İYLÂ:
Nimet-i İslâm · s.715
İylâ (if'âl babındandır) yemin mânâsınadır, zevceye yaklaşmamak üzere edilen yemine, ıstılah olmuştur. {(1) "İçinizdeki servet ve fazilet sahipleri, yakınlarına, düşkünlere, vermemeye yemin etmesinler." (Nûr: 22). âyeti. Şu sözlerle, mütalâaya lâyıktır: Memduh az yemin eder ve yeminini hıfzeder. Ağzından yemin çıkacak olursa, çıkan yemin, kendisine yük olur. (Kendisi hanis olmaz.)} İylânın: Sebebi, şartı, rüknü, hükmü vardır, bunlar âtîdeki ifadelerden anlaşılacaktır. Bu bapta, asl olan "Kadınlarına yaklaşmamaya yemin edenler, dört ay bekleyebilirler." (Bakara: 226) âyet-i kerimesidir. Câhiliyye Arapları kadınlar hakkında, tehakkümât cümlesinden olarak, darıldıkları zevcelerine, senelerce uzak durup, takarrup etmezler ve etmeyeceklerine, yemin ederlerdi. Kadınlar bundan mutezarrir ve gönülleri incinmiş olmalariyle, şer'î munîr onları, himayeten mezkûr yemine bir hudut tâyin buyurmuş, ve o haddin tecavüzünü, talâk saymıştır. Şöyle ki: Zevcesine takarrup etmemek üzere yemin eden kimse, zevcesi hürre olduğuna göre, dört, ve gayr-i hürre olduğuna göre, iki, aydan ziyade işi uzatmamak lâzım gelip, bu müddet içinde, yeminini bozar ise mesele yok, keffaret eder. Ve nikâhına halel gelmez. Yemininde sebat ederek, zikr olunan müddet, takarrup etmeksizin geçer ise, bir talâkı bâin, vâki olur. İylâ eden kocaya (muvlî) tâbir olunur ki, zevcesine takarruptan, nefsini, müekkeden menetmiş olan kimse demektir. İylâ olunan zevceye dahi (muvlâ) denilir. Mezkûr menetme, - yemini billâh - ile olduğu gibi - yemini bittalâk ve "yemini bilitâk", yahut hac nezri veya itâk misilli, nefs için, külfeti mucip ve meşakkatli olan şeye, takarrubu tâlik ile dahi, olur. Muvlî olan zevcin iylâda sebat etmesi mümkün olduğu gibi, sebat ve ısrar etmeyip, ondan rücû eylemesi dahi, mümkündür. Bu baptaki rücûa, mezkûr âyet-i kerimedeki (fâû) kavl-i kerîminden alınarak, fey tâbir olunur. {(1) Kitab-us-salâtta mezkûr olan (feyi zevâl), dahi rücû mânâsınadır. Namaz vakitleri bahsindeki hamişe müracaat oluna.} Sebat olunduğu surette, zikredildiği üzere, bir talâkı bain, vâki olarak arada, zevciyyet kalmaz olur. (Fey) suretinde, ya keffaret veya ceza lâzım gelerek, {(2) Keffaret, yemini billâha ve cezâ, yemini bittalâka karşıdır.} zevciyyete, halel gelmemiş olur.Sebat sûretinde yemin; fey sûretinde iylâ sâkıt bulunur. {(3) Yeminin sükutu, muvakkat olmasına göredir. Müebbetlik ifâde eden yeminler, dört ay sebat ile sakıt olamaz.} Keffaret: Yemin keffaretidir ki, on fakiri, keffaret niyyeti ile doyurmak (savmda geçmiştir), veya giydirmek, yahut tahrîri rakabe (kul azat) etmektir. Ve bunlardan âciz olan {(4) Hattâ iki gün oruç tutup, üçüncü gün miras veya sair vech ile kaadir olsa, malen keffaret etmek, lâzım gelir.} üç gün arka arkaya oruç tutmaktır. {(5) Hastalık gibi, bir özr-ü şer'îye ve hattâ, kadın kısmı âdet sebebiyle, arka arkaya tutamasa, tekrar başlar.} Ceza: Muallâk olan şey, her ne ise, o, vâki ve lâzım olmaktır. Talâk. İtak, hac, yüz rekât namaz gibi. {(6) Cezanın lüzumu, özür olmamasiyle mukayyeddir. Ceza müteazzir oldukta, iylâ dahi, sakıt olur: Kölenin âzâdını zevcenin -vikaına- tâlik etmek suretinde, kölenin vefat etmesi gibi ki, iylâ sakıttır. Kölenin satılması dahi, vefat etmesi gibi olup, ancak -takarrüpten evvel- efendisinin milkine avdet etmesi takdirinde, iylâ münakit ve -takarrüpten sonra- avdet eylemesi suretinde, gayr-i münakit olur.} İşte iylânın hükmü budur. İylânın şartı: Zevcin talâka ehliyeti, ve zevcenin ona mahalliyetidir. Sabînin ve delinin iylâsı sahih olmayıp, kölenin iylâsı, sahihtir. Çünkü, kölenin talâka ve - maldan başka - keffarete ehliyeti vardır.Zevcenin, talâka mahalliyyeti, menkuha olması iledir. Ecnebi olan kadına - tezevvücüne izafe etmedikçe - iylâ vâki olmadığı gibi, odalık câriye hakkında dahi, iylâ vâki olmaz. Müddetinden eksik olmamak dahi, iylâda şarttır. İylânin sebebi, karı koca arasında kavga ve güzelce geçinememektir. İylânın rüknü, takarrup etmemeğe yemin,veyahut takarrubu, külfeti mucip, bir şeye tâlik etmektir. Yeminsiz iylâ olmadığı gibi, iki rekât namaz gibi, külfeti mucip olmayan {(1) Tenbellik gibi, nefsin kötü bir haline mebni olan, meşakkate itibar olunmaz. Yüz rekât iylâ değildir. Bunun kıyası: İşi yüz hatm etmeğe, yahut yüz cenazeye gitmeğe tâlik ile muvlî, olmaktır.} bir şeye, takarrubu tâlik dahi, iylâ değildir. Müddetinden az olan, bir zaman için edilen yemin veya talik dahi, iylâ değildir. İylânın müddeti: Hürre olan zevce hakkında - arka arkaya - dört, ve hürre olmayan zevce hakkında iki, kamerî ay, yahut otuz gün hesabiyledir. (Gurre olursa, hilâl ve gurre olmazsa, gün itibar olunur.) Mezkûr müddetten azı, âdi yemindir ki, nakzına, keffaret lâzım gelir ise de, müddetinin - mukarenetsiz - güzeran olmasına, talâk terettüp etmez. {(2) İylâ müddetinde, zevcin - mukareneti - diyaneten lâzım, ve bu bapta kendisi şer'an, mutaliptir. Mukarenette bulunmazsa, âsim olur. Hâkim ona cebir bile, eder. İylâ müddetinden az olan yemin, böyle değildir.} Hürre olan zevcesine "Sana doksan gün takarrup etmem" diye, yemin eden kimse, yemininde sebat etmekle, zevcesi kendinden mübane olmadığı gibi, "Bundan böyle sana takarrup etmeyeyim, melekler ve yer ve gök şahit olsun, eğer edersem, mahremimle zina etmiş olayım" demekle dahi, iylâ münakit olmaz. Binaenaleyh, takarrup etmeyerek, dört ay geçmekle, zevce bain düşmez. Takarrup etmiş olmak sûretinde, keffaret dahi lâzım gelmez, çünkü, yemin değildir. İylâda; söz, sarih ve gayr-i sarih olabildiği gibi, müddet dahi musarrah ve gayr-i musarrah olabilir: Helâli tahrim, yemin olmakla, zevcesine "Sen bana haramsın" yahut "Sen bana haram ol" diyen kimse, tahrim murat ederse, iylâ etmiş olur. İylâ etmek istememiş olduğuna göre, zevcesini, bainen boşamış olur. {(3) Kazaen, niyyete muhtaç olmayan sözlerdendir.