Üçüncü Nükte
Fihrist Risalesi · s.166
ﺍُﺩْﻉُ ﺍِﻟٰﻰ ﺳَﺒِﻴﻞِ ﺭَﺑِّﻚَ ﺑِﺎﻟْﺤِﻜْﻤَﺔِ âyetinin bir nüktesi ve"Hakem"İsm-i Âzamının bir cilvesi olup, "Beş Nokta" ile izah edilmiştir. Birinci Nokta:İsm-i Hakem'in tecelli-i âzamı şu kâinatı öyle bir kitab-ı kebir hükmüne getirmiştir ki; o kitab-ı kebirin zemin yüzü, bir sayfası ve her müzeyyen bahçe, bir satırı ve her süslü çiçeği ve yapraklı ağacı, bir kelimesi suretinde halketmiştir. O halde, şu kâinatın baştan başa Hakîm-i Zülcelâl'in eserleriyle süslenmiş. Hem kendi san'atını kendisi müşahede edip, hem de nâmütenahi gözlerle birbirine baktıran ve birbiri içinde çok deliller ve vecihlerle nakkaşının vücuduna şehadet eden ve daima mizan ve intizam içinde tazelenen ve her küçük bir çekirdekte koca bir ağaçta koca kâinatın fihristesini yerleştiren ve her bahar sayfasını murassa nişan ve münakkaş hediyelerle süsleyip, huzurunda resmi geçit ettiren ve her an bu masnuatının lisanıyla medh-ü senâsını teganni ettiren bu azametli ve hikmetli kudrete hangi tesadüfün haddi var ki, parmak uzatabilsin? İkinci Nokta: "İki Mesele" dir. ~Birinci mesele:
Nihayet kemalde bir cemal ve nihayet cemalde bir kemal, kendini görmek ve göstermek istemesine ve tanıttırıp sevdirmesine mukabil, iman ile Onu tanımayı ve ubudiyetle kendini Ona sevdirmeyi ders veriyor. ~İkinci mesele:
Bütün kuvvetiyle şirki reddedip kabul etmeyen bu hikmetli intizam-ı mükemmel, hem vahdeti, hem istiklâl ve infiradı iktiza ettiğini izah etmekle beraber, koca kâinatı umum ahval ve keyfiyatiyle mizan-ı adl ve nizam-ı hikmetinde tutan bir Kadîr-i Mutlak'a şirk ve küfür ile acz isnad etmek ne kadar büyük bir hatâ ve tevhid ile iman etmek, ne kadar doğru hak ve hakikatlı bir mukabele olduğunu bildiriyor. Üçüncü Nokta:Sâni-i Kadir, ism-i Hakem ve Hakim'iyle, kâinatta en ziyade hikmetlere medar ve mazhar kıldığı insanı bir merkez, bir medar hükmünde yaratmış. Ve insan dairesi içinde de, rızkı bir merkez hükmüne getirmiş. İnsanda şuur ve rızıkta zevk vasıtasıyla ism-i Hakem'in parlak bir surette cilevesinin göründüğünü ve yüzer fenlerden herbir fennin bir cihette ism-i Hakem'in cilvesini tarif ettiğini; (meselâ fenn-i tıb, fenn-i kimya, fenn-i ziraat, fenn-i ticaret ve hâkeza) bu fenlerin herbirisinin kat'i şehadetleriyle, ihtiyar ve irade, kasd ve meşieti gösteren bu hadsiz intizamat ve hikmetleri o Sâni-i Hakim umum kâinata verdiği gibi, en küçük bir zihayatta ve en küçük bir çekirdekte dahi dercetmesiyle, Zât-ı Akdesi'nin Fail-i Muhtar olduğunu ve her şey Onun emriyle vücud bulduğunu ve Onu bilmemek ve tanımamak ne kadar acip bir cehalet ve divanelik olduğunu izah ediyor. Dördüncü Nokta:Sâni-i Hakîm, herbir mevcuduna taktığı yüzler hikmeti, o mevcutların nihayet hassasiyetiyle tavzif ettiği yüzler vazifelerinden pek çok fayda ve gayeleri nihayet dikkat ile takip ettiği halde, Onun cemal-i rahmet ve kemal-i adaletine ve nihayet derecede hikmetine zıd olan ve rahmet ve adaletini inkâr ettiren haşirsizliğe hiçbir cihetle müsaade etmediğini beyan ediyor. Beşinci Nokta: "İki Mesele"olup, ~Birinci meselesi:
Fıtratta israf ve abesiyet ve faydasızlık bulunmadığından, ﻛُﻠُﻮﺍ ﻭَ ﺍﺷْﺮَﺑُﻮﺍ ﻭَ ﻻﺎ ﺗُﺴْﺮِﻓُﻮﺍ âyet-i kerimesiyle, iktisadsız hareket edenleri tehdit eder. ~İkinci meselesi:
Cenab-ı Hakkın"HakemveHakim"isimleri, bir cihette Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın risaletine delâlet ve istilzam ettiklerini ve esma-i hüsnâdan çok isimlerin dahi, herbiri bir cihette, cilve-i âzamiyle, âzami derecede ve mertebe-i kat'iyette risalet-i Ahmediyeyi (A.S.M.) istilzam ettiklerini, pek parlak bir surette izah ediyor.