39-Zümer
Kur'an-ı Kerim Meali · s.457
٣٩ ﺳُﻮﺭَﺓُ ﺍﻟﺰُّﻣَﺮِ {Mekke'de nâzil olmuştur. 75 âyettir. Yalnız 53-55. âyetler Medine'de inmiştir. Adını, 71 ve 73. âyetlerde geçen mümin ve kâfirlerin oluşturduğu topluluklar anlamına gelen "zümer" kelimesinden almıştır.} ﺑِﺴْﻤِﺎﻟﻠّٰﻬِﺎﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ ﺗَﻨْﺰ۪ﻳﻞُ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏِ ﻣِﻨَﺎﻟﻠّٰﻬِﺎﻟْﻌَﺰ۪ﻳﺰِ ﺍﻟْﺤَﻜ۪ﻴﻢِ﴾١﴿ 1- Bu Kitap izzet ve hikmet sahibi Allah katından indirilmiştir. ﺍِﻧَّٓﺎ ﺍَﻧْﺰَﻟْﻨَٓﺎ ﺍِﻟَﻴْﻚَ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏَ ﺑِﺎﻟْﺤَﻖِّ ﻓَﺎﻋْﺒُﺪِﺍﻟﻠّٰﻬَﻤُﺨْﻠِﺼًﺎ ﻟَﻪُ ﺍﻟﺪّ۪ﻳﻦَۜ﴾٢﴿ 2- (Resûlüm!) Şüphesiz ki Kitab'ı sana hak olarak indirdik. O halde sen de dini Allah'a has kılarak (ihlâs ile) kulluk et. ﺍَﻻﺎﻟِﻠّٰﻬِﺎﻟﺪّ۪ﻳﻦُ ﺍﻟْﺨَﺎﻟِﺺُۜ ﻭَﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺍﺗَّﺨَﺬُﻭﺍ ﻣِﻦْ ﺩُﻭﻧِﻪ۪ٓ ﺍَﻭْﻟِﻴَٓﺎﺀَۢ ﻣَﺎﻧَﻌْﺒُﺪُﻫُﻢْ ﺍِﻻَﺎﻟِﻴُﻘَﺮِّﺑُﻮﻧَٓﺎ ﺍِﻟَﻰﺍﻟﻠّٰﻬِﺰُﻟْﻔٰﻰۜ ﺍِﻧَّﺎﻟﻠّٰﻬَﻴَﺤْﻜُﻢُ ﺑَﻴْﻨَﻬُﻢْ ﻓ۪ﻰ ﻣَﺎﻫُﻢْ ﻓ۪ﻴﻪِ ﻳَﺨْﺘَﻠِﻔُﻮﻥَۜ ﺍِﻧَّﺎﻟﻠّٰﻬَﻼﺎﻳَﻬْﺪ۪ﻯ ﻣَﻦْ ﻫُﻮَ ﻛَﺎﺫِﺏٌ ﻛَﻔَّﺎﺭٌ﴾٣﴿ 3- Dikkat et, hâlis din yalnız Allah'ındır. O'nu bırakıp kendilerine bir takım dostlar edinenler: Onlara, bizi sadece Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz, derler. Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola iletmez. {Araplar, putları vasıtasiyle Allah'a yaklaşacaklarına inanıyorlardı. İslâm dini Allah'tan başka hiçbir şeye kulluk edilemeyeceğini, onların bu tutumlarının Allah'a ortak koşmak olduğunu bildirdi ve bunu kesinlikle yasakladı.