Yirmi Dokuzuncu Mektub'un Sekizinci Kısmı'nın Sekizinci Remzi olan Sekizinci Risale
Rumuzat-ı Semaniye · s.251
Dört küçük surenin gayet muhtasar olarak hurufatlarına ait letaif-i tevafukiye ve işarat-ı gaybiyeye dairdir. Kur'an-ı Mu'cizü'l-Beyan'ın hakaikinde ve maanisinde ve âyâtında ve kelimatında ve nazmında müteaddid vücuh-u i'caziye ve esrar-ı kudsiye bulunduğu misillü, hurufatında dahi çok lemaat-ı i'caziye bulunuyor. Hattâ hurufunun vaziyetlerinde çok işarat-ı âliye ve tekerrür-ü adetlerinin çok münasebat-ı latîfe-i tevafukiye vardır. Hattâ denilebilir ki; huruf-u Kur'aniye nasıl ki her bir harfin sevabı 10'dan 1000'e kadar hasenat meyvelerini veriyor. Öyle de her bir harf çok işarat meyvelerini veriyor, çok maanileri ifade ediyor. Âdeta Kur'an hurufatı, muazzam ve mütenevvi İlahî şifrelerdir. Ezcümle: Sure-i İhlas'ın makam-ı ebcedîsi 1003 olmakla hem 1003 Sure-i İhlas bir hatme-i hâssa-i İhlasiyeye ve hem mufassal bir ism-i a'zam olduğuna, hem üç defa tekerrürüyle küçük bir hatme-i Kur'aniye olmasına, hem üçer defa tekerrürünün efdaliyet-i azîmesine, hem ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ 'in müşedded ﺭ iki ﺭ sayılmak şartıyla bir cihette makam-ı ebcedîsine tevafuk sırrıyla 1000 Besmele 1000 İhlas gibi ism-i a'zamın mufassalı olduğuna işaret ettiği gibi, hurufatıyla çok esrara bakar. Hem Kur'an'ın dört esasından en büyüğü olan tevhidi, altı cümlesiyle tevhidin altı mertebesini ispat {(Haşiye): Bu kudsî mesele, Zülfikar'da izahatı var.} ve altı enva-ı şirki reddederek her bir cümlesi öteki cümlelere hem netice, hem mukaddime olduğu cihetle, Sure-i İhlas içinde 30 Sure-i İhlas kadar müteselsil bürhanlarla müdellel 30 sure münderic olduğundan, bu küçük sure ne kadar muazzam bir bahr-i tevhid olduğunu gösteriyor. Hurufatının latîf münasebetini buna kıyas ediniz ki; içinde elif 5, ﻭ 5, ﺩ 5 olarak birbirine tevafuku ve Lafzullah'ın 5 harfine ve mecmu-u hurufu 67 olup Lafzullah'ın makam-ı ebcedîsine tevafuk etmekle, makam-ı ebcedîsiyle dahi "Allah" dediği gibi; ﻩ 4, ﻡ 4, ﻥ tenvin ile 4 olarak birbirine tevafuku ve surenin 4 âyetine tevafuku, letafetini ve intizamını gösteriyor. Suretü'l-Felak hurufatının intizamı çok işaretli olduğunu gösteriyor. Ezcümle: Elif 6, ﻕ 6, ﻝ 6 olarak birbirine tevafuku, Besmele ile 6 adet âyetlerine muvafakatı, 6666 olan âyât-ı Kur'aniyenin 4 altılarına gizli îma etmek bu sırlı surenin şe'nindendir. ﺱ 3, ﺩ 3, ﻑ 3 birbirine tevafuku ve surenin hurufatı 99 olmakla 99 esma-i hüsnanın adedine tevafuk sırrıyla bütün esma-i hüsna ile bir istiaze-i câmia hükmünde olduğunu îma etmekle beraber, hurufatın ebcedî makamı olan 10200 küsur olmakla Fatiha-i Şerife hurufatının makam-ı ebcedîsi olan 10212 adedine tevafuk etmesiyle her bir sure umum surelerle münasebetdar olduğunu îma etmesi, intizamını ve işaretli olduğunu gösteriyor. Suretü'n-Nas hurufatı tekerrür noktasında gayet muntazam 1'den 12'ye kadar terakki ediyor. Mesela: ﻕ 1, ﻩ 2, ﺡ 3, ﻯ 4, ﺭ 5, ﻡ 6, ﻭ 7, ﻥ 9, ﺱ 10, Elif 11, ﻝ Sure-i İhlas'ın lâmı gibi 12 olması muntazam bir letafeti gösteriyor. Kur'an'ın şu en âhir suresinin hurufatı 104 olmakla, suhuf ve kütüb-ü enbiyanın 104 adedine tevafuku; Kur'an-ı Hakîm suhuf ve kütüb-ü enbiyanın esaslarını câmi' olduğuna en âhirki surenin hurufatıyla gizli bir îma ettiğini gösteriyor. Fatiha-i Şerife hurufatının ebcedî hesabı olan 10212 adedi mecmu-u Kur'an'da ﺏ nin 10 bin, hem ﺕ nin 10 bin aded-i tekerrürlerine tevafuku, hem Fatiha'nın o 10 bin adedi 7 adet âyetine darbedilmesiyle mecmu-u kelimat-ı Kur'aniye adedi olan 70 bine muvafık gelmesiyle, ehl-i hakikat indinde muhakkak ve hadîsçe musaddak olan "Fatiha Kur'an kadardır ve Kur'an Fatiha'da mündericdir ve ﺍَﻟﺴَّﺒْﻊُ ﺍﻟْﻤَﺜَﺎﻧ۪ﻰ ﻭَﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥُ ﺍﻟْﻌَﻈ۪ﻴﻢُ Fatiha'dır." diye olan meşhur hükmün ispatını îma edip ihtar eder. Suver-i Kur'aniyenin başlarında olan mukattaat-ı huruf gayet manidar ve esrarlı bir şifre-i İlahiye olduğu gibi, Fatiha hurufu belki Kur'an'ın umum hurufatı kudsî ve ayrı ayrı mütenevvi binler İlahî şifreler olduğunu Rumuzat-ı Semaniye ile dikkat edenler hissedebiliyor. Ve bilhassa Fatiha-i Şerife'nin hurufu daha zahir ve nuranî bir şifre olduğunu ehl-i keşif görmüşler ve emareleri de vardır. Ezcümle: Besmele ile Fatiha'da hemze 18, Besmele'nin makam-ı ebcedîsine inzimam ile 18 bin âlemin adedine tevafuk sırrıyla her bir elifi bir âlemin anahtarına îmadan hâlî olamadığı gibi, hemze ile sakin elif 30 olarak 30 cüz Kur'an içimizde münderic olduğu ve Besmele'siz hemze 14 olmakla şu Seb'ul-mesanî'nin müsenna olan 7 adet âyâtını göstererek 2 defa nüzulüne ve namazda tekerrürünü îma ettiği gibi, sakin elif 13, ﻝ 23 olup Fatiha'nın bir hesap ile 36 kelimelerine tevafuk sırrıyla 5 farz namazda revatibinde ve revatib hükmündeki 2 rekat teheccüd namazında 24 saat zarfında 36 defa Fatiha'nın tekerrürüne îma etmek, bu kudsî şifre-i İlahiyenin şe'ninden olduğu gibi, Besmele'siz ﻝ ile elif ikisi 30 olup lâm'ın ebcedî makamı olan otuza tevafuk ederek Besmele'siz Fatiha'nın 30 kelimatına mutabakat ve 30 cüz Kur'an'ın adedine muvafakat sırrıyla, 30 cüz Kur'an'ın esasları Fatiha'da bulunduğuna bu kudsî şifre-i İlahiyenin işaratından olmakla beraber, ﻝ ın 23 adedi nüzul-ü vahyin 23 senesine tevafuku elbette böyle kudsî bir şifrenin işaratıdır denilebilir. İşte Fatiha'da ﺍﻝ lafzı bu vazifeyi gördüğü gibi, 13 ﺍﻝ ile Altıncı Remz'in fihristesinde beyan edildiği gibi 13 ﺍﻝ ile en meşhur suver-i Kur'aniyenin ﺍﻝ ile başlayan 13 surenin başına tevafukla işarî mu'cizane ifade ediyor ki, "Kur'an bendedir, ben onun fihristesiyim." Fatiha'daki