Risale-i NurNimet-i İslâm

umre:

Nimet-i İslâm · s.566

umre: İhram, tavaf ve saiy ile vücut, ve tiraş veya taksir ile hitam, bulan bir Hacc-ı asgardır. İhram: Şarttır. Tavafın muazzamı, yâni dört şavtı: Rükündür. Mâdâsı vaciptir. İhramsız umre olmadığı gibi, rüknün bedeli dahi olamaz. Vâcip, terk olunursa, ondan dem yâni kurban, bedel olur. Zikr olunan, dört emirden mâdâsı, sünen ve âdâptır. {(1) Haccın sünen ve âdâbı, umrede dahi, sünen ve âdâptır.} Onları terk eden, günahkâr olur. Başka bir şey lâzım gelmez. Umre eden dahi, gerek tavafta, gerek saiyde, hac edenin işlediğini işler. Umre sünnet-i müekkededir. Senenin bütün vakitlerinde caizdir. Fait olmaz. {(2) Onda, haccın şartlarından vakitten mâdâsı muteberdir. Fevat ancak haçta mütesavverdir.} Ramazanı şerifte, menduptur. Yalnız şu beş günde mekrûhtur: Arefe günü, Nahr günü, Teşrik günleri. Umrenin müfsidi Tavafın ekserinden evvel Muvakaa etmektir. Henüz Mekkeye dahil olmayan, âfâkî umre kasdettikte, ihramını mîkatta giyinir. Mekkede bulunan kimse, hille yâni haremi Mekke dışına çıkarak, oradan ihram eder. {(3) Hill ve harem, bahsine bakınız} Tavaf ve saiy edip (Karin olmadığına ve mütemetti olup da sevki hediy etmediğine göre) tiraş olarak veyahut saçından kırparak ihramdan çıkar. Nâbi aleyhirrahme: Bahş eder ömre terakki umre Hisse-i rahmet alır her zümre

FEVAT, FESAD VE İHSAR AHKÂMI:

Fevat: Haccın fevt edilmesidir. umrenin belli vakti olmadığı için, onda "Fevat" tasavvur olunmaz. Haccın fevatı, arefe vukufunu fevt etmekledir. Hadîs-i şerifte: "Hacarefe demektir." buyurulmuştur. Arefe günü veya akşamı, arafatta bulunmayan kimse, haccı fevt etmiş olur. O halde, bir umre ederek, ihramdan çıkar. Gelecek sene, haccı kazâ eder. Başka bir şey lâzım gelmez. Başlamış olduğu hac, gerek farz, gerek nafile veya nezir olsun. Fesad: Haccın veya umrenin fasid olmasıdır. Hacı, hali ihramda, arefe vukufundan evvel, mücameat etmekle, hac fasid olur. {(4) Velev ki, inzalsiz olsun. Ve unutarak yahut mecbur kalarak veya uykulu halde, vuku bulsun.} Haccını, bu suretle ifsad etmiş olan kimse, bir kurban keser ve -sahih hac gibi- hac fiilerine ve ihram mahzurlarından çekinmeğe, devam ile beraber, nafile dahi olsa, gelecek sene haccı kazâ eyler. Mücameatı, arefe vukufundan sonra ve ziyaret tavafından evvel etmişse, haccı fasid olmaz. Ancak, bir -bedene- yâni deve veya sığır kurban etmek lâzım gelir. Ziyaret tavafından sonra, mücameat etmeğe, bir şey lâzım gelmez. Fesad, umrede dahi cari olabilir. umrenin fesadı, hali ihramda, ta vefattan evvel {(1) Murat: Tavafın ekseri, yâni dört şavttır. Ondan sonra edilen mücameat umreyi ifsat etmeyip, bir bedene kurban etmek lâzım gelir.} mücameat etmekledir. Onun dahi devamı ve kazâsı lâzım olur. umre tavafından sonra, {(2) Ve hattâ, onun en çoğundan.} edilen muvakaaya bedene terettüp eder. {(3) Bedene, deve ve sığır gibi, büyük kurbandır.} İhsar: Hac erkânından veya umre erkânından, memnû kalmaktır. Memnû kalana, (muhsar) tâbir olunur. Muhrim olan kimse, ya hastalanarak veya parası tükenerek, yahut düşman ile mahsur -ve kadın olduğuna göre, mahremsiz- kalarak, vukuf ve tavafa, ve -umreye göre- tavaf ve saaye kaadir olmasa, muhsar demek olmakla harem dahilinde ise, bir kurban keserek, {(4) Hacc-ı kıran ediyor idiyse iki kurban keser.} değil ise, bir kimseye bir kurban veya parasını verip-sözleşmekle- tayin ettiği günde, o kimse tarafından, harem dahilinde kurban kesilerek -muhsar olan muhrim- ihramdan çıkar. Mezkûr kan, tiraş olmağa veya saç kestirmeğe, bedel olduğu için, onlara hacet kalmaz. "Eğer muhsar kalırsanız kolayınıza gelen bir kurban gönderiniz." (Bakara: 196) buyurulmuştur. Mâniin zevalinden sonra, hac ve umre edebilecek ise, yine ihram ederek haccı veya umresini eder. Ve illâ, diğer senede kazâ eyler: Muhsar bil-umre idiyse umreyi ve muhsar bil-hac idiyse, hem hac ve Hem umreyi kazâ eder. Eğer kıran haccında muhsar olmuş idiyse, bir hac ve iki umre kazâ eder. İhsar kurbanı, eğer umre için ise, nahr gününde kesilmek -ittifakla- lâzım olmayıp, nahr gününden evvel dahi, zebh olunabilir. Hac için ise, indel-imam yine öyledir. İmameyn indinde, onun nahr gününde zebh olunması lâzımdır. Her iki takdirde, zebh yeri haremdir. Hill değildir: