7- ZÜHRE
Mesnevî-i Nuriye · s.264
Uzun bir hakikatın yalnız ucunu göstermek ve parlak bir nurun yalnız bir şuâını irae etmek maksadıyla yazılan bu çok mühim risale, gayet ehemmiyetli hakikatları ihtiva ettiğinden en mümtaz Nur şakirdlerinin musırrane talebleri üzerine -ekserîsi Arabça bilmeyen o şakirdlerin istifadelerine medar olmak için- kısmen izahlı, kısmen kısa bir meali Üstadımız tarafından Türkçeye çevrilmiş ve Onyedinci Lem'a namıyla Onbeş Nota olarak Risale-i Nur Külliyatının Lem'alar kısmına ilhak edilmiştir. Zühre şöyle bir hakikatla başlar: Dünyadaki her zîhayat, mâlikinin ismiyle, namıyla hesabıyla çalışan muvazzaf bir asker gibidir. Kim kendini kendine mâlik zannetse o kimse hliktir. Sonra uzun ve muhit bir salât ü selâmı müteakib her biri bir risalenin güya hülâsası ve çekirdeği mahiyetindeki şümullü"İ'lem"leregeçer. "İ'lem"lerin birisinde, Kur'an tilmizi ile felsefe tilmizini içtimaî ve şahsî cihetlerden mukayese ederek felsefenin sakîm ve muzır kısmının bâtıl hükümlerini çürütür. Son "İ'lem"i de, gayet güzel ve hazîn bir münacat ihtiva etmektedir. daha fazla malûmatı Türkçe olan Notalar Risalesi'ne havale ederiz. Bu Mesnevî-i Nuriye'nin fihristesinde, o kıymetdar hârika risalelerdeki yüzer hakikatlerden yalnız bir ikisini nâkıs fehmimizle ve kāsır ifademizle göstermeğe çalıştık. Yoksa gösterdiğimiz misaller, o hârika-i ilm ü irfanın ne en canlı noktaları olabilir ve ne de en kıymetli cevherleri olabilir. Belki o şemsin cüz'î bir şuâı ve o bahrın küçük bir katresidir.