BEŞİNCİ HATVESİ
Âsâr-ı Bediiye · s.115
Der:"İrade-i Hilafet, siyasetimin lehinde çıktı." Şu vesveseye karşı deriz:Bir şahsın arzu-yu zâtîsi ve emr-i hususîsi başkadır, ümmet namına emin olarak deruhde ettiği emanet-i Hilafetten hasıl olan şahsiyet-i maneviyenin iradesi bambaşkadır. Bu irade bir akıldan çıkıp, bir kuvvete istinad ederek, âlem-i İslâmın maslahatını takip eder. Aklı ise, şûra-yı ümmettir; senin vesvesen değil. Kuvveti; müsellah ordusu, hür milletidir; senin süngülerin değildir. Maslahat da muhitten merkeze nazar edip İslâm için faide-i uzmayı tercih etmektir. Yoksa, aksine olarak merkezden muhite bakmakla âlem-i İslâmı bu devlete, bu devleti de Anadolu'ya, Anadolu'yu da İstanbul'a, İstanbul'u da hanedan-ı Saltanata taâruz vaktinde feda etmek gibi hodendişâne fikir ve irade, değil Vâhidüddin gibi mütedeyyin bir zât, hattâ en fâcir bir adam da, yalnız ism-i Hilafeti taşıdığı için ihtiyarıyla etmez. Demek, mükrehtir. O halde ona itaat, adem-i itaattir.