} Çocuğun sütten kesilmesine, dört aydan eksik zaman olmayan kadına, zevcinin "Çocuğu sütten kesinceye kadar yemin olsun ki, sana takar rüp etmem" demesi müddeti - gayr-i musarrah - iylâdır. İylâ, müebbet dahi olur: Vallahi ben sana, ebeden takarrüp etmem, demek gibi. {(1) İylâ, muayyen müddetiyle muvakkat ve müebbet kaydiyle, mukayyet olduğu gibi, müddetsiz dahi olur ki, buna, Netif sahibi, (iylâ-i meçhul) demiştir. Ne müddet ve ne de kayd-i ebet olmayarak "yemin olsun ki, sana- yakınlık etmem"demek gibi ki, bunun da hükmü, ebedî olanın hükmü gibidir.} Bunda, o anda zevcenin âdetli olmaması, şarttır. Muvakkat iylâ, fey vuku bulmadığına göre, bir talâkı bâin ile nihayet bulursa da, (müebbet iylâ), onunla nihayet bulmayıp, ikinci ve üçüncü nikâha dahi, sirayet eder. Şöyle ki: Zevcesine "Sana ebeden takarrüp etmem" diye, yemin eden kimse, yemininde sebat ederek, aradan dört ay - takarrüpsüz - geçmekle, zevcesi kendisinden, talâkı bâin ile, boş düştüğü gibi, ikinci ve üçüncü nikâhlarda dahi, tezevvüç vakitlerinden itibaren, dörder ay - mukarenetsiz -güzeran olur ise, birer talâkı bain daha vâki olur. Zevcenin, diğer kocadan sonra, avdeti takdirinde, iylâ kalmayıp, ancak yeminin hanis olmasından dolayı, fey'e yâni - mukarenete - keffaret lâzım gelir. İylâdan fey - yâni rücû etmek - mukarenet ile olur. {(2) Zeyd, zevcesi Hinde "vallahi döşeğine girmeyeyim" dedikte, iylâ niyyet edip, dört ay geçip mukarenete kaadir iken mukarenette bulunmasa, Hind baineolur mu? Cevabı: Olur.} Meğer ki, kendinde veya zevcede olan, bir mânîa mebni, mukarenet, vuku bulmamış ola. O halde, zevc "Ben sana rücû ettim" yahut "Ben iylâmı iptâl eyledim, sözümü geri aldım" demek gibi, şifaen fey eder. Mâniin zevalinde, fiilen fey etmek lâzım gelir. {(3) Mâniin hastalık ve zevc hakkında yaşlılık, ve zevce hakkında küçük bulunmak, yahut geçimsizlik gibi, haller olması lâzımdır, ihram ve itikâf gibi, aczi hükmî, bu bapta muteber değildir. Ve aczi hakikinin, iylâ vaktinden, müddetin geçmesine kadar, devamı şarttır. Sahih olan, iylâ edip te, sonra mariz olan kimsenin, fey'i mukarenetsiz olmaz. Lisanen olan fey zamanında, nikâhın bekası dahi, şarttır. Zevc zevceyi ibâneden sonra ona fey etmiş olsa, iylâ sâkıt olmaz.} Her halde, yemin için keffaret edilir. Gerek iylâ ve gerek fey, rızaya mütevakkıf olmayıp ikrahla dahi, sahih olan umurdandır. Müteaddit zevcesi olan kimsenin, bütün karıları hakkındaki yemini, keffareti vahide ile, sâkıt olur. Çünkü, keffaretin lüzumu, Allahın adına karşı olan hürmetsizlikten dolayıdır. O da, müteaddit değildir.
--