El-Habbe
Fihrist Risalesi · s.235
İki zeyli vardır. Bu risalenin birinci "İ'lem"i, hakikat-ı Muhammediye (A.S.M.) âlemin hem sebeb-i hilkati, hem çekirdeği, hem meyvesi, hem netice-i hilkat-i âlem olduğunu gayet edibâne bir üslup ile beyan ediyor. Diyor ki: "Eğer âlemi bir kitab-ı kebir olarak görsen, kâtibinin kaleminin mürekkebi nur-u Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmdır. Eğer âlemi bir şecere suretinde görsen, evvelâ çekirdeği, sonra meyvesi yine Nur-u Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmdır. Eğer âlemi bir zihayat libasını giymiş görsen, Onun ruhu Nur-u Muhammedi Aleyhissalâtü Vesselâmdır. Eğer âlemi bir gül bahçesi olarak görsen onun andelib-i Zişanı yine Nur-u Muhammedi Aleyhissalâtü Vesselâmdır." Risalenin sonunda gayet güzel bir tazarrû ve niyaz ve istiğfar vardır. Habbenin Birinci Zeyli'nin âhirlerinde, ﺣَﺴْﺒُﻨَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻭَﻧِﻌْﻢَ ﺍﻟْﻮَﻛِﻴﻞُ ٭ ﻻﺎ ﺣَﻮْﻝَ ﻭَﻻﺎ ﻗُﻮَّﺓَ ﺍِﻻَﺎ ﺑِﺎﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟْﻌَﻠِﻰِّ ﺍﻟْﻌَﻈِﻴﻢِ mertebelerinin Yirmidokuzuncu Lem'a-i Arabiyeye nisbeten kısa ve gayet güzel beyanları mündericdir. Habbe'nin ikinci zeylinde, gayet mühim bir risale olan hem Arapça, hem Türkçe olarak kesretle intişar eden Âsâ-yı Mûsâ mecmuasında Yirmi Üçüncü Lem'a nâmındaki Tabiat Risalesi'nin muhtasar kısa Arapçası da vardır. Bu risale, Ankara'da te'lif edildiği zaman bir matbaada tab' edilmiştir. İnsanların ağzından çıkan dehşetli üç kelimenin butlanını ispat ederek tabiat bataklığında boğulanları kurtarıyor.