ﺏ 5, ﻩ 5, ﺡ 5. Hem birbirine, hem 5 farza hem 5 erkân-ı İslâmiyeye ve Lafzullah gibi Fatiha'nın ekser kelimelerinin beşer harflerine ve Fatiha'da 5 esma-i hüsnanın adedine tevafukları hem ﺩ 4, ﻭ 4 dört rekat namazda dört Fatiha vücubunu ve dörtlükle iştihar eden çok mühim İslâmî dörtleri îma etmek ﺕ 3, ﻙ 3, ﺱ 3 olmakla ﺕ 3 defasıyla 1200 adet ederek Kur'an'ın 1200 sene kadar galibane vaziyetine ve sonra tedafü vaziyetine, ﺍِﻧَّﺎ ﻓَﺘَﺤْﻨَﺎ ﻟَﻚَ ﻓَﺘْﺤًﺎ ﻣُﺒ۪ﻴﻨًﺎ âyetinin makam-ı ebcediyle verdiği habere tevafuk sırrıyla işaret etmek bu kudsî şifre-i İlahiyenin şe'nindendir. ﻙ in 3 tekerrürü makam-ı ebcedîsine zammedilse 23 olup nüzul-ü vahyin 23 senesine tevafukla îma etmek, ﺱ ebcedî makamı 60 olup 3 tekerrürü 3 olarak zammedilse mehbit-i vahiy olan Zât-ı Nebeviyenin ömrüne tevafukla îma etmesi sair işaratın teyidiyle elbette kabul edilir. Besmele'siz ﺱ 2, ﺹ 2, ﺽ 2, ﻁ 2, ﻍ 2 olarak birbirine tevafukla beraber Fatiha'da Besmele ile beraber 2 defa Lafzullah, 2 kere Rahman, 2 kere Rahîm, 2 kere ﺍِﻳَّﺎﻙَ , 2 ﺻِﺮَﺍﻁ , 2 ﻋَﻠَﻴْﻬِﻢْ ikişer adedine ve Seb'ul-mesanî'nin manasının teyidiyle beraber Fatiha'nın 2 defa nüzulünü ve Kur'an'ın hem evvelinde hem âhirinde 2 kere vücub-u tilavetini ve her umûr-u hayriyenin hem başında hem âhirinde 2 kere sünnet-i kıraatını îma etmek, bu kudsî ve parlak şifre-i İlahiyenin şe'nindendir. İşte Fatiha'nın binler esrarından yalnız hurufatına ait 1000 esrarından böyle numune olursa, o Fatiha ne kadar muazzam bir hazine-i esrar olduğunu kıyas edebilirsin. Ve ümmet-i Muhammediye bütün namazlarında Fatiha okumasının hikmetini fehmet. ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﺑِﺤُﺮْﻣَﺔِ ﻓَﺎﺗِﺤَﺔَ ﺍِﺟْﻌَﻞْ ﻓَﺎﺗِﺤَﺔَ ﺍَﻋْﻤَﺎﻟِﻨَﺎ ﻣِﻔْﺘَﺎﺡَ ﺍﻟْﻔَﺎﺗِﺤَﺔِ ﺍَﻋْﻨ۪ﻰ ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَﺍﺟْﻌَﻞْ ﺧَﺎﺗِﻤَﺔَ ﺍُﻣُﻮﺭِﻧَﺎ ﻓَﺎﺗِﺤَﺔَ ﺍﻟْﻔَﺎﺗِﺤَﺔِ ﺍَﻋْﻨ۪ﻰ ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﺭَﺏِّ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤ۪ﻴﻦَ Kenzü'l-Arş'ın Birinci Nükte-i Kur'aniyesi,gayet muazzam hakaikinin küçük bir fihristesi olduğundan aynen dercedildi. Şöyle ki: Bir rivayette ism-i a'zam olan ﺍﻟﻠّٰﻪ ın en mühim harfi olan baştaki elif umum Kur'an'da çok sırlara medar olarak 40 bin gelmesi ve İsmullah'ın eliften sonra ﻻ suretindeki lâm-elif 19 bin olan meşhur adedi göstermesi ve İsmullah'ın âhirinde olan ﻩ yine mecmu-u Kur'an'da 19 bin olarak ikisinin muvafık gelmesi ve yalnız ﻝ hesab-ı ebcedle 30 olduğuna göre ona muvafık olarak Kur'an'da 30 bin gelmesi ve yemin vaktinde İsmullah'ın başında bulunan ﻭ bir hesapça 23 bin, diğer bir cihette 20 bin olarak hem ﻯ nin hem ﻡ in hem ﻻ nın hem ﻩ nin 19 bin adetlerine ve Kur'an'daki yekünlerine muvafık gelmesi ve İsmullah'ın başındaki elif-lâm-ı tarif yani ﺍﻝ 70 bin olup Kur'an kelimatının mecmu-u adedi olan 