SADAKA-İ FITIR(FİTRE)
Nimet-i İslâm · s.504
{(1) Mâlî vazifelerden olmak itibariyle, fıtır sadakasını fukaha, kitab-uz-zekâtın sonunda zikretmişlerdir. Tabiî tertibe riayetle, biz onu buraya aldık.} Bu babın mesaili, Sadaka-i fıtrin hakikatine, sıfatına, cinsine, miktarına, hükmüne, sebebine, rüknüne, masrifine, vücubü vaktine ve istihbabına dairdir. Sadaka-i fıtrin hakikati: Ancak geçinmeği mütezammin, bir ibadet olmasıdır. {(2) Buradaki mânâda geçinmek, bir kimsenin - ölmeyecek kadar - yiyecek ve zahiresidir.} (Sadaka) tesmiye olunması ve sâim için tuhra (yâni pak) olması, ve edasında niyyetin meşrut bulunması, onun ibadet olmasını göstermektedir. Onda geçinme mânâsı dahi bulunduğundan, malî ibadette meşrut olan, ehliyyet kemali şart kılınmamıştır. Zengin olan sabî ve mecnunun malına da terettüp eder. {(3) Mir'atte böyle göstermiştir. Tuhre-i sâim tâbiri, hadîsten alınmıştır. Tuhreisâim demek, saimden oruç halinde vâki olan, kirlilik ve taksirat için, paklık demektir.} Sadaka: Verilmesiyle - Allah indinde - sevap kasdolunan atiyyedir. Cümlede - muzâfunileyh - vâkî olan, fıtırdan, fıtır günü maksuttur ki, o günün sadakası demektir. Fıtır zekâtı dahi denir. {(4) Sıdk ve ihlâs ile verildiği veyahut mütesaddıkın mesûbâta rağbetinin sıdkını izhar eylediği için, sadaka tesmiye olunmuştur. Nitekim, zevcin zevceye rağbetinin sıdkını izhar ettiğinden dolayı, mihr-i muaccele - sıdâk - denilmiştir. Zekât tâbirinde, tuhre mânâsı mülâhaza olunmaktadır. Ona fıtır zekâtı, ramazan zekâtı, oruç zekâtı dahi denilmektedir.} Bu izâfette, onun, o gün geçirilmeyerek, edâ olunmasına teşvik vardır. Sadaka-i fitnn sıfatı: Nisâba malik veya nisabın kıymetine malik olan, her hür ve mükellef müslime, geniş mânâlı vücup ile vacip olmasıdır. Nisap: Her şeyin asıl ve mercii mânâsına olarak, şer'î örfte, zenginliğin esası sayılan, - mal miktarına - itlâk olunur ki, gümüşe göre, iki yüz dirhemden ibarettir. {(5) Nisabın şart kılınması, şunun içindir ki, sadaka-i fıtır ancak fakirlerin doyurulması için vacip olmuştur. İgnâ ise, gınâsız olmaz. Şer'i gına dahi, nisâb ile mukadderdir. Borç ve aslî havayiçten fâriğ ve fazla olmasının şart kılınması, ihtiyaç içinde olanın yok gibi olmasındandır. Bu bapta, nemâ ve havelan şart değildir. Evve ev eşyası, elbise ve at, silâh ve hizmet köle ve câriyesi, hep aslî havayiçtendir.} Borçtan ve aslî ihtiyaçtan fâriğ ve fazla olarak, o miktardaki mala - aynen veya kıymeten - malik olan kimse, zengin sayılıp, kendisine, dört hüküm, taallûk eder: 1 -Sadaka-i fıtrin vâcip olması, 2 - Kurban kesmenin vâcip olması, 3 - Yakınlarının nafakasının vâcip olması, 4 - Sadaka almasının haram olmasıdır. Sadaka-i fıtır, dört cins şeyden verilmek, vâcip olur: Buğday, arpa, kuru hurma, kuru üzüm. Bunlardan, âtîdeki miktar veçhile, ya aynen veya kıymetlerinden verilir. Sadaka-i fıtrin miktarı: Buğdaydan yahut buğday unundan veya bulgurdan, yarım sâ'dır.Arpa ve kuru hurma veya kuru üzümden, bir sâ'dır. {(1) Kuru üzümü, kuru hurma gibi saymak, İmameyn kavli ile Hazret-i İmamdan bir rivayettir, müftâ-bih olan budur. Diğer rivayette, kuru üzüm buğday gibidir.