LİÂNIN SIFATI:
Nimet-i İslâm · s.734
Liânın sıfatı (sureti): Kitap ve sünnetten olan, nassı şerinin, nâtık olduğu veçhiledir ki, hâkim karı kocayı - yüz yüze getirerek - iltianı, evvelâ kocaya emreder. Zevc dahi: "Eşhedü billâh ki, ben buna zinâ isnat etmekte sadıklardanım" der. {(3) Eğer hem zinâ ve hem çocuğun reddi ile, kazf etmiş ise, liânda ikisinide, zikreder.} Ve bunu dört defa söyler. Beşincisinde: "Eğer ben yalancılardan isem. ." diye, kendisine Allahın lânetini okur. Sonra, hâkim zevceye hitaben: Sen dahi, iltiân et, diye, emretmekle, zevce dahi: "Eşhedü billâh ki, bu bana zinâ isnat etmekte yalancılardandır..."der ve bunu dört defa söyler. Beşincisinde: "Eğer o sadıklardan ise,"diye, kendisine Allahın gadabını okur. Zevceyn, bu suretle mülâane ettiklerinde, hâkim, zevce ayrılmayı emreder. O dahi, boşama ile, ondan ayrılır. Eğer zevc, boşamaktan imtina ederse, hâkim kendilerini ayırır. Zevceyn, liândan, vaz geçtikten sonra, aralarını tefrik etmemesini talep etseler, hâkim onlara icabet etmez. Kendilerinin ayrılmağa rızaları olmasa bile: "Ben sizin aranızı tefrik ettim" diye, ayrılmağı hükmeder ki, zevciyyet bir talâkı bâin ile, kesilmiş, olur. {(1) Zevc zevcesini, doğan çocuğun kendinden olmadığı ile, kazf etmiş ise hâkim hem de çocuğun nesebini babasından kesip, onu vâlidesine ilhak eder. "Sizi ayırdım ve çocuğun nesebini, senden kestim" diye, zevce tefhim eder. Bunun için, mutavvelâtta mezkûr, bir takım şartlar vardır.} Hâkim yanılıp ta, liân kelimelerinin, ekserinden sonra dahi tefrik etse, hükmü sahih olur. Eğer liân kelimelerinin azından, yâni bir veya ikisinden sonra, tefrik ederse, sahih olmaz. Liân kendi nezdinde olan hâkim, onları tefrik etmeden mâzûl veya merhum olursa, ikinci hâkim, liânı yeniden icra eder. Zevceynin ayrılmaları, yalnız liân ile değil, hâkimin hükmü ile olacağından, liândan sonra ve tefrikten evvel, zevciyyet kaim olmakla, zevcin zevceye talâkı vâki, ve iylâ ve zıharı sahih olur. Ve vefat vukuunda, tevarüs câri bulunur. Şu kadar ki, zevcin ona takarrubu, yahut bunun mukaddemat ve devaisinde bulunması câiz olmaz. {(2) Hadis-i şerifte: "Lian yapan karı-koca birleşemezler" buyurulmuştur. İmam Ebu Yûsuf kavlince, onlar badema, birbirlerine müebbet hürmet ile haram olurlar. Buna mebni, tahrim sebeplerine dair olan nazma, liân dahi ilâve edilmiştir. Kitab-un nikâhın muharremat faslındaki hâmişi okuyunuz.} Meğer ki, nefsini tekzip etmiş ola. O halde, nikâh yenilenmeksizin takarrubu dahi helâl olur. Zeyd, zevcesi afîfe Hinde, bire zâniye diye, kazf eylemekle, Hind Zeydi, mucibiyle mutalebe edip, liân şartları mevcut olmakla, liân teklif olundukta, Zeyd nefsini tekzip etmeyip, liândan iba etmekle, veçhi şerî üzere iltiân ettiklerinde, hâkim Hindi Zeydden tefrik eylese, Hind Zeydden mübâne olur mu? Cevabı Olur. Bu sûrette, Hindin iddeti munkaziyye oluncaya kadar, nafakası Zeyd üzerine lâzım olur mu? Cevabı: Olur.
İNANET, CİBAB VEYA HISA SEBEBİYLE MÜFARAKAT:
İnanet: İnniniyyettir. İnnin, erkeklik uzvu - kudretsiz olarak - mevcut olandır. Nâdir olarak yaradılıştan, ve en çok ihtiyarlıktan ileri gelir. Cibab: Mecbubiyettir. Mecbub: Tenasül uzvu, kesik olandır. Hisâe: Hasîliktir. Hasî: Husyeleri kopuk (yok) olandır. Evvelki, ak ağalık ve ikincisi ile üçüncüsü, tavâşîliktir ki, bunlar, kadına yaklaşmaya mâni olan hallerden, ve erkeğin ayıplarındandır. Kadının dahi, tenasül mevziinde, ona yaklaşmaya mâni, çatıklık, yahut ur gibi ayıplar olabilir ki, öylesi, tenasül uzvunun fena teşekkülünden ibarettir. ' Kasm babının sonlarında geçtiği üzere, zevciyyette, kocaya şer'ân vâcip olan, zevcesine - bir kerre olsun - muvakaa etmektir. Ondan sonra, zevcenin - bu husustan dolayı - zevcinde husumet hakkı olmaz ise de, kendinden mâni olmayan, ve zevcinin bu baptaki mâniine - nikâhtan sonra - rızası bulunmayan kadının muhayyerliği, ve husumet hakkı olur ki. dilerse dâva ederek, zevcinden, hâkimin hükmü ile, ayrılabilir. Onun bu baptaki hiyarı, ihmal üzerindedir: Zevcini - bilâ rıza - innin, yahut mecbub veya hasî, bulup da, bir zaman dâvâ etmeyen veyahut dâvâ edip de, bir müddet dâvayı terk eyleyen, zevcenin dâva hakkı, sâkıt olmaz. Kendinde, o gibi ayıp olan kadının, bir şey demeğe hakkı olmadığı gibi, her ikisi ayıpsız olmak hasebiyle fiilen karı koca olduklarından sonra, kocada hâdis olan, ananet sebebiyle dahi, zevcenin muhayyerliğe, kazaen hakkı olamaz. Kocasının ayıbına nikâhtan evvel bilgisi veya nikâhtan sonra rızası olan kadının dahi, muhayyerliği bulunamaz. Kendinde kusur olmayıp, zevcinin ayıbına dahi, nikâh vaktinde bilgisi ve nikâhtan sonra onu işittiği halde, rızası olmayan kadının zevci, innin olduğuna, ve kadını kendiliğinden bırakmadığına göre, kendisi hürre ve bâliğa ise, hâkime müracaatle dâvâ edebilir. Hürre olmayanın hiyâr hakkı, mevlâsına âit olur ve henüz gayr-i baliğa bulunanın bülûğuna intizar olunur. Hâkim, ona dokunmuş olup olmadığını kocasından sorar. Zevc, kendinin dokunmadığını, ikrar ederse, hâkim onu imhal (yâni murafaa vaktinden itibaren, kamerî bir sene kendisini, tecil) eder. Hâkimden başkasının teciline itibar olunmaz. O müddet içinde - ki, mutedil iklimler ahalisine göre, dört mevsimin insanların bünyelerince, tesirâtı görülmüş ve tam bir tecrübe hâsıl edilmiş olur - zevc bir defa olsun, vâsıl oldu ise, ne âlâ, vâsıl olamamış ise, kendinin tatlikinden imtinaı, ve zevcenin ayrılma talebinde ısrarı {(1) Bu ikinci talebidir. Birincisi tecil ve ikincisi tefrik için olmuş olur. Kadısın gıyabında, vekilinin talebi dahi, kendi talebi gibidir.} üzerine, hâkim onları ayırır ve bu suretle zevceyn arasında bir talâkı bain, vukua gelmiş olur. (Kadın, tam mehrini alır ve iddet bekler. Aralarında tevarüs cereyan etmez.) Eğer zevc murafaa esnasında, inanetini ikrar etmeyip, birleştiğini iddia ederse, kadın bâkire olmadığına göre söz - yeminle - zevcindir. Zevcin iddiasına karşı, zevce kendinin bekâretini iddia eylerse, muayene ettirilir. Bakan kadın (bir olmak kâfi ve iki olmak ihtiyattır): Bâkire değil derse, söz yine - yeminle - zevcindir. Zevc yemin ederse, kadının hakkı kalmaz olur. Yemine yanaşmazsa eski minval üzere, bir sene tecil olunur. Bakan kadın, zevcenin bâkir bulunduğunu söylerse, söz - yeminsiz - zevcenindir. Kadın, bâkire olmayıp da, bekâretinin, başka sebep ile, meselâ parmağı ile izalesini iddia suretinde dahi, zevc - yemini ile - tasdik olunur. Husûmetin iptidasındaki yeminden nükûlde, zevc tecil ve intihadaki nükûlde, zevce tahyir edilir, demektir. Tecil müddetinde, ramazan günleri ve zevcin hac zamanı ve gıybeti, zevcenin âdet günleri, hepsi hesaba dahil edilir. Gerek zevc ve gerek zevcenin, az çok, hastalık müddeti ve bilhassa, zevcenin, hac ve bulunmadığı zamanı, hesap olunmaz. Husûmet sırasında, zevc, küçük yani çocuk veya marîz, yahut ihramlı ise, tecilin başlama zamanı, bülûğdan ve ifakattan ve ihlâlden sonra olur. Hâkimin tecili, innin ve o hükümde olan, hasî hakkındadır. Mecbûb sagir olsa dahi, tehirde fâide olmadığı için, mütalebe hakkı olan, zevcesinin dâvâsı üzerine, hâkim onu tecil etmeyip, derhal aralarını tefrik eder. Gerek mecbubta ve gerek innin ve hasîyde, tefrikten sonra olan, ikinci evlenme için, hiyâr hakkı kalmaz.