Risale-i NurÂsâr-ı Bediiye

Tekrar-ı Kur'an'ın Bir Sırrı

Âsâr-ı Bediiye · s.601

Bazan görünür, bir nurda nar, tahkikte tekrar, tezkâr ile takrir, terdad ile ihtar; güzeldir bülegaya, hutebaya. İnsan nasıl, her ân havaya, her gün gıdaya, her hafta ziyaya, her ay nisaya, her sene devaya Muhtaç ve hem fakirdir; tekerrür-ü esbabla, müsebbebat eder teceddüd-ü iade, ona tekrar denilmez. Öyle de: İnsan-ı zû zekâya; Aklı canı cenânı, hem sırrı hem vicdanı, her an hakikate muhtaçtır. Her dakikada hakka dahi müştaktır, her zaman aşıktır tecellaya. Her saat keza zikre, fakirdir, her gün de marifete talibdir. Şu hâcat tekerrür eder, Kur'an dahi tekrar ile, sevkediyor ziyaya. Tekrarı ciddi tezkâr... Evet tekrar, bazan kusurdur, fakat lezaiz ve zevaid olan umûrda, ki zînet olur eşyaya. Meselâ: Bir taamda, eğer kut ve gıda ise, tekrarı ülfet verir, ünsiyete sebebtir. Mizac daim müştaktır, me'nus olan gıdaya. Ger tefekküh nev'indense; lezzeti teceddüdde, tekrarı usandırır. Meselâ bir kelâmda, hakikat-i sabite, ki kabildir nemaya; Tekrarı takrir eder, iadesi tahkiktir, kalb dahi öyle ister. Eğer üslûb-u suret ise, tenevvü'ü lâzımdır, müstahsen bülegaya. Suret eskileniyor, teceddüdü istiyor. Kur'an baştan aşağı, kut-u kalbdir, kuvvet-i vicdan; yüksektir zeminden ta semaya. Hem gıda-yı ervah, hem deva-yı ezhandır. Tekrar ve terdad ise, tahkik ile takrirdir, tenvir ile tekmildir; kuvvet verir hüdaya. Ondan bir kısmı ise; o kutun hülâsası, ona hâcet ziyade, tekrarı o nisbette.. O kısımdan bir kısmı, hülâsatü'l-hülâsa. Hakaika bir mâye. Mütecessid bir nurdur, sermedî bir cesetle. O da Besmele gibi, Ona hâcet ânidir; heva-i nesîmî gibi, hayatî bir havaya. Madem Kur'an ki haktır, hem nuranî hakikat; hakikat massedilmez, Belki verir bir ziya, hem de hazm olunmaz, îsal eder şifaya.