Yirmi Dokuzuncu Mektub'un Sekizinci Kısmı'nın Altıncı Remzi
Rumuzat-ı Semaniye · s.243
ﺍِﻧَّٓﺎ ﺍَﻋْﻄَﻴْﻨَﺎﻙَ ﺍﻟْﻜَﻮْﺛَﺮَ 'in çok esrarından tevafuk sırrıyla münasebettar birkaç sırrına dairdir. O esrar sarihan gösteriyor ki, ﺍِﻧَّٓﺎ ﺍَﻋْﻄَﻴْﻨَﺎ tek başıyla bir mu'cizedir. Numune için letafetlerinden iki üç küçük nüktelerine işaret etmek münasiptir. Birisi:Sure-i Kevser'de mevcud hurufatın tekerrürleri bir'den dokuza kadar yani birer, ikişer, üçer, dörder tâ dokuza kadar muntazaman bulunmasıyla beraber, 28 huruf-u hecaîden mevcud olan 19 harfin içinde ikişer kardeş olan ikişer harften en güzelini ve lisana en hafifini almasıdır. Şöyle ki: ﺯﺭ den ﺭ var, ﺯ yok. ﺷﺲ dan ﺵ var, ﺱ yok. ﺿﺺ dan ﺹ var, ﺽ yok. ﻇﻂ dan ﻁ var, ﻅ yok. ﻏﻊ dan ﻉ var, ﻍ yok. ﻗﻒ dan ﻑ var, ﻕ yok. ﻣﻦ den ﻥ var, ﻡ yok gibi zarif ve muntazam ve manidar bir intihab olduğu gibi, mecmu-u hurufu Besmele ile altmış beş olup ﻫُﻮَ 'yi ifade eder. Besmele'siz hurufu vakt-i nüzulüne işaret ediyor. İkincisi:Şu Sure-i Kevser'e dair remizde on üç defa 13 rakamıyla beyan edilen sırrın hülâsası şudur ki: Nasıl ki Fatiha-i Şerife 13 ﺍﻝ ile 13 meşhur suver-i Kur'aniye olan yedi ﺍﻟٓﻢٓ , altı ﺍﻟٓﺮٰ 'nın mecmu-u adedine tevafukla 13 ﺍﻝ ler ile o 13 surenin başlarına işaret edip parmaklarını bastığı gibi ve Fatiha'da bulunan 15 ﻡ ile ﺍﻟٓﻢٓ ve ﺣٰﻢٓ ler ve bir ﺍﻟٓﻤٓﺮٰ ile beraber 15 surenin başına işaret edip mimlerine parmağını bastığı misillü Kur'an Fatiha'da, Fatiha Sure-i Kevser'de münderic olduğunun sırrıyla Sure-i Kevser dahi 13 elif ile Fatiha'nın 13 ﺍﻝ i gibi 13 parmakla 13 meşhur surelerin başlarına parmağını basıyor ve kendi de küçük bir Kur'an olduğunu gösteriyor. Üçüncüsü:Kevser kelimesi kudsî, câmi', küllî, nuranî bir kelime olduğundan, mana-yı lügavîsi olan hayr-ı kesîrden ve uhrevî bir havz-ı Kevser'den ve manevî bir havz-ı Kevser olan Kur'an'dan tut tâ hayr-ı kesîr ıtlakına mâsadak olan Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâma i'ta edilen bütün hedaya-yı Rahmaniye ve fütuhat-ı Rabbaniye, tâ feth-i Mekke ve feth-i Beytü'l-Makdis ve feth-i Şam ve feth-i İstanbul'a kadar manaları olduğu gibi, o manalara da işaratı var. Mesela: Âb-ı zemzeme-i Kur'aniyenin menbaı ve havz-ı Kevser'i olan Mekke-i Mükerreme'nin sekizinci senesindeki tarih-i fethine, tekerrürsüz harflerin 8 adediyle ve mütekerrirlerin yine 8 adediyle ve elifin 8 tekerrürüyle ve ﻥ un 8 tekerrürüyle ve feth-i İstanbul'a işaret eden ﻙَ ﺍﻟْﻜَﻮْﺛَﺮَ ﻑ 8 harfleriyle tevafuk sırrıyla ve beş defa sekizlerin ittifakıyla tevafuku, şu fütuhatçı sure-i nuraniyede elbette tesadüfî olamaz. Belki tevfik edilen kudsî bir işarettir. Dördüncüsü:Madem ﺍَﻟْﻜَﻮْﺛَﺮَ bir küllîdir, bir ferdi de İstanbul'dur. Ve madem bu sure fütuhat-ı İslâmiyeye ve Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâma ihsan edilen atiye-i İlahiyeyi haber veriyor. Ve madem ﺍَﻟْﻜَﻮْﺛَﺮَ 'in makam-ı ebcedîsi 757 olup, Sultan Orhan zamanında Süleyman Paşa kumandasında "Erler" tabir edilen 40 kahramanın şahid olmasıyla İstanbul'u hükûmet-i İslâmiye akdi altına girmeye ve fatihasını o tarihte 757'de muhasara ile okumuştur. Ve madem "Kevser" kime verildiğini ifade etmek için ﺍِﻧَّٓﺎ ﺍَﻋْﻄَﻴْﻨَﺎﻙَ 'deki ﻙ ve ne için verildiğine delalet eden ﻓَﺼَﻞِّ 'deki ﻑ zammıyla 857 adedi ile Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın vekili olan Sultan Fatih'in eliyle daire-i İslâmiyet'e ve bir mescid-i ekber ve bir mahall-i salât-ı kübra olarak 857'nin tarihine tevafuk ediyor. Elbette bu sure, şu kevser-i hilafet-i İslâmiyeye sarahate yakın işaret eder denilebilir. ﻳَﺎ ﺭَﺏِّ ﺑِﺴِﺮِّ ﺳُﻮﺭَﺓِ ﺍﻟْﻜَﻮْﺛَﺮِ ﻭَﺑِﺤُﺮْﻣَﺔِ ﺻَﺎﺣِﺐِ ﺍﻟْﻜَﻮْﺛَﺮِ ﺍَﺳْﻘِﻨَﺎ ﻭَﺭُﻓَﻘَﺎﺋِﻨَﺎ ﻣِﻦْ ﻣَﺎﺀِ ﺍﻟْﻜَﻮْﺛَﺮِ ﻓ۪ﻰ ﻳَﻮْﻡِ ﺍﻟْﻤَﺤْﺸَﺮِ ﺍٰﻣ۪ﻴﻦَ