Risale-i NurFihrist Risalesi

İkinci Bab

Fihrist Risalesi · s.203

Berahin-i vahdâniyete dâir üç menzil olup, herbir menzil üç-dört hakikatı muhtevidir. Birinci Menzil:Kâinatı baştan başa istilâ eden dört hakikattır. ~Birincisi:

Şirk ve küfrü reddeden Ulûhiyet-i mutlaka hakikatıdır. ~İkinci hakikat:

Şirk ve küfrü tardeden Rubûbiyet-i mutlaka hakikatıdır. ~Üçüncü hakikat:

Hiçden vücud veren ve şirkin imkânsızlığını gösteren kemalât hakikatıdır. ~Dördüncü hakikat:

Şirkin vücudunu hiçlik ve yokluk vadilerine atan hakimiyet-i mutlaka hakikatıdır. İkinci Menzil:Azamet-i Kibriya ve âsâr-ı İlâhiye menzili olup, beş hakikat-ı muhitadır. ~Birincisi:

Şirki kökünden kesip, imha eden azamet-i kibriyâ hakikatıdır. ~İkincisi:

Hikmet ve irade, mazharların adem-i kabiliyetlerinden başka tahdit altına alınmayan ve berâ٥َ-i vahdâniyetin hadsiz nüktelerinden üç âyetin üç nüktesiyle ispat ve izah edilen ef'âl-i Rabbâniye-i muhîta hakikatıdır. ~Üçüncüsü:

Mevcudatın icatlarında görülen bu sürat içindeki kesret ve bu mükemmel intizam içindeki suhûlet ve bu hüsn-ü san'at içindeki imtiyaz; ve bu mebzuliyet içindeki kıymettarlık hakikat-ı mutlakasıdır ki, ehemmiyetine binâen on üç basamakta on üç sırrına işaret edilecek iken iki kuvvetli mücbir mani sebebiyle birinci ve ikinci sırlarından başka yazılmamıştır. Birinci sırrı:Zati olan birşeye zıddiyetinin müdahalesinin muhaliyetidir. İkinci sır:Nuraniyet ve şeffafiyet ve itaat sırlarının izahıdır. ~Dördüncüsü:

Saniin vahdaniyetini ilân eden zuhur ve vücud-u eşyada görülen cihet-il vahdet hakîkatıdır. ~Beşincisi:

Kâinatın mecmuunda ve herbir mevcudunda müşahede edilen intizam-ı ekmel hakîkatıdır. Bu beşinci hakikattan sonra âhirzamanda gelen mütekkeliminden ve ilm-i Kelâm ulemasından bir zâtın hakâik-ı imaniyeyi delâil-i akliye ile hem kemal-i vuzuh ile ispat edeceğine dair ehl-i keşfin ihbârâtını, hem "Bütün tarikatların müntehâsı hakâik-i imaniyenin inkişafıdır" diyen Müceddid-i Elf-i Sâni Ahmed-i Farukî'nin (R.A.) bu kelâmını, hem ﺗَﻔَﻜُّﺮُ ﺳَﺎﻋَﺔٍ ﺧَﻴْﺮٌ ﻣِﻦْ ﻋِﺒَﺎﺩَﺓِ ﺳَﻨَﺔٍ hadis-i şerifinin meâilini ifade ve ispat eden üç hakikat-ı mühimme derc edilmiştir. Üçüncü Menzil:Bu menzil Tevhid hakikatlarından dört hakikat-ı muazzama-i muhita ile ışıklandırılmıştır. ~Birincisi:

Bütün mevcudatı hadsiz muntazam suretler ile basit bir maddeden açan fettâhiyet hakikatıdır. ~İkincisi;

zemin yüzünü rahmetin had ve hesaba gelmeyen hediyeleriyle dolduran Rahmâniyet hakikatıdır. ~Üçüncüsü;

gayet muazzam ve pek süratli ecram-ı semâviyeden tut, gayet karıştırıcı unsurlara varıncaya kadar herşeyde hükmünü yürüten müdebbiriyet ve idare hakikatıdır. ~Dördüncüsü;

zeminin yüzünü istilâ eden zîhayata ve denizlerin içlerini dolduran zîruha ve semâvâtın yüzünü şenlendiren tuyûra varıncaya kadar bütün mahlûkatın rızıklarını basit bir kuru topraktan veren ve herbirine şefkat edip, merhamet eden Rahimiyet ve Rezzâkıyet hakikatıdır. {(Haşiye): Bu azametli risale baştan nihayete kadar âlem-i gaybdan gelen ve âlem-i şehâdete uğrayan ve âlem-i âhirete gitmekte olan şu insan kütlesinin herbir ferdinin şu dünya misafirhanesinde muvakkaten oturtulmuş bir âhiret yolcusu ve âlem-i ebediyeye gidecek bir seyyah olduğunu izah etmekle beraber, herbir seyyahın bizzat cism-i mânevîsinin elinden tutarak otuz üç mertebede zikrettiği berâhin-i ulûhiyet ve delâil-i vahdaniyette gezdire gezdire ve tefeyyüz ettire ettire öyle bir iman-ı tahkîkî sahibi eyler ki, bütün ehl-i küfür dünyası küfür ve dalâlet fabrikasından çıkmış bir tek bomba olup patlasa, Lillahi'l-hamd ve'l-minneh, o mü'minin imanından zerre kadar birşeyin eksildiği görülmez. Belki de Ashâb-ı Kehf'in kendilerini dinlerinden çıkarmak için çalışan padişahlarına dedikleri gibi; "Ey melik, âgâh ol! Ne yaparsan yap, senin icbar ve ısrarınla biz ne söylersek siz inanmayınız. Bizler dinlerimizi tebdil ediciler değiliz" dedirtir. Hüsrev Sevgili üstadıma ve mübarek kardeşlerime bir i'tizârım var. Hakkıma isabet eden bu ehemmiyetli ve kıymetli Risale ile diğer azametli risaleleri cehlim ve istidatsızlığım neticesi lâyık oldukları gibi yazamadığımdan, her vakit ellerinden öpüp, hayır duasına el açtığım sevgili üstadım veyahut mübarek kardeşlerim nasıl münasip görürlerse öylece tebdil edebilirler. (Haşiye) Kusurlu Kardeşiniz Hüsrev (Haşiye): Gayet güzel ve münasip gördük ve yazdık. Bin bârekallah.}