İkinci âyetle işaret edilen delil-i adlî ise:
İşarat-ül İ'caz · s.58
Evet görüyoruz ki; alelekser gaddar, fâcir zalimler lezzetler, nimetler içinde pek rahat yaşıyorlar. Yine görüyoruz ki; masum, mütedeyyin, fakir mazlumlar zahmetler, zilletler, tahkirler, tahakkümler altında can veriyorlar. Sonra ölüm gelir, ikisini de götürür. Bu vaziyetten bir zulüm kokusu gelir. Halbuki kâinatın şehadetiyle, adalet ve hikmet-i İlahiye zulümden pâk ve münezzehtirler. Öyle ise, adalet-i İlahiyenin tam manasıyla tecelli etmesi için haşre ve mahkeme-i kübraya lüzum vardır ki; biri cezasını, diğeri mükâfatını görsün. ﻭَ ﺑِﺎﻻﺎٰﺧِﺮَﺓِ ﻫُﻢْ ﻳُﻮﻗِﻨُﻮﻥَ : Bu cümledeki kelimelerin arasında bulunan nazm ve nizam: 1- Bu cümlenin mâkabliyle bağlanmasını ifade eden ﻭ bu rükn-ü imanînin burada sarahaten zikredilmesi için âmm olarak zikredilen evvelki cümleden bu cümlenin tahsis lüzumuna binaen atf yapılmıştır. 2- Takdimiyle hasrı ifade eden ﺑِﺎﻻﺎٰﺧِﺮَﺓِ kelimesi, bazı ehl-i kitabın iman ettikleri âhiret hakikî bir âhiret olmadığına ta'rizdir. Çünki onların ﻟَﻦْ ﺗَﻤَﺴَّﻨَﺎ ﺍﻟﻨَّﺎﺭُ ﺍِﻻَٓﺎ ﺍَﻳَّﺎﻣًﺎ ﻣَﻌْﺪُﻭﺩَﺓً âyet-i kerimesinin hikâye ettiği gibi:"Cehennem ateşi, bizi daima yakacak değil ya! Ancak birkaç gün yakacaktır."gibi sözleriyle ve bir cihette lezaiz-i cismaniyeyi nefy ve inkâr ettiklerinden anlaşıldığına göre, bildikleri âhiret, mecazî bir âhiret imiş. 3- Malûm ve ma'hud olan şeye işaret için vaz'edilen ﺍﻝ edatı, bütün kütüb-ü semaviyenin lisanlarında deveran eden ma'hud âhirete işarettir. Veyahut mezkûr delail-i fıtriye ile akılların gözleri önünde hazır olan ve âhiret ile anılan hakikata işarettir. 4- Mukadder bulunan neş'enin sıfatına âhiret tabiri, zihinleri neş'e-i ûlâya çevirip, ondan neş'e-i uhraya bil'intikal imkân yolunu göstermek için ihtiyar edilmiştir. 5- Yakîn ile beraber tasdiki birlikte ifade eden ﻳُْﻤِﻨُﻮﻥَ kelimesine bedel ﻳُﻮﻗِﻨُﻮﻥَ tabiri, haşir mes'elesi şek ve şübhelere bir mahşer ve bir mecma' olduğu için, tasdikten fazla îkan ve yakîn daha ehemmiyetli olduğuna işarettir. Veya ehl-i kitabın iddia ettikleri iman, yakînden hâlî olduğundan, onların imanı, iman olmadığına işarettir. ﺍُﻭﻟٰٓﺌِﻚَ ﻋَﻠٰﻰ ﻫُﺪًﻯ ﻣِﻦْ ﺭَﺑِّﻬِﻢْ : Bu cümledeki nüktelere işaret eden me'hazlar şunlardır: 1- Evvelki cümle ile bu cümlenin nazmı. 2- ﺍُﻭﻟٰٓﺌِﻚَ ile işaret-i hissiye. 3- ﺍُﻭﻟٰٓﺌِﻚَ deki uzaklık. 4- ﻋَﻠٰﻰ daki ulviyet. 5- ﻫُﺪًﻯ deki tenkir. 6- ﻣِﻦْ 7- ﺭَﺑِّﻬِﻢْ deki terbiyeden ibaret yedi me'hazdir.
Birincisi:
Bu cümleyi mâkabliyle bağlayan münasebetlerdir.