Risale-i NurÂsâr-ı Bediiye

ALTINCI VEHİM

Âsâr-ı Bediiye · s.507

Bazıları; "Sünnet-i Nebeviyeyi hedef-i maksad eden İttihad-ı İslâm, hürriyeti tahdid eder ve levazım-ı medeniyete münafîdir" diyorlar?! Elcevab:Asıl mü'min, hakkıyla hürdür. Sâni'-i Âlem'e abd ve hizmetkâr olan, halka tezellüle tenezzül etmemek gerektir. Demek imana ne kadar kuvvet verilse, hürriyet de o kadar kuvvet bulur. Amma hürriyet-i mutlaka ise, vahşet-i mutlakadır, belki hayvanlıktır. Tahdid-i hürriyet dahi insaniyet nokta-i nazarından zarurîdir. Sâniyen:Çocukluk tabiatı ile, heva ve heves ile zünub ve mesavî-i medeniyet mehasin zan olunuyor. Halbuki medeniyetin hiçbir hakiki mehasini yoktur ki, İslâmiyette sarahaten veya zımnen veya iznen o veya daha ahseni bulunmasın. Sâlisen:Bazı sefih ve lâübaliler hür yaşamak istemediklerinden, nefs-i emmarenin esaret-i rezilesi altına girmek istiyorlar. Elhasıl:Şeriat dairesinden hariç olan hürriyet, ya istibdad veya esaret-i nefis veya canavarcasına hayvanlık veya vahşettir. Böyle lâübaliler ve zındıklar iyi bilsinler ki, dinsizlikle ve sefahetle sahib-i vicdan hiçbir ecnebiye kendilerini sevdiremezler ve benzetemezler. Zira mesleksiz ve sefih sevilmez. Ve bir kadına yakışır -istihsan ettiği- libası erkek giyse maskara olur. {(1) Volkan'da "erkek giyse müsteskal olur" ifadesiyledir.}