BEŞİNCİ MESLEK
Âsâr-ı Bediiye · s.280
Marufe ve meşhure olan havârık-ı zahire ve mu'cizat-ı mahsusedir. Siyer ve tarihin kitabları onlar ile meşhundur. Ulema-yı kiram (Cezahümüllahu hayran) hakkıyla tefsir ve tedvin etmişlerdir. Malûmun talimi lâzım gelmediği için, biz tafsilinden kat'-ı nazar ettik. İşaret:Şu havârık-ı zahirenin herbir ferdi eğer çendan mütevatir değildir, mutlaka cinsleri, belki çok enva'ı kat'iyyen ve yakînen mütevatir-i bilmanadır. O havârık birkaç nev' üzerindedir. İşte: Bir nev'i:İrhasat-ı mütenevviadır. Güya o asır Peygamber'den (A.S.M.) istifade ve istifaza ederek keramet sahibi olduğundan, kalb-i hassasından hiss-i kable'l-vukua binaen irhasatla Fahr-i Âlem (A.S.M.)'in geleceğini ihbar etmiştir. Bir nev'i dahi:Gaybdan olan ihbarat-ı kesîresidir. Güya tayyar olan ruh-u mücerredi, zaman ve mekân-ı muayyenin kayıdlarını kırmış ve hudud-u maziye ve müstakbeleyi çiğnemiş, her tarafını görerek bize söylemiş ve göstermiştir. Bir kısmı dahi:Tahaddi vaktinde izhar olunan havârık-ı hissiyedir. Bine karib ta'dad olunmuştur. Demek söylediğimiz gibi herbir ferdi, âhâdî de olursa, mecmu'u mütevatir-i bilmanadır. Birisi:Mübarek olan parmaklarından suyun nebeanıdır. Güya maden-i sehavet olan yed-i mübarekesinden mâye-i hayat olan suyun nebeanıyla; menba-ı hidayet olan lisanından, mâye-i ervah olan zülâl-i hidayetin feveranını hissen tasvir ediyor. Biri de:Tekellüm-ü şecer ve hacer ve hayvandır. Güya hidayetindeki hayat-ı maneviye, cemadat ve hayvanata dahi sirayet ederek nutka getirmiştir. Biri de:İnşikak-ı Kamer'dir. Güya kalb-i sema hükmünde olan Kamer, mübarek olan kalbiyle inşikakta bir münasebet peyda etmek için sine-i saf ve berrakını mübarek parmağının işaretiyle iştiyakan şakk ve çâk etmiştir. Tenbih:İnşikak-ı Kamer mütevatir-i bilmanadır. ﻭَ ﺍﻧْﺸَﻖَّ ﺍﻟْﻘَﻤَﺮُ olan âyet-i kerime ile sabittir. Zira, hattâ Kur'an'ı inkâr eden dahi, bu âyetin manasına ilişmemiştir. Hem de ihtimal vermeye şâyan olmayan bir tevil-i zaîften başka tevil ve tahvil edilmemiştir. Vehim ve Tenbih:İnşikak, hem âni, hem gece, hem vakt-i gaflet, hem şu zaman gibi âsumana adem-i tarassud, hem vücud-u sehab, hem ihtilaf-ı metali' cihetiyle bütün âlemin görmeleri lâzım gelmez ve lâzım değildir. Hem de hem-matla' olanlarda sabittir ki, görülmüştür. Birisi ve en birincisi ve en kübrasıolan Kur'an-ı Mübin'dir. İşte sâbıkan bir nebzesine îma olunan yedi cihetle i'cazı müberhendir, ilââhirihî... Sair mu'cizatı kütüb-ü mutebereye havale ediyorum.