Risale-i NurBüyük Şafiî İlmihali

VELİME

Büyük Şafiî İlmihali · s.538

Baba olan kimsenin en büyük görevi evladını İslâmın emrettiği şekilde yetiştirip kendisine güzel bir terbiye vermek, sağ eline Kur'an-ı Kerim, sol eline Peygamber (S.A.V.)'in Sünneti Seniyyesini vermek ve dünyada sıkıntı çekmemesi için onu bir meslek sahibi kılmaktır. Zamanımızda hayat şartları değişmiştir. Geçen zamanlara benzememektedir. Bu ağır şartlar altında evladı maddeten ve manen kalkındırmak gerekir, aksi takdirde bu ağır şartlar altında ezilecektir. Ayrıca babanın durumu müsait olması halinde evladının iffetini muhafaza edip onu mütedeyyin ve İslâm kültürünü almış bir kadınla evlendirmesi gerekir. Yoksa - bazı alimlerin dediklerine göre - evladın işlediği günahlarda baba da ortak olacaktır. Bunun için tarih boyunca müslüman anne ve babalar sadece çocukları besleyip büyütmekle yetinmemişler, belki onları evlendirip kendilerine yuva kurmak için çalışmışlar, onlar için şenlik yapmayı adet haline getirmişlerdir. Hatta İslâmiyette evlenme münasebetiyle yemek tertip edip komşu, mahalle veya köy halkını davet etmek sünnettir. Resûlüllah (S.A.V.) bazı kadınlarıyla evlenmesi münasebetiyle yemek tertip ettiği gibi, evlenen Abdurrahman bin Avf'a: "Bir şat (keçi veya koyun)la da olsa yemek tertip et" diye emir buyurdu. Evlenme münasebetiyle tertip edilen yemeğe vaki olan davete icabet etmek vacibtir. Resûlüllah (S.A.V.) buyuruyor: ﺍِﺫَﺍ ﺩُﻋِﻰَ ﺍَﺣَﺪُﻛُﻢْ ﺍِﻟَﻰ ﺍﻟْﻮَﻟِﻴﻤَﺔِ ﻓَﻠْﻴَﺎْﺗِﻬَﺎ "Sizden biriniz, evlenme münasebetiyle yapılan yemeğe davet edilirse icabet etsin." Böyle bir yemekten fakir ve muhtaç olan kimseleri mahrum bırakmak doğru bir şey değildir. Resûlü Ekrem (S.A.V.) bir hadisinde şöyle buyuruyor: ﺷَﺮُّ ﺍﻟﻄَّﻌَﺎﻡِ ﻃَﻌَﺎﻡُ ﺍﻟْﻮَﻟِﻴﻤَﺔِ ﻳُﺪْﻋَﻰ ