NEVAFİLİN BEYANINA DAİR:
Nimet-i İslâm · s.314
Nevafil: Nafilenin cem'idir. Nafile ve nefl: Farz ve vâcib olmayan ibadettir {(1) Gerek namaz, gerek oruç, gerek zekât, yahut hac olsun hepsi birdir. Yalmız burada maksud, namazdır.} ki, ziyade mânâsından alınmıştır. {(2) Ganimete, nefl itlâki bundandır ki, cihad mevzuu olan îlâyi - kelimetûllâh, üzerine ziyadedir. Kale teâlâ (yes'elûneke anil-enfal). Çocuğunun çocuğuna dahi nafile itlâk olunur. Enbiyâ sûresinin 72. âyetindeki kavl-i kerîmi bu mânâdandır ki, biz azîmüş-şân İbrâhime matluba olan tabaktan başka, fazladan olarak Yakubu dahi, bahş ve ihsan eyledik, demektir.} Farzdan ve vâcipten fazla olan namazlar demektir. Ona tetavvu'da denir ki, kişinin vâcib olmayarak, tav'an kıldığı namazdır. Sünnetler bu cümleden olduğu halde, fasl-ı sünen, denilmeyip, fasl-ı nevafil denilmesi, nefel tabirinizi, daha şümullü olmasındandır. Çünkü, her sünnet nefeldir. Her nefel sünnet değildir. Nevafilin, revatip ve regaip nevi vardır. Revatip: Müekked ve gayr-i müekked olarak, farzlardan evvel yahut sonra kılınmakta olan sünnetlerdir.. {(3) Nitekim, İhya-i ulûmun, nevafil faslında, -salâvâtın revatibi: Beştir. Râtibe-i subh, râtibe-i zuhur ilh...-, diye zikr olunmuştur.} Regaip: Duhâ ve teheccüd gibi, sair nevafildir.