} ﻟَﻮْ ﺍَﺭَﺍﺩَﺍﻟﻠّٰﻬُﺎَﻥْ ﻳَﺘَّﺨِﺬَ ﻭَﻟَﺪًﺍ ﻻﺎﺻْﻄَﻔٰﻰ ﻣِﻤَّﺎ ﻳَﺨْﻠُﻖُ ﻣَﺎﻳَﺸَٓﺎﺀُۙ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُۜ ﻫُﻮَﺍﻟﻠّٰﻬُﺎﻟْﻮَﺍﺣِﺪُ ﺍﻟْﻘَﻬَّﺎﺭُ﴾٤﴿ 4- Eğer Allah bir evlât edinmek isteseydi, elbette yarattıklarından dilediğini seçerdi. O yücedir. O, tek ve kahhâr olan Allah'tır. ﺧَﻠَﻖَ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَﺍﻻﺎَﺭْﺽَ ﺑِﺎﻟْﺤَﻖِّۚ ﻳُﻜَﻮِّﺭُ ﺍﻟَّﻴْﻞَ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻨَّﻬَﺎﺭِ ﻭَﻳُﻜَﻮِّﺭُ ﺍﻟﻨَّﻬَﺎﺭَ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟَّﻴْﻞِ ﻭَﺳَﺨَّﺮَ ﺍﻟﺸَّﻤْﺲَ ﻭَﺍﻟْﻘَﻤَﺮَۜ ﻛُﻞٌّ ﻳَﺠْﺮ۪ﻯ ﻻﺎَﺟَﻞٍ ﻣُﺴَﻤًّﻰۜ ﺍَﻻﺎ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﻌَﺰ۪ﻳﺰُ ﺍﻟْﻐَﻔَّﺎﺭُ﴾٥﴿ 5- Allah, gökleri ve yeri hak ile yarattı. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor, gündüzü de gecenin üzerine sarıyor. Güneşi ve ayı emri altına almıştır. Her biri belli bir süreye kadar akıp gider. Dikkat et! O, azîzdir, ve çok bağışlayandır. {Gece ve gündüzün birbirine örtülüp sarılmasıyla, sürelerinin uzayıp kısaldığına yerin yuvarlaklığına, hem kendi hem) de güneş etrafında döndüğüne işaret edilmiştir. Zikredilen âyetler, tevhid inancını ve bu inancı güçlendiren delilleri açıklamaktadır.} ﺧَﻠَﻘَﻜُﻢْ ﻣِﻦْ ﻧَﻔْﺲٍ ﻭَﺍﺣِﺪَﺓٍ ﺛُﻢَّ ﺟَﻌَﻞَ ﻣِﻨْﻬَﺎ ﺯَﻭْﺟَﻬَﺎ ﻭَﺍَﻧْﺰَﻝَ ﻟَﻜُﻢْ ﻣِﻦَ ﺍﻻﺎَﻧْﻌَﺎﻡِ ﺛَﻤَﺎﻧِﻴَﺔَ ﺍَﺯْﻭَﺍﺝٍۜ ﻳَﺨْﻠُﻘُﻜُﻢْ ﻓ۪ﻰ ﺑُﻄُﻮﻥِ ﺍُﻣَّﻬَﺎﺗِﻜُﻢْ ﺧَﻠْﻘًﺎ ﻣِﻦْ ﺑَﻌْﺪِ ﺧَﻠْﻖٍ ﻓ۪ﻰ ﻇُﻠُﻤَﺎﺕٍ ﺛَﻠٰﺚٍۜ ﺫٰﻟِﻜُﻤُﺎﻟﻠّٰﻪُ ﺭَﺑُّﻜُﻤْﻠَﻪُ ﺍﻟْﻤُﻠْﻚُۜ ﻻٓﺎ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻻَﺎ ﻫُﻮَۚ ﻓَﺎَﻧّٰﻰ ﺗُﺼْﺮَﻓُﻮﻥَ﴾٦﴿ 6- Allah sizi bir tek nefisten (Âdem'den) yarattı, sonra ondan da eşini yarattı. Sizin için hayvanlardan sekiz eş meydana getirdi. Sizi de annelerinizin karınlarında üç katlı