Hâtime
Rumuzat-ı Semaniye · s.102
Kur'an'daLafzullah'ınhurufatının tevafukatı adetlerinin birbirine tevafuklarını, zerre miktar insafı bulunan tesadüfe veremez. Ezcümle: Başındakielifyetmiş yedi tam tevafuku olduğu gibi, sakinelifdahi aynen yetmiş yedi {(Hâşiye): Ehemmiyetli yetmişler, yetmiş yedi senedeki Said'in yaşını gösterdiği gibi "Nur telifi o tarihte tamam olur." diye remzeder. (Hâşiyenin Hâşiyesi): Bu yetmiş yedide bu mübarek harflerin tevafukatı, otuz sekiz sene evvel telif edilen İşaratü'l-İ'caz, bu tevafukla güya işaret eder ki "Müellif, yetmiş yedide vazife-i telifiyesi tam olur." Hakikaten Hüccetüzzehra son telifi ve yetmiş yedi senesinin mahsul-ü hayatı olduğunu tasdik ediyoruz. Nur Şakirdleri namına hizmetinde bulunan Zübeyr} tam tevafuk ediyor. Hem ﺏ nin yetmiş tam tevafukuna ve ﻝ ın yetmiş tevafukuna ve ﻡ in yetmiş tevafukuna ve ﻩ nin yetmiş küsur tevafukuna mutabakatı, beş defa yetmiş birbiriyle tevafuku bilbedahe kör tesadüfün işi olamadığı gibi ﺕ nin altmış adet tevafuku, ﻭ ın dahi aynen altmış tevafukuna ve ﻥ un altmış küsur tevafukuna mutabakatı tesadüf işi olamaz. Hem ﺕ nin beşer tevafukunun adedinin yirmi defa olduğu, ﻭ ın dahi beşer adet tevafukunun aynı yirmi olmasına mutabakatı kör tesadüfün işi diyenler elbette kördürler. ﻝ otuz dört defa iki gelmesi ve ﻩ otuz defa iki gelmesi ve sakinelifinikişer ve üçer adetleri her bir kısmı yirmi yedi defa gelmesi hem sakinelifve ﻩ her birinin üçer adetleri yirmi küsur gelmesi ve ﻩ ve ﺏ her biri kırk küsur defa bir tek gelmesi ve her birinden yalnız üç adet tevafuksuz kalması ﻥ un ikişer tevafuku yirmi altı defa olup aynen yirmi altı defa olarak üçer tevafukuna tevafuku ve ﻡ in yirmi iki defa üçer tevafukuna bir derece muvafık gelmesi... Elbette ve her halde şuursuz ve kör tesadüfün işi değildir. Belki alâmet-i makbuliyet olarak bir inayet-i hâssanın tanzimi ve müdahalesiyle oluyor. Ve hâkeza... Mezkûr tevafuk adedindeki tevafukat-ı latîfe gibi çok münasebetleri var. Zannederim, bu hurufat münasebatındaki sırra dair israf ettim, fazla söyledim. Kardeşlerime bir derece usanç verdim. Belki lisan-ı halleri ﻻﺎﺧَﻴْﺮَ ﻓِﻰ ﺍﻻﺎِﺳْﺮَﺍﻑِ der. Ben de derim ki: İhtiyarsız bir niyet-i hayr ile israfa girdim. Onun için İmam-ı A'zam gibi derim: ﻛَﻤَﺎ ﻻﺎﺧَﻴْﺮَ ﻓِﻰ ﺍﻻﺎِﺳْﺮَﺍﻑِ ﻻﺎ ﺍِﺳْﺮَﺍﻑَ ﻓِﻰ ﺍﻟْﺨَﻴْﺮِ İnşâallah böyle hayırlı işte israf yoktur. İsraf olsa da affedilir. ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﺍﺟْﻌَﻞْ ﺍَﻋْﻤَﺎﻟَﻨَﺎ ﻣُﻮَﺍﻓِﻘَﺔً ﻟِﻤَﺮْﺿَﺎﺗِﻚَ ﻭَﻭَﻓِّﻘْﻨَﺎ ﻻﺎﺗِّﺒَﺎﻉِ ﺳُﻨَّﺔِ ﻧَﺒِﻴِّﻚَ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﻭَﻋَﻠٰﻰ ﺍٰﻟِﻪ۪ ﻭَﺻَﺤْﺒِﻪ۪ ﺍَﻓْﻀَﻞُ ﺍﻟﺼَّﻼﺎﺓِ ﻭَﺍَﺗَﻢُّ ﺍﻟﺘَّﺴْﻠ۪ﻴﻤَﺎﺕِ ﺍٰﻣ۪ﻴﻦَ
Yirmi Dokuzuncu Mektub'un Sekizinci Kısmının
İKİNCİ REMZİ
ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