ALTINCI HATVESİ
Âsâr-ı Bediiye · s.115
Der ki:"Bana karşı mukavemetiniz beyhudedir. Müttefikiniz beraberken yapamadığınız şeyi şimdi nasıl yapacaksınız?" Şu vesveseye karşı deriz:En ziyade hile ve fitne kuvvetiyle ayakta duran azametli kuvvetin bizi ye'se düşürmüyor. Evvela:Hile ve fitne, perde altında kaldıkça tesir eder. Zâhire çıkmakla iflas eder, kuvveti söner. Perde öyle yırtılmış ki senin yalanın, hilen, fitnen; hezeyana, maskaralığa inkılab edip akîm kalıyor. Bu defaki Anadolu'ya karşı gibi... Saniyen:O kof kuvvetin, yüzde doksanı sana karşı itilaf kabul etmez. Muhâsım bir cereyan, atalete mahkûm ediyor. Fazla kalan kuvvetinle dert ve dermanda müşterek olan âlem-i İslâmı susturacak, depretmeyecek derecede eskisi gibi bir istibdat altında tutmaya ihtimal versen, şeytan iken eşeğin eşeği olursun! {() Hey ekpekü'l-küpekâ! Köpekten tekepküp etmiş köpek! -Müellif-} Salisen:Madem ki öldürüyorsun. Ölmek iki suretledir: Birinci suret:Senin ayağına düşmek, teslim olmak suretinde ruhumuzu, vicdanımızı ellerimizle öldürmek, cesedi de güya ruhumuza kısasen sana telef ettirmektir. İkinci suret:Senin yüzüne tükürmek, gözüne tokat vurmakla ruh ve kalbimiz sağ kalır, ceset de şehit olur. Akide faziletimiz tahkir edilmez; İslâmiyetin izzetiyle istihza edilmez. Elhasıl:İslâmiyet muhabbeti, senin husumetini istilzam eder. Cebrail, şeytan ile barışamaz. Siyasetimizde en acınacak, en ebleh bir akıl varsa, o da öylelerin aklıdır ki, (İ.G.Z.) milletinin ihtiras ve menfaatini, İslâmiyetin menfaat ve izzetiyle kabil-i tevfik görüyor. Burada en sefil ve en ahmak kalb, öylelerin kalbidir ki; hayatı onun himayeti altında kabul eder. Hayatımızı onun himayeti altında kabil görüyor. {() ﺧﺪﺍ ﻣﺮﻭﺷﺎﺵ ﺩﻛﻪ ﻛﺎﺵ ﻧﻜﻪ ﻛﺎﺵ ﺩﻛﻪ ﻓﺤﺶ ﻧﻜﻪ ﻓﺤﺶ ﺩﻛﻪ ﺭﺵ ﻧﻜﻪ ﺭﺵ ﺩﻛﻪ ﺭﻳﺸﺎﻥ ﻧﻜﻪ ﺭﻳﺸﺎﻥ ﺩﻛﻪ ﻣﺸﻮﺵ ﺳﺮﻛﺮﺩﺍﻥ ﻧﻜﻪ Allah kimseyi şaşırtmasın. Şaşırtırsa süründürmesin. Süründürürse de fahişce etmesin. Fahişce ederse, şişirip kabartmasın. Şişirip kabartırsa da, perişan etmesin. Perişan ederse de sersem ve serhoş, âvâre etmesin. -Naşir-} Çünkü, öyle bir şarta hayatımızı talik ediyor ki, muhal-ender muhaldir. Der:"Yaşayınız. Fakat bir tek adam bana hıyanet etse yakarım, yıkarım!" Şayet bir adam hakka sadakat namına onun kâfirane zulmüne karşı hıyanet etse, Ayasofya'ya iltica etse; milyarlara değer o mukaddes binayı harab eder. Veyahut bir köyde ona bir hain bulunsa, çoluk çocuğuyla mahvetmek veya bir cemaatte ona muzır biri varsa cemaati ifna etmek, her vakit kendinde salahiyet görüyor. Lanet o medeniyete ki, ona o salahiyeti vermiş! Acaba, bütün millet bir kalbde -hem münafık, hançer-i zulmünden mütelezziz olacak ahmak bir kalbde- ittifakından daha muhal ne var? Şeytan gibi hasis hisleri, fena ahlâkları teşci' ve himaye eder, iyi hisleri söndürür. Hem insanî, İslâmî hayatı men' etmekle beraber, muvakkat hayvanî bir hayatı, iki genc-i mücehhez pençeli; ekseriyeti kazanmak için, imhayı esas program yapmış, iki kelbi iki ciğerimize musallat ederek bizi silâhtan tecrit ediyor. İşte onun himayeti, işte hayatımız! O hasım, gösterdiği kin ve husumet harpten neş'et etme değildir. Harpten olsaydı, tabiî mağlubiyetimizle sairlerin husumeti gibi sükûnet bulurdu. Hem hasmın, uzakta çirkin yüzündeki riyakârane çizgileri güzel zannedilirdi. Yakında görenler, İnşaallah daha aldanmaz. ﻛَﻤَﺎ ﺍَﻥَّ ﺍﻟﻀَﺮُﻭﺭَﺍﺕِ ﺗُﺒ۪ﻴﺢُ ﺍﻟْﻤَﺤْﻈُﻮﺭَﺍﺕِ ٭ ﻛَﺬٰﻟِﻚَ ﺗُﺴَﻬِّﻞُ ﺍﻟْﻤُﺸْﻜِﻼﺎﺕِ Korkaklıkda darb-ı mesel hükmünde olan tavuk, çocukları yanında iken, şefkat-i cinsiye sebebiyle camusa saldırır. İşte dehşetli bir cesaret... Hem darb-ı mesel olmuş: Keçi kurttan havfı, ıztırar vaktinde mukavemete inkılab eder. Boynuzu ile kurdun karnını deldiği vâkidir. İşte hârika bir şecaat... Fıtrî meyelan mukavemetsûzdur. Bir avuç su, kalın bir demir gülle içine atılsa, kışta soğuğa maruz bırakılsa, meyl-i inbisat demiri parçalar. Evet şefkatli tavuk cesareti, hamiyetli keçi ıztırarî şecaati gibi, fıtrî bir heyecan, demir güllede su gibi zulmün bürudetli husumet-i kâfirânesine maruz kaldıkça her şeyi parçalar. Rus mojikleri buna şahittir. Bununla beraber, imanın mahiyetindeki hârikulâde şehâmet, izzet-i İslâmiyetin tabiatındaki âlem-pesend şecaat, uhuvvet-i İslâmiyenin intibahıyla her vakit mu'cizeleri gösterebilir.
ﺳﻨﻮﺣﺎﺕ