karanlık içinde çeşitli safhalardan geçirerek yaratıyor. İşte bu yaratıcı, Rabbiniz Allah'tır. Mülk O'nundur. O'ndan başka ilâh yoktur. Öyleyken nasıl oluyor da (O'na kulluktan) çevriliyorsunuz? {Yaratılan "sekiz eş", erkeği ve dişisiyle birlikte, deve, sığır, koyun ve keçidir. "Üç karanlık" karın, döl yatağı ve çocuk kesesidir. "Çeşitli safhalar"la çocuğun ana rahmine düşmesinden doğumuna kadar geçirdiği dönemler ve gelişme kasdedilmektedir.} ﺍِﻥْ ﺗَﻜْﻔُﺮُﻭﺍ ﻓَﺎِﻧَّﺎﻟﻠّٰﻬَﻐَﻨِﻰٌّ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﻭَﻻﺎ ﻳَﺮْﺿٰﻰ ﻟِﻌِﺒَﺎﺩِﻩِ ﺍﻟْﻜُﻔْﺮَۚ ﻭَﺍِﻥْ ﺗَﺸْﻜُﺮُﻭﺍ ﻳَﺮْﺿَﻪُ۬ ﻟَﻜُﻢْۜ ﻭَﻻﺎ ﺗَﺰِﺭُ ﻭَﺍﺯِﺭَﺓٌ ﻭِﺯْﺭَ ﺍُﺧْﺮٰﻯۜ ﺛُﻢَّ ﺍِﻟٰﻰﺭَﺑِّﻜُﻤْﻤَﺮْﺟِﻌُﻜُﻢْ ﻓَﻴُﻨَﺒِّﺌُﻜُﻢْ ﺑِﻤَﺎ ﻛُﻨْﺘُﻢْ ﺗَﻌْﻤَﻠُﻮﻥَۜ ﺍِﻧَّﻪُ ﻋَﻠ۪ﻴﻢٌ ﺑِﺬَﺍﺕِ ﺍﻟﺼُّﺪُﻭﺭِ﴾٧﴿ 7- Eğer inkâr ederseniz, şüphesiz Allah, size muhtaç değildir. Bununla beraber O, kullarının küfrüne razı olmaz. Eğer şükrederseniz sizden bunu kabul eder. Hiçbir günahkâr diğerinin günahını çekmez. Nihayet hepinizin dönüp gidişi, Rabbinizedir. Yaptıklarınızı O size haber verir. Çünkü O, kalplerde olan herşeyi hakkıyla bilendir. ﻭَﺍِﺫَﺍ ﻣَﺲَّ ﺍﻻﺎِﻧْﺴَﺎﻥَ ﺿُﺮٌّ ﺩَﻋَﺎﺭَﺑَّﻬُﻤُﻨ۪ﻴﺒًﺎ ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﺛُﻢَّ ﺍِﺫَﺍ ﺧَﻮَّﻟَﻪُ ﻧِﻌْﻤَﺔً ﻣِﻨْﻪُ ﻧَﺴِﻰَ ﻣَﺎﻛَﺎﻥَ ﻳَﺪْﻋُٓﻮﺍ ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﻣِﻦْ ﻗَﺒْﻞُ ﻭَﺟَﻌَﻠَﻠِﻠّٰﻬِﺎَﻧْﺪَﺍﺩًﺍ ﻟِﻴُﻀِﻞَّ ﻋَﻦْ ﺳَﺒ۪ﻴﻠِﻪ۪ۜ ﻗُﻞْ ﺗَﻤَﺘَّﻊْ ﺑِﻜُﻔْﺮِﻙَ ﻗَﻠ۪ﻴﻼﺎۗ ﺍِﻧَّﻚَ ﻣِﻦْ ﺍَﺻْﺤَﺎﺏِ ﺍﻟﻨَّﺎﺭِ﴾٨﴿ 8- İnsanın başına bir sıkıntı gelince, Rabbine yönelerek O'na yalvarır. Sonra Allah kendisinden ona bir nimet verince, önceden yalvarmış olduğunu unutur. Allah'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koşar. (Ey Muhammed!) De ki: Küfrünle biraz eğlenedur; çünkü sen, muhakkak cehennem ehlindensin! ﺍَﻣَّﻦْ ﻫُﻮَ ﻗَﺎﻧِﺖٌ ﺍٰﻧَٓﺎﺀَ ﺍﻟَّﻴْﻞِ ﺳَﺎﺟِﺪًﺍ ﻭَﻗَٓﺎﺋِﻤًﺎ ﻳَﺤْﺬَﺭُ ﺍﻻﺎٰﺧِﺮَﺓَ ﻭَﻳَﺮْﺟُﻮﺍ ﺭَﺣْﻤَﺔَﺭَﺑِّﻬ۪ۜﻘُﻞْ ﻫَﻞْ ﻳَﺴْﺘَﻮِﻯ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﻳَﻌْﻠَﻤُﻮﻥَ ﻭَﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﻻﺎﻳَﻌْﻠَﻤُﻮﻥَۜ ﺍِﻧَّﻤَﺎ ﻳَﺘَﺬَﻛَّﺮُ ﺍُﻭ۬ﻟُﻮﺍﺍﻻﺎَﻟْﺒَﺎﺏِ۟﴾٩﴿ 9- Yoksa geceleyin secde ederek ve kıyamda durarak ibadet eden, ahiretten çekinen ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse (o inkarcı gibi) midir? (Resûlüm!) De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür. ﻗُﻞْ ﻳَﺎ ﻋِﺒَﺎﺩِ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺍٰﻣَﻨُﻮﺍ ﺍﺗَّﻘُﻮﺍﺭَﺑَّﻜُﻤْۜﻠِﻠَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺍَﺣْﺴَﻨُﻮﺍ ﻓ۪ﻰ ﻫٰﺬِﻩِ ﺍﻟﺪُّﻧْﻴَﺎ ﺣَﺴَﻨَﺔٌۜ ﻭَﺍَﺭْﺿُﺎﻟﻠّٰﻬِﻮَﺍﺳِﻌَﺔٌۜ ﺍِﻧَّﻤَﺎ ﻳُﻮَﻓَّﻰ ﺍﻟﺼَّﺎﺑِﺮُﻭﻥَ ﺍَﺟْﺮَﻫُﻢْ ﺑِﻐَﻴْﺮِ ﺣِﺴَﺎﺏٍ﴾١٠﴿ 10- (Resûlüm!) Söyle: Ey inanan kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah'ın (yarattığı) yeryüzü geniştir. Yalnız sabredenlere, mükâfatları hesapsız ödenecektir. {İyi davrananlara haber verilen iyilik, cennet, sıhhat ve âfiyettir. "Allah'ın yeri geniştir" cümlesinden, kâfirler arasında Allah'a karşı ibadet ve itaatını yapamayan kimselerin, inancını yaşayacakları yere hicret edebilecekleri anlamı çıkarılmıştır. 11-20. âyetlerde, ibadetle ihlâsın yanısıra, Allah'ın dışındakilere ve Tâğut'a tapmaktan kaçınmanın gereği açıklanmıştır.} ﻗُﻞْ ﺍِﻧّ۪ٓﻰ ﺍُﻣِﺮْﺕُ ﺍَﻥْ ﺍَﻋْﺒُﺪَﺍﻟﻠّٰﻬَﻤُﺨْﻠِﺼًﺎ ﻟَﻪُ ﺍﻟﺪّ۪ﻳﻦَۙ﴾١١﴿ 11- De ki: Bana, dini Allah'a hâlis kılarak O'na kulluk etmem emrolundu. ﻭَﺍُﻣِﺮْﺕُ ﻻﺎَﻥْ ﺍَﻛُﻮﻥَ ﺍَﻭَّﻝَ ﺍﻟْﻤُﺴْﻠِﻤ۪ﻴﻦَ﴾١٢﴿ 12- Bana müslümanların ilki olmam emrolundu. ﻗُﻞْ ﺍِﻧّ۪ٓﻰ ﺍَﺧَﺎﻑُ ﺍِﻥْ ﻋَﺼَﻴْﺘُﺮَﺑّ۪ﻰﻋَﺬَﺍﺏَ ﻳَﻮْﻡٍ ﻋَﻈ۪ﻴﻢٍ﴾١٣﴿ 13- De ki: Rabbime karşı gelirsem, doğrusu büyük günün azabından korkarım. ﻗُﻼﺎﻟﻠّٰﻬَﺎَﻋْﺒُﺪُ ﻣُﺨْﻠِﺼًﺎﻟَﻪُ ﺩ۪ﻳﻨ۪ﻰۙ﴾١٤﴿ 14- De ki: Ben dinimde ihlâs ile ancak Allah'a ibadet ederim. ﻓَﺎﻋْﺒُﺪُﻭﺍ ﻣَﺎﺷِﺌْﺘُﻢْ ﻣِﻦْ ﺩُﻭﻧِﻪ۪ۜ ﻗُﻞْ ﺍِﻥَّ ﺍﻟْﺨَﺎﺳِﺮ۪ﻳﻦَ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺧَﺴِﺮُٓﻭﺍ ﺍَﻧْﻔُﺴَﻬُﻢْ ﻭَﺍَﻫْﻠ۪ﻴﻬِﻢْ ﻳَﻮْﻡَ ﺍﻟْﻘِﻴٰﻤَﺔِۜ ﺍَﻻﺎ ﺫٰﻟِﻚَ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﺨُﺴْﺮَﺍﻥُ ﺍﻟْﻤُﺒ۪ﻴﻦُ﴾١٥﴿ 15- (Ey Allah'a eş koşanlar!): Siz de O'ndan başka dilediğinize tapın! De ki: Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini, hem de ailelerini ziyana sokanlardır. Bilesiniz ki, bu apaçık hüsrandır. ﻟَﻬُﻢْ ﻣِﻦْ ﻓَﻮْﻗِﻬِﻢْ ﻇُﻠَﻞٌ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻨَّﺎﺭِ ﻭَﻣِﻦْ ﺗَﺤْﺘِﻬِﻢْ ﻇُﻠَﻞٌۜ ﺫٰﻟِﻚَ ﻳُﺨَﻮِّﻓُﺎﻟﻠّٰﻬُﺒِﻪ۪ ﻋِﺒَﺎﺩَﻩُۜ ﻳَﺎﻋِﺒَﺎﺩِ ﻓَﺎﺗَّﻘُﻮﻥِ﴾١٦﴿ 16- Onların üstlerinde ateşten tabakalar, altlarında da (öyle) tabakalar var. İşte Allah kullarını bununla korkutuyor. Ey kullarım! Yalnızca benden korkun. ﻭَﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺍﺟْﺘَﻨَﺒُﻮﺍ ﺍﻟﻄَّﺎﻏُﻮﺕَ ﺍَﻥْ ﻳَﻌْﺒُﺪُﻭﻫَﺎ ﻭَﺍَﻧَﺎﺑُٓﻮﺍ ﺍِﻟَﻰﺍﻟﻠّٰﻬِﻠَﻬُﻢُ ﺍﻟْﺒُﺸْﺮٰﻯۚ ﻓَﺒَﺸِّﺮْ ﻋِﺒَﺎﺩِۙ﴾١٧﴿ ﺍَﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﻳَﺴْﺘَﻤِﻌُﻮﻥَ ﺍﻟْﻘَﻮْﻝَ ﻓَﻴَﺘَّﺒِﻌُﻮﻥَ ﺍَﺣْﺴَﻨَﻪُۜ ﺍُﻭ۬ﻟٰٓﺌِﻚَ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﻫَﺪٰﻳﻬُﻤُﺎﻟﻠّٰﻬُﻮَﺍُﻭ۬ﻟٰٓﺌِﻚَ ﻫُﻢْ ﺍُﻭ۬ﻟُﻮﺍ ﺍﻻﺎَﻟْﺒَﺎﺏِ﴾١٨﴿ 17-18- Tâğut'a kulluk etmekten kaçınıp, Allah'a yönelenlere müjde