70 bin adedine muvafık gelmesi, hem İsmullah'ın kasem vaktinde başında bulunan ﺏ ve ﺕ iki kardeş gibi ﺏ 11 bin, ﺕ 10 bin olarak muvafık gelmesi, hem âhir-i huruf-u heca ve nida vaktinde "Yâ Allah" denildiği vakit İsmullah'ın başında bulunan ﻯ 20900, bir cihette 19 bin küsur olmakla hem ﻻ nın, hem ﻩ nin, hem ﻭ ın adetlerine ve Kur'an'daki 19 binlik yekûnlerine muvafık gelmesi ve Lafzullah mecmu-u Kur'an'da 2000 küsur ve ﻻ sı 19 bin ve ﻩ si yine 19 bin, mecmuu 40 bin olup baştaki elifin 40 bin adedine muvafık gelmesi, hem İsmullah'ın hurufatından başka olan ﺝ makam-ı ebcedi 3, Kur'an'da 3000 gelmesi, ﺡ hecada ﺝ in kardeşi gibi yine 3000 gelmesi, ﺩ ebcedde ﺝ in kardeşi olup yine 3000 olarak birbirine muvafık gelmesi, hem ebcedi itibarıyla yüksek makamda bulunan ve fesahatça bir derece ağır olan ﺙ ﺫ ﻍ ﺥ ﺽ hem ﺹ her biri Kur'an'da ikişer bin gelip birbirine muvafık gelmesi ve ﺹ ın güzel ve hafif bir şekli olan ﺱ üç dişine münasebetdar 3330 olup latîf sırları îma edecek bir surette gelmesi ve ﻁ ﻅ iki kardeş gibi ﻁ ﻅ dan daha hafif olduğundan 1200, ﻅ onun kız kardeşi gibi nısfı olarak 600 gelmesi, ﻑ ebced hesabıyla 80 olmasına göre, Kur'an'da iki sıfır zammıyla muvafık olarak 8000 gelmesi, ﻙ ﻉ her biri 9000 gelerek manidar birbirine muvafık gelmesi, ﻗُﺮْﺍٰﻥْ kelimesinde en birinci harfi olan ﻕ 6000 olarak Kur'an'ın mecmu-u âyâtının adedine muvafık gelmesi, ﻡ ilm-i sarfça ﺏ yerine geçmesiyle iki ﺏ kadar ve ﻡ in makam-ı ebcedîsinin yarısı kadar 20 bin gelmesi ve ﻥ ebcedî makamı olan 50'nin yarısı hükmünde olan 26 bin gelmesi gibi tevafukat-ı muntazama 19 defa "gelmesi" kelimesi gelmesiyle hâtime verilen muntazam tevafukat elbette ve elbette ve her halde Kur'an'ın hurufatında dahi mühim bir cilve-i i'cazın bulunmasına işaret ve hem o hurufatta hârikulâde muntazam çok nükteler ve sırların bulunduğuna delalet, hem huruf-u Kur'aniyenin her biri 10 adetten 10 bine kadar sevap meyveleri vermesine liyakatine ve kabiliyetine şehadet, hem huruf-u Kur'aniyenin tebdiline çalışanların nihayet derecede belâhet ve hasaretlerine kat'î delalet, hem huruf-u Kur'aniye aynen kelimatı gibi kasdî bir intizam ve manidar bir vaziyete tâbi' olduğuna kat'î şehadet ettiğini aklı olan kabul etmeye ve kalbinde gözü olanları görmeye mecbur eder. Görmeyen kördür, kabul etmeyen kalpsizdir. ﻗَﺪْ ﻳُﻨْﻜِﺮُ ﺍﻟْﻤَﺮْﺀُ ﺿَﻮْﺀَ ﺍﻟﺸَّﻤْﺲِ ﻣِﻦْ ﺭَﻣَﺪٍ ﻭَﻳُﻨْﻜِﺮُ ﺍﻟْﻔَﻢُ ﻃَﻌْﻢَ ﺍﻟْﻤَﺎﺀِ ﻣِﻦْ ﺳَﻘَﻢٍ düsturuyla gözlerindeki hastalıklarla bu hakikat güneşinin ziyasını görmez ve dillerindeki marazla âb-ı hayat olan şu tatlı suyun lezzetini hissedip tatmazlar. ﺭَﺑَّﻨَﺎ ﻻﺎ ﺗَُﺎﺧِﺬْﻧَٓﺎ ﺍِﻥْ ﻧَﺴ۪ﻴﻨَٓﺎ ﺍَﻭْ ﺍَﺧْﻄَﺎْﻧَﺎ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻻﺎﻋِﻠْﻢَ ﻟَﻨَٓﺎ ﺍِﻻَﺎ ﻣَﺎ ﻋَﻠَّﻤْﺘَﻨَٓﺎ ﺍِﻧَّﻚَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﻌَﻠ۪ﻴﻢُ ﺍﻟْﺤَﻜ۪ﻴﻢُ