NETİCE
Âsâr-ı Bediiye · s.36
Madem ki, Kudret-i Ezeliye gayr-ı mütenahiyedir. Hem lâzıme-i zaruriyedir. Hem herşey lekesiz, perdesiz cihet-i melekûtiyeti ona müteveccihtir. Hem ona mukabildir. Hem tesavi-i tarafeyn olan imkân itibariyle mütevazinü't-tarafeyndir. Hem şeriat-ı fıtriye-i kübra olan nizama mutî'dir. Hem avaik ve hususiyat-ı mütenevviadan cihet-i melekûtiyet mücerreddir. Öyle ise küll-ü âzam, cüz'-ü asgara nisbeten kudrete karşı ziyade nazlanmaz, mukavemet etmez. Öyle ise, haşirde bütün zevil-ervahın ihyası, mevt-âlûd bir nevm ile kışta uyuşmuş bir sineğin baharda ihya ve inşaından kudrete daha ağır olamaz. Öyle ise; ﻣَﺎ ﺧَﻠْﻘُﻜُﻢْ وَلَا ﺑَﻌْﺜُﻜُﻢْ اِلَّا ﻛَﻨَﻔْﺲٍ ﻭَﺍﺣِﺪَﺓٍ mübâlâğasızdır, mücazefesizdir, doğrudur, haktır, hakikattir. İşte müddeamız ki, "Fâil muktedirdir... O cihette hiçbir mani' yoktur" tahakkuk etti.