vardır. (Ey Muhammed!) Dinleyip de sözün en güzeline uyan kullarımı müjdele. İşte Allah'ın doğru yola ilettiği kimseler onlardır. Gerçek akıl sahipleri de onlardır. {Tâğut'un açıklaması için Nisâ 4/60. âyetin notuna bak. Vasıfları anlatılan kimselerin dinledikleri söz, Allah kelâmı, Hz. Peygamber'in sözleri veya selefin görüşleri olarak yorumlanmıştır. Sözün en güzeli kuşkusuz Kur'andır.} ﺍَﻓَﻤَﻦْ ﺣَﻖَّ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﻛَﻠِﻤَﺔُ ﺍﻟْﻌَﺬَﺍﺏِۜ ﺍَﻓَﺎَﻧْﺖَ ﺗُﻨْﻘِﺬُ ﻣَﻦْ ﻓِﻰ ﺍﻟﻨَّﺎﺭِۚ﴾١٩﴿ 19- (Resûlüm!) Hakkında azap hükmü gerçekleşmiş kimseyi ve ateşte olanı sen mi kurtaracaksın! ﻟٰﻜِﻦِ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺍﺗَّﻘَﻮْﺍﺭَﺑَّﻬُﻤْﻠَﻬُﻢْ ﻏُﺮَﻑٌ ﻣِﻦْ ﻓَﻮْﻗِﻬَﺎ ﻏُﺮَﻑٌ ﻣَﺒْﻨِﻴَّﺔٌۙ ﺗَﺠْﺮ۪ﻯ ﻣِﻦْ ﺗَﺤْﺘِﻬَﺎ ﺍﻻﺎَﻧْﻬَﺎﺭُۜ ﻭَﻋْﺪَﺍﻟﻠّٰﻬِۜﻼﺎﻳُﺨْﻠِﻔُﺎﻟﻠّٰﻬُﺎﻟْﻤ۪ﻴﻌَﺎﺩَ﴾٢٠﴿ 20- Fakat Rablerinden sakınanlara, üstüste yapılmış, altlarından ırmaklar akan köşkler vardır. Bu, Allah'ın verdiği sözdür. Allah, verdiği sözden caymaz. ﺍَﻟَﻢْ ﺗَﺮَ ﺍَﻧَّﺎﻟﻠّٰﻬَﺎَﻧْﺰَﻝَ ﻣِﻦَ ﺍﻟﺴَّﻤَٓﺎﺀِ ﻣَٓﺎﺀً ﻓَﺴَﻠَﻜَﻪُ ﻳَﻨَﺎﺑ۪ﻴﻊَ ﻓِﻰ ﺍﻻﺎَﺭْﺽِ ﺛُﻢَّ ﻳُﺨْﺮِﺝُ ﺑِﻪ۪ ﺯَﺭْﻋًﺎ ﻣُﺨْﺘَﻠِﻔًﺎ ﺍَﻟْﻮَﺍﻧُﻪُ ﺛُﻢَّ ﻳَﻬ۪ﻴﺞُ ﻓَﺘَﺮٰﻳﻪُ ﻣُﺼْﻔَﺮًّﺍ ﺛُﻢَّ ﻳَﺠْﻌَﻠُﻪُ ﺣُﻄَﺎﻣًﺎۜ ﺍِﻥَّ ﻓ۪ﻰ ﺫٰﻟِﻚَ ﻟَﺬِﻛْﺮٰﻯ ﻻﺎُﻭ۬ﻟِﻰ ﺍﻻﺎَﻟْﺒَﺎﺏِ۟﴾٢١﴿ 21- Görmedin mi? Allah gökten bir su indirdi, onu yerdeki kaynaklara yerleştirdi, sonra onunla türlü türlü renklerde ekinler yetiştiriyor. Sonra onlar kurur da sapsarı olduklarını görürsün. Sonra da onu kuru bir kırıntı yapar. Şüphesiz bunlarda akıl sahipleri için bir öğüt vardır. ﺍَﻓَﻤَﻦْ ﺷَﺮَﺣَﺎﻟﻠّٰﻬُﺼَﺪْﺭَﻩُ ﻟِـﻻﺎِﺳْﻼﺎﻡِ ﻓَﻬُﻮَ ﻋَﻠٰﻰ ﻧُﻮﺭٍ ﻣِﻨْﺮَﺑِّﻬ۪ۜﻔَﻮَﻳْﻞٌ ﻟِﻠْﻘَﺎﺳِﻴَﺔِ ﻗُﻠُﻮﺑُﻬُﻢْ ﻣِﻦْ ﺫِﻛْﺮِﺍﻟﻠّٰﻬِۜﺎُﻭ۬ﻟٰٓﺌِﻚَ ﻓ۪ﻰ ﺿَﻼﺎﻝٍ ﻣُﺒ۪ﻴﻦٍ﴾٢٢﴿ 22- Allah kimin gönlünü İslâm'a açmışsa o, Rabbinden bir nûr üzerinde değil midir? Allah'ı anmak hususunda kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte bunlar apaçık bir sapıklık içindedirler. ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻨَﺰَّﻝَ ﺍَﺣْﺴَﻦَ ﺍﻟْﺤَﺪ۪ﻳﺚِ ﻛِﺘَﺎﺑًﺎ ﻣُﺘَﺸَﺎﺑِﻬًﺎ ﻣَﺜَﺎﻧِﻰَۗ ﺗَﻘْﺸَﻌِﺮُّ ﻣِﻨْﻪُ ﺟُﻠُﻮﺩُ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﻳَﺨْﺸَﻮْﻧَﺮَﺑَّﻬُﻤْۚﺜُﻢَّ ﺗَﻠ۪ﻴﻦُ ﺟُﻠُﻮﺩُﻫُﻢْ ﻭَﻗُﻠُﻮﺑُﻬُﻢْ ﺍِﻟٰﻰ ﺫِﻛْﺮِﺍﻟﻠّٰﻬِۜﺬٰﻟِﻚَ ﻫُﺪَﻯﺍﻟﻠّٰﻬِﻴَﻬْﺪ۪ﻯ ﺑِﻪ۪ ﻣَﻦْ ﻳَﺸَٓﺎﺀُۜ ﻭَﻣَﻦْ ﻳُﻀْﻠِﻼﺎﻟﻠّٰﻬُﻔَﻤَﺎﻟَﻪُ ﻣِﻦْ ﻫَﺎﺩٍ﴾٢٣﴿ 23- Allah sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve bıkılmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların, bu Kitab'ın etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gönülleri Allah'ın zikrine ısınıp yumuşar. İşte bu Kitap, Allah'ın, dilediğini kendisiyle doğru yola ilettiği hidayet rehberidir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren olmaz. {Âyette zikredilen "Kitaben müteşâbihen" ifadelerinden, âyetlerin birbirini pekiştirdiği anlamı çıkarılmıştır. Kur'an, 23 senede muhtelif zaman ve şartlarda inmiş olmasına rağmen âyetlerinin hiçbiri diğeri ile çatışmaz. Bilakis birbirini teyit ve tefsir eder. "Okunmaya doyulmayan" şeklinde tercüme edilen "mesâniye" kelimesi "çeşitli üslûplarda tekrarlanan" şeklinde anlaşılmıştır.