} Sâ: Bir ölçektir ki, - rıtli irâkî - ile sekiz rıtıldır. Bir - rıtli irâkî - veznen yüz otuz dirhem olmakla, bir sâ' bin kırk dirhem ve yarısı beş yüz yirmi dirhemdir. Bunların kıymetini (nakden bedelini) dahi, vermek câizdir. Bolluk olup da, fakirin muhtaç olduğu şeyler, bulunduğu zamanlarda kıymetini vermek - ihtiyaçlar mütenevvi olduğu ve para ise, hâcâtı karşılamada süratli bulunduğu için - efdaldir. Darlık ve pahalılık zamanlarında - aynen verilmesi - paradan efdaldir. Sadaka-i fıtrin hükmü: Dünyada vâcibin uhdesinden çıkmak ve ahirette sevaba ulaşmaktır. Sadaka-i fıtrat sebebi: Mükellefin kendi nefsi ile mutlak ve kâmil velâyetle, kendinin idare ve velâyeti altında olan, köle ve cariyesi ve küçük olan fakir çocuklarıdır. Nisâba malik olan mükellef, hem kendi nefsi, hem de bâliğ olmamış, fakir bulunan çocukları ve ticaret için değil de, {(2) Ticaret için olan köle ve cariyelerin, Sadaka-i fıtri yoktur.} hizmet ve istifraş için olan câriye ve köleleri için, sadaka-i fıtır, verir. Memlûkü velev, gayr-i müslim yahut müdebbir veya Ümm-ü veled olsun!. {(3) Mükâtip olan köle için, sadaka-i fıtır vermek, onda velâyet hakkı olmadığından, efendiye vacip olmadığı gibi, mükâtibin kendisine de, vâcip olmaz. Çünkü, elinde bulunan efendisinindir. Müşterek olan kulda dahi, şeriklerinden her birinin velâyeti kasır olmakla, sadaka-i fıtır, biç birine vâcip değildir.} Babası ve validesi için, vermediği gibi, kendi zevcesi {(4) Zevcesinin fitresini vermek zevc üzerine vacip değildir.} ve büyük çocukları için dahi, vermez. Küçük çocuğunun dahi, kendi malı olduğu takdirde, Sadaka-i fıtrini, onun kendi malından, verir. Sadaka-i fıtrın rüknü: Onu, masrifine tediyeden ibarettir. Sadaka-i fıtır dahi, zekât gibi temlik olunur. Taam bağışlamakla, edâ edilmiş olmaz. Sadaka-i fıtrin masrifi (sarf yeri demektir): Zekâtta olduğu gibi, müsliminin fakirleridir. Zengine ve zimmîye verilmez. {(1) Zimmiye verilmemesi, müftâbih olan, İmam ebû Yûsufun kavlidir.} Usul ve furûdan olan fakirlere ve zevceye ve kendi memlûküne ve mükâtibine dahi, verilmez. Herkes kendi fıtrasını bir fakir müslime verir. Müteaddit kimseler dahi, Sadaka-i fıtralarını, bir fakire verebilirler. Bir Sadaka-i fıtrin, birden ziyade fakire dağıtılması dahi, - ihtilâflı olarak - câizdir. {(2) Asılda böyle mezkûr ise de, İbni Nüceym, fetvalarında: "Bir sadakat fıtrı, fakirlerden birkaç kimseye vermek câiz olmaz. Vâcip olan, bir fıtrayı, bir fakire vermektir" diye mezkûrdu.} Niyyet ile verilir. Fıtranın ayrıldığı sırada, edilen niyyet dahi, kâfi olur. Fakire verir iken, bildirmek lâzım değildir. Sadaka-i fıtrın vücubü vakti: Fıtır gününün sabahıdır ki, şevvalin ilk gününün fecrinden itibaren, itâsı vâcip olur. {(3) Buna binaen dediler ki, kölesine: Fıtır günü geldiği vakit, sen âzâdsın, diyen kimsenin, kölesi bayram günü azat olur. Ve aralıksız, âzattan evvel, o kölenin sadaka-i fıtrini vermek, o kimseye vâcip olur. Çünkü, meşrût vücutta, şarttan muahhardır. Ona mukarin değildir.} Ondan evvel veya sonra olarak, vermek dahi câizdir. {(4) Hakkındaki emir mutlak yâni, bir vakit ile mukayyet olmadığından, onun vücubü, geniştir ki, müddeti - ömür içinde, müteaddit seneler için, toptan veya müteferrikan veyahut sene be sene müstahap olan vaktinde edâ olunur. Bir kimse, sadaka-i fıtri, ramazan girmeden vermek câiz olur mu? Elcevap: Olur.} Vücubün tahakkukundan evvel vefat edene, veya fakir düşene sadaka-i fıtır vâcip olmadığı gibi, ondan sonra doğan veya müslim olan, yahut zenginleşen için dahi, sadaka-i fıtır, vâcip olmaz. Sadaka-i fıtrin istihbabı vakti: Bayram namazına çıkmadan evvelcedir. {(5) Fecrin tulûundan sonra amelen bi-emrihi ve fiilihi, sallallahü teâlâ aleyhive sellem.} Bir özre mebni, oruç kendisinden sakit olandan, sadaka-i fıtır sakit olmaz. Özre mebni oruç tutmayan dahi Sadaka-i fıtri verir. Dediler ki, Sadaka-i fıtri, ihraç ve itâda, savmın kabulü ve arzuya nailiyyet, felâh ve sekeratı mevtten halâs, kabir azabından necat vardır.
--