Risale-i NurÂsâr-ı Bediiye

MUKADDEME

Âsâr-ı Bediiye · s.73

Bunlardan başka-ki mu'cizat- çendan bazı efradı mütevatir değildir. Cinsi mutlak, belki çok enva'ı kat'iyyen ve yakînen mütevatir-i bilmanadır. O havârık birkaç nev'dir. İşte bir nev'i irhasat-ı mütenevviadır. Güya o dürr-ü yetim ile hâmile olan o asır, Peygamberden istifaza ile istifade ederek keramet sahibi olmuş. Kalb-i hassasından hiss-i kable'l-vukua binaen, irhasatıyla Fahr-i Âlemin (A.S.M.) geleceğini ihbar etmiştir. Bir nev'i dahi;gaybdan olan ihbarât-ı kesiredir. Güya tayyar olan Ruh-u münevveri; zaman ve mekânın kayıdlarını kırmış ve hudud-u maziye ve müstakbeleyi çiğnemiş geçmiş; her tarafını görerek bize söylemiş ve göstermiştir. Bir kısmı dahi;tahaddi vaktinde müteferrikan, hatta bazan tek bir adam için izhar olunan havârık-ı hissiyedir. Bine karib ta'dat olunmuştur. Hatta meşahir-i enbiyanın meşahir-i mu'cizatlarının nezairi içindedir. Efradı âhâdî de olsa, mecmu'u mütevatir-i bilmanadır. Birisi:Rivayat-ı sahiha-i sabite ile mükerreren mübarek parmaklarından suyun nebeânıdır. Güya maden-i sehavet olan yed'-i mübarekesinden mâye-i hayat olan suyun nebeanı ile; menba'-ı hidayet olan lisanında mâye-i ervah olan zülâl-i hidayetin feveranını hissen tasvir ediyor. Diğeri:Rivayat-ı sahiha-i sabite ile mükerreren vukubulan tekellüm-ü hacer ve şecer ve hayvandır. Güya hidayetindeki hayat-ı maneviye cemadat, hayvanata sirayet ederek nutka getirmiştir. Minber-i Şerifindeki ciz'in hanini, yani o ağacın ağlaması mütevatir-i bilmanadır. Bir kısmı da;az bir taamı teksirdir ki; rivayat-ı sahiha-i meşhure ile sabittir; pek çok defa az bir taam, bir cemaat-i azîmeyi işbâ ederek, âdeta noksan olmamış gibi kalıyormuş. Bir kısmı da;ihya-yı emvat, hastaları teşfiyeye aittir. Bunun gibi pek çok aksamı esanid-i sahiha ile kütüb-ü muhakkikîn tamamıyla beyan etmişlerdir. Onun için iktisar ettik. Kadı İyaz Şifa-i Şerif'inde, Kastalânî Mevahib-i Ledünniye'de mu'cizatı güzel tafsil etmişlerdir. ﺟَﺰَﺍﻫُﻢُ ﻟﻠّٰﻪُ ﺧَﻴْﺮًﺍ Ey kāri-i müteharri-i hakikat!Geniş bir fikir ile, müteyakkız bir nazar ile Yedi Şuâatı birden muhit bir daire veya müstedir bir sûr gibi nazara al, Nübüvvet-i Ahmediyeyi içinde merkez gibi temaşa et! Tâ ki bir taraftan hücum eden evhamı, mütecavib olan cevanib-i saire def'edebilsin. İşte şu halde Japonların suali olan: ﻣَﺎ ﺍﻟﺪَّﻟِﻴﻞُ ﺍﻟْﻮَﺍﺿِﺢُ ﻋَﻠَﻰ ﻭُﺟُﻮﺩِ ﺍﻻﺎِﻟٰﻪِ ﺍﻟَّﺬ۪ ﺗَﺪْﻋُﻮﻧَﻨَﺎ ﺍِﻟَﻴْﻪِ ye karşı cevaben derim. İşte: Birinci Bürhan:Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm. İkincisi:İşte bütün kâinat zerratıyla: ﺗَﺎَﻣَّﻞْ ﺳُﻄُﻮﺭَ ﺍﻟْﻜَٓﺎﺋِﻨَﺎﺕِ ﻓَﺎِﻧَّﻬَﺎ ٭ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻤَﻼﺎِ ﺍﻻﺎَﻋْﻠٰﻰ ﺍِﻟَﻴْﻚَ ﺭَﺳَٓﺎﺋِﻞُ Kitab-ı âlemin evrakıdır eb'ad-ı nâmahdud Sutûr-u hâdisat-ı dehrdir âsâr-ı nâma'dud. Basılmış destgâh-ı levh-i mahfuz-u hakikatta Mücessem lafz-ı mânidardır âlemde her mevcûd.

