Risale-i NurNimet-i İslâm

ŞÜKÜR SECDESİ:

Nimet-i İslâm · s.398

Secde-i şükür dahi, - kavli müftâbih - üzere, sevap üzerine taattir ki, sürûr ve tebşir vaktinde {(1) Bunların biri rüyet ve müşahede haline ve biri adem-i müşahede haline masruftur. İlâhî nimetler ibada müstemirdir. Şükür secdesi, nimetin yenilenmesine veya belânın define mebni olmuş olur. Cenab-ı risâletmeâb, bir cüceyi gördüklerinde, şükür secdesine varmış oldukları gibi, ümmetleri hakkında, şefaatlerinin makbuliyyeti, - Cenab-ı Hak tarafından - kendilerine tebşir buyuruldukta dahi, üç defa şükür secdesine varıp, her defasında, kendi şefîane duâları ve âlîcenabâne istişfaları üzerine, ümmetlerinin bir sülüsü kendilerine bahşolunduğu tebşîr olunmasına teşekküren, bârigâhı perverdigâra, secde-i şükranda bulunduklarını, beyan buyurmuşlardır. Sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem.} Allahü teâlâya şükür ederek, secdeye varmak vardır ve sevaptır. Hazret-i Seyyidül-Kâinatta ve sahabesinde vâkî olmuştur. {(1) Hazret-i Fahr-i Kâinat, ebi Cehlin kesik başını gördüklerinde beş defa secde-i şükür etmişler ve Hazret-i Ebubekir, yemamenin fethinde ve müseylemenin katlin deve Hazret-i Ömer, yermükün fethinde ve Hazret-i Ali, havariçlerin reisi olan zus-sediyyeyi maktul gördüklerinde, şükür secdesine varmışlardır.} Şükür secdesi, - şartları ile - tilâvet secdesi gibidir. Tekbir ile varılır ve Cenab-ı Hakka, hamd ve şükür ve tesbih olunup, tekbir ile kalkılır.