} ﺍَﻓَﻤَﻦْ ﻳَﺘَّﻘ۪ﻰ ﺑِﻮَﺟْﻬِﻪ۪ ﺳُٓﻮﺀَ ﺍﻟْﻌَﺬَﺍﺏِ ﻳَﻮْﻡَ ﺍﻟْﻘِﻴٰﻤَﺔِۜ ﻭَﻗ۪ﻴﻞَ ﻟِﻠﻈَّﺎﻟِﻤ۪ﻴﻦَ ﺫُﻭﻗُﻮﺍ ﻣَﺎﻛُﻨْﺘُﻢْ ﺗَﻜْﺴِﺒُﻮﻥَ﴾٢٤﴿ 24- Kıyamet gününde yüzünü azabın şiddetinden korumaya çalışan kimse (kendini ondan emin kılan gibi) midir? Zalimlere "Kazandığınızı tadın!" denilir. ﻛَﺬَّﺏَ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﻣِﻦْ ﻗَﺒْﻠِﻬِﻢْ ﻓَﺎَﺗٰﻴﻬُﻢُ ﺍﻟْﻌَﺬَﺍﺏُ ﻣِﻦْ ﺣَﻴْﺚُ ﻻﺎﻳَﺸْﻌُﺮُﻭﻥَ﴾٢٥﴿ 25- Onlardan öncekiler (peygamberleri) yalanladılar da farkına varmadıkları bir yerden onlara azap çattı. ﻓَﺎَﺫَﺍﻗَﻬُﻤُﺎﻟﻠّٰﻬُﺎﻟْﺨِﺰْﻯَ ﻓِﻰ ﺍﻟْﺤَﻴٰﻮﺓِ ﺍﻟﺪُّﻧْﻴَﺎۚ ﻭَﻟَﻌَﺬَﺍﺏُ ﺍﻻﺎٰﺧِﺮَﺓِ ﺍَﻛْﺒَﺮُۢ ﻟَﻮْ ﻛَﺎﻧُﻮﺍ ﻳَﻌْﻠَﻤُﻮﻥَ﴾٢٦﴿ 26- Bu suretle Allah, dünya hayatında onlara rezilliği tattırdı. Ahiret azabı daha büyüktür. Keşke bunu bilselerdi! ﻭَﻟَﻘَﺪْ ﺿَﺮَﺑْﻨَﺎ ﻟِﻠﻨَّﺎﺱِ ﻓ۪ﻰ ﻫٰﺬَﺍ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥِ ﻣِﻦْ ﻛُﻞِّ ﻣَﺜَﻞٍ ﻟَﻌَﻠَّﻬُﻢْ ﻳَﺘَﺬَﻛَّﺮُﻭﻥَۚ﴾٢٧﴿ 27- Andolsun ki biz, öğüt alsınlar diye, bu Kur'an'da insanlara her türlü misali verdik. ﻗُﺮْﺍٰﻧًﺎ ﻋَﺮَﺑِﻴًّﺎ ﻏَﻴْﺮَ ﺫ۪ﻯ ﻋِﻮَﺝٍ ﻟَﻌَﻠَّﻬُﻢْ ﻳَﺘَّﻘُﻮﻥَ﴾٢٨﴿ 28- Korunsunlar diye, pürüzsüz Arapça bir Kur'an indirdik. ﺿَﺮَﺑَﺎﻟﻠّٰﻬُﻤَﺜَﻼﺎ ﺭَﺟُﻼﺎ ﻓ۪ﻴﻪِ ﺷُﺮَﻛَﺎٓﺀُ ﻣُﺘَﺸَﺎﻛِﺴُﻮﻥَ ﻭَﺭَﺟُﻼﺎ ﺳَﻠَﻤًﺎ ﻟِﺮَﺟُﻞٍۜ ﻫَﻞْ ﻳَﺴْﺘَﻮِﻳَﺎﻥِ ﻣَﺜَﻼﺎۜ ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُﻟِﻠّٰﻬِۚﺒَﻞْ ﺍَﻛْﺜَﺮُﻫُﻢْ ﻻﺎﻳَﻌْﻠَﻤُﻮﻥَ﴾٢٩﴿ 29- Allah, çekişip duran birçok ortakların sahip olduğu bir adam (köle) ile yalnız bir kişiye bağlı olan bir adamı misal olarak verir. Bu ikisi eşit midir? Hamd Allah'a mahsustur. Fakat onların çoğu bilmezler. ﺍِﻧَّﻚَ ﻣَﻴِّﺖٌ ﻭَﺍِﻧَّﻬُﻢْ ﻣَﻴِّﺘُﻮﻥَۘ﴾٣٠﴿ 30- Muhakkak sen de öleceksin, onlar da ölecekler. {Âyet, kâfirlerin, Resûlullah'ın irtihalini temenni etmeleri ve bunu beklemeleri üzerine nâzil olmuştur.} ﺛُﻢَّ ﺍِﻧَّﻜُﻢْ ﻳَﻮْﻡَ ﺍﻟْﻘِﻴٰﻤَﺔِ ﻋِﻨْﺪَﺭَﺑِّﻜُﻤْﺘَﺨْﺘَﺼِﻤُﻮﻥَ۟﴾٣١﴿ 31- Sonra şüphesiz, siz de kıyamet günü, Rabbinizin huzurunda davalaşacaksınız.