-Tahsin-

ﻭَ ﻓ۪ﻰ ﻛُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻟَﻪُ ﺍٰﻳَﺔٌ ﺗَﺪُﻝُّ ﻋَﻠٰﻰ ﺍَﻧَّﻪُ ﻭَﺍﺣِﺪٌ Üçüncüsü:Kur'an'dır. ﻟَﻮْ ﻛَﺎﻥَ ﻓ۪ﻴﻬِﻤَٓﺎ ﺍٰﻟِﻬَﺔٌ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻟَﻔَﺴَﺪَﺗَﺎ tevhide kat'î bir bürhan-ı neyyirdir. İşte Sure-i İhlâs, bütün enva'-ı şirki reddeder. Ve yedi meratib-i tevhidi kâinata ilân ediyor.

ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ ﻗُﻞْ ﻫُﻮَ ıtlak ile taayyün, tevhid-i şuhuda işarettir. ﺍَﻯْ ﻻﺎ ﻣَﺸْﻬُﻮﺩَ ﺑِﻨَﻈَﺮِ ﺍﻟْﺤَﻘ۪ﻴﻘَﺔِ ﺍِﻻَﺎ ﻫُﻮَ ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﺣَﺪٌ Tevhid-i uluhiyete tasrihtir. ﺍَﻯْ ﻻﺎ ﻣَﻌْﺒُﻮﺩَ ﺍِﻻَﺎ ﻫُﻮَ ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍﻟﺼَّﻤَﺪُ Tevhid-i rububiyete remizdir. ﺍَﻯْ ﻻﺎ ﺧَﺎﻟِﻖَ ﻭَﻻﺎ ﺭَﺏَّ ﺍِﻻَﺎ ﻫُﻮَ ve tevhid-i ceberuta telvihtir. ﺍَﻯْ ﻻﺎ ﻗَﻴُّﻮﻡَ ﻭَﻻﺎ ﻏَﻨِﻰَّ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻻﺎِﻃْﻼﺎﻕِ ﺍِﻻَﺎ ﻫُﻮَ ﻟَﻢْ ﻳَﻠِﺪْ Tevhid-i celale telmihtir. Şirkin enva'ını reddeder. Yani, tagayyür veya tecezzi veya tenasül eden ilah olamaz. Ukûl-ü aşere veya melaike veya İsa veya Üzeyr'in velediyetini dava eden şirkleri reddeder. ﻭَﻟَﻢْ ﻳُﻮﻟَﺪْ İsbat-ı Ezeliyet ile tevhiddir. Esbabperest, nücumperest, sanemperest, tabiatperestin şirkini reddeder. Yani, hâdis veya bir asıldan münfasıl veya bir maddeden mütevellid ilah olamaz. ﻭَﻟَﻢْ ﻳَﻜُﻦْ ﻟَﻪُ ﻛُﻔُﻮًﺍ ﺍَﺣَﺪٌ Câmi' bir tevhiddir. Yani, zâtında sıfâtında ef'alinde naziri, şeriki, şebihi yoktur. ﻟَﻴْﺲَ ﻛَﻤِﺜْﻠِﻪ۪ ﺷَﻲْﺀٌ ﻭَ ﻫُﻮَ ﺍﻟﺴَّﻤ۪ﻴﻊُ ﺍﻟْﺒَﺼ۪ﻴﺮُ Şu surede yedi meratib-i tevhidi tazammun eden altı cümle mütenaticedir. Her biri ötekinin bürhanıdır.