(LATÎF BİR TEVAFUKA İŞARET EDEN BİR FIKRADIR)
Sikke-i Tasdik-i Gaybî · s.179
Otuzaltı yapraktan ibaret ve İmam-ı Ali'nin fevkalâde takdirine mazhar olan Otuzikinci Söz'ün kendi kendine gelen beşbin yediyüz onbeş (5715) tevafuku, Risaletü'n-Nur'un bu havalideki gayet mühim bir talebesi olan Ahmed Nazif'in nüshasında çıkmıştır. Demek o risalenin hatt-ı hakikîsine rastgelmiş ki, bu hârika kerameti göstermişler. Hem iki Hüsrev'i Risale-i Nur dairesine ve Bekir Sıdkı'ya kerametini gösterip imana getiren ve tılsım-ı kâinatın üçte birisini halleden, onbeş yapraktan ibaret olan Otuzuncu Söz, yine kahraman Nazif'in nüshasında tekellüfsüz üçbin sekizyüz otuzbeş (3835) tevafuku; biz gözümüzle bu keramet-i tevafukiye-i Nuriyeyi gördük. {(Haşiye): Bu risalede eliflerin mecmuu 144 çıkmış; tam tamına "Said" olup müellifinin imzasını gösteriyor.}
Halil, Hilmi, Salahaddin, Emin, Feyzi, Said Nursî