَ ﻓ۪ﻴﻚَ ﺍﻧْﻄَﻮَﻯ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻢُ ﺍﻻﺎَﻛْﺒَﺮُ Sen kendinin küçük bir varlık olduğunu zannedersin. Halbuki senin içinde büyük âlem dürülmüştür. ﺛُﻢَّ Sonra. ﻭَ ﺍﻻﺎَﺭْﺽَ ﺑَﻌْﺪَ ﺫٰﻟِﻚَ ﺩَﺣٰﻴﻬَﺎ Sonra da yeri yayıp (düzenleyip) döşedi. (Nâziât Sûresi, 79:30) ﻛَﺎﻧَﺘَﺎ ﺭَﺗْﻘًﺎ ﻓَﻔَﺘَﻘْﻨَﺎﻫُﻤَﺎ (Gök ile yer) bitişik iken, Biz onları birbirinden koparıp ayırdık. (Enbiyâ Sûresi, 21:30) (İşarat-ül İ'caz sh: 188) ﻛَﺎﻧَﺘَﺎ ﺭَﺗْﻘًﺎ ﻓَﻔَﺘَﻘْﻨَﺎﻫُﻤَﺎ (Gök ile yer) bitişik iken, Biz onları birbirinden koparıp ayırdık. (Enbiyâ Sûresi, 21:30) ﻭَ ﻛَﺎﻥَ ﻋَﺮْﺷُﻪُ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟْﻤَٓﺎﺀِ Arşı su üzerindeyken... (Hûd Sûresi, 11:7) ﺛُﻢَّ Sonra. (İşarat-ül İ'caz sh: 189) ﺛُﻢَّ Sonra ﺍِﺳْﺘَﻮٰﻯ Belli bir nizam ve intizamla düzenledi. ﺍِﻋْﻠَﻤُٓﻮﺍ ﻭَ ﺗَﻔَﻜَّﺮُﻭﺍ Bilin ve tefekkür edin. ﺛُﻢَّ ﺍِﻋْﻠَﻤُﻮﺍ ﻭَ ﺗَﻔَﻜَّﺮُﻭﺍ ﺍَﻧَّﻪُ ﺍﺳْﺘَﻮٰﻯ Sonra, bilin ve tefekkür edin ki, hiç şüphesiz O yönelmiştir (iradesini yöneltmiştir.)... ﺳَﺒْﻊَ Yedi. ﻣَﻮْﺝٌ ﻣَﻜْﻔُﻮﻑٌ (Sema), dalgaları karar kılmış bir deniz(dir.) (Tirmizî, Tefsîru Sûre 57:1; Müsned, 2:370) (İşarat-ül İ'caz sh: 190) ﺳَﺒْﻊَ ﺳَﻤٰﻮَﺍﺕٍ Yedi gök. ﻫُﻮَ ﺍﻟَّﺬ۪ﻯ ﺧَﻠَﻖَ ﻟَﻜُﻢْ ﻣَﺎ ﻓِﻰ ﺍﻻﺎَﺭْﺽِ ﺟَﻤ۪ﻴﻊً O ki, yeryüzünde bulunan her şeyi sizin için yarattı. (İşarat-ül İ'caz sh: 191) ﺛُﻢَّ ﺍﺳْﺘَﻮٰٓﻯ ﺍِﻟَﻰ ﺍﻟﺴَّﻤَٓﺎﺀِ Sonra semaya istiva etti. ﻓَﺴَﻮّٰﻳﻬُﻦَّ ﺳَﺒْﻊَ ﺳَﻤٰﻮَﺍﺕٍ Gökyüzünü yedi gök olarak tanzim etti. ﻛُﻦْ Ol. ﻓَﻴَﻜُﻮﻥُ Hemen oluverir. ﺍِﺳْﺘَﻮٰﻯ Belli bir nizam ve intizamla düzenledi. (İşarat-ül İ'caz sh: 192) ﻭَﻫُﻮَ ﺑِﻜُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻋَﻠ۪ﻴﻢٌ O, her şeyi hakkıyla bilendir. ﻫُﻮَ ﺍﻟَّﺬ۪ﻯ O ki. ﻫُﻮَ O.. ﺍَﻟَّﺬ۪ﻯ Odur ki... ﺛُﻢَّ ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﺗُﺮْﺟَﻌُﻮﻥَ Sonra O'na tekrar döndürülürsünüz. ﺍِﻟَﻴْﻪِ Ona. (İşarat-ül İ'caz sh: 193) ﻟَﻜُﻢْ Sizin için. ﻣَﺎ ﻓِﻰ ﺍﻻﺎَﺭْﺽِ Yeryüzünde bulunan her şey. ﻓِﻰ ﺍﻻﺎَﺭْﺽِ Yerde (içinde), yerin içinde. ﻓِﻰ ..de, ...da, içinde.. ﻋَﻠَﻰ Üzerinde. ﺟَﻤِﻴﻌًﺎ Tamamı. ﺛُﻢَّ ﺍﺳْﺘَﻮٰﻯ Sonra belli bir nizam ve intizamla düzenledi. ﺛُﻢَّ Sonra. (İşarat-ül İ'caz sh: 194) ﺍَﺭَﺍﺩَ ﺍَﻥْ ﻳُﺴَﻮّ۪ﻯ Tesviyeyi (dengeli bir şekilde düzenlemeyi) irade etti. ﺍِﺳْﺘَﻮَﻯ Tesviye etti, düzenledi. ﺍِﻟَﻰ ﺍﻟﺴَّﻤَٓﺎﺀِ Gökyüzüne. ﻓَﺴَﻮّٰﻳﻬُﻦَّ Onları düzenledi. ﻓَﻴَﻜُﻮﻥُ Oluverir. (Yâsin Sûresi: 29.) ﻛُﻦْ Ol! (Yâsin Sûresi: 29.) ﻧَﻮَّﻋَﻬَﺎ ﻭَ ﻧَﻈَّﻤَﻬَﺎ ﻭَ ﺩَﺑَّﺮَ ﺍﻻﺎَﻣْﺮَ ﺑَﻴْﻨَﻬَﺎ ﻓَﺴَﻮّٰﻳﻬُﻦَّ Nevi'lere ayırdı, tanzim etti, aralarında lâzım gelen emirleri, tedbirleri yaptı; sonra (yedi tabakaya) tesviye etti. ﻭَﻫُﻮَ ﺑِﻜُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻋَﻠ۪ﻴﻢٌ O ki, her şeyi hakkıyla bilendir. (İşarat-ül İ'caz sh: 195) ﻭَﻫُﻮَ ﻋَﻠٰﻰ ﻛُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻗَﺪ۪ﻳﺮٌ Onun her şeye gücü yeter. ﻭَﻫُﻮَ ﺑِﻜُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻋَﻠ۪ﻴﻢٌ O ki, her şeyi hakkıyla bilendir. ﺑِﻜُﻞِّ Her şeye. ﻣَﺎ ﻣِﻦْ ﻋَﺎﻡٍ ﺍِﻻَﺎ ﻭَﻗَﺪْ ﺧُﺺَّ ﻣِﻨﻪُ ﺍﻟْﺒَﻌْﺾُ Umumî hiçbir şey yoktur ki bazı hususî durumları olmasın. ﺷَﻲْﺀٍ Şey. "Bu kelime; vâcib, mümkin, mümteni'a şamildir." ﻋَﻠ۪ﻴﻢٌ Hakkıyla bilir. (İşarat-ül İ'caz sh: 196)