Hırs Sebeb-i Haybettir
Âsâr-ı Bediiye · s.616
Hırs haybeti getirir, acûliyet hüsranı. Zira ki fıtratta var, müretteb basamaklar. Müselsel terettübe, tatbik-i hareketi Etmediğinden haris, ağleb muvaffak olmaz. Tatbik etse de onun, bir tertib-i ca'lîsi, hem bir süllem-i himmeti, Var; bir basamak miktar, seyr-i fıtrîden kısa olduğundan, bir ye'se düşüp, gaflet bastıktan sonra kapı açılır, Rahmet verir nimeti. Herkes başından geçmiş, buna benzer bir şeyler, Allah kalbin bâtını, iman ve marifeti, tecelli-i muhabbeti, Aşk ve şuhudu için, yaratmış nâzik yapmış. O nâzenin-i gaybî, Samed âyinesidir, sanem ona giremez. O şuşeyi kırıyor, o hacerin sıkleti... Allah kalbin zahiri, sair şeylere yapmış, bir mahzen-i muntazam. O hırs-ı cinayetkâr, o nâzik kalbi deler, ona verir zahmeti. Sanemleri içine izinsiz idhal eder, Allah ondan darılır. Maksudunun aksiyle, veriyor mücazatı. Siyaset efkârını, İslâm akaidinin, harîm-i ismetine, tam yerlerine kadar îsal eden herifler, ettikleri hizmeti, Şan u şeref almazlar, belki şeyn u şenaat, zemme mazhar oldular. Nefsanî aşklardaki, felâket ve haybetler, Bu sırdandır elbette. Mecazî aşıkların, bütün bu divanları, birer feryad-ı matem, birer fîzâr-ı zulem, bir vaveyl-i zilleti. Zira ekser maşuklar, zalim olurlar... O nevi aşkları tahkir ederler, etmezler merhameti. Zira bâtın-ı kalble, bu nevi aşk-ı mecazî, fıtrata karşı tahkir, bir nevi istihza olur, incitiyor fıtratı. Fıtrat, fıtrî olmayan her şeyi tezyif eder. Hem dahi tahkir eder, tahkiri işmam eden, böyle tarz-ı hürmeti. Bu hırsın düsturuna, iki cüzî numune, girmiş hiss-i umuma. Biri merak-ı nevmî; nevmi dahi uçurur, kaçırır bakiyyeti. Dilenci-i muhteris, sadakayı kaçırır. Sende bir dâü's-sehr var; gece kalben nevmi merak edersin, kaçırır bakiyyeti; Sen uyanık kalırsın. İki dilenci: Biri, musırr ve muhteristir; biri müstağni ve muhteriz, var sırr-ı kanaati. İkincisine vermek, ziyade istiyorsun. İşte te'dib-i fıtrat. Bunun gibi çok numuneler var, îma eder şu keskin kanununun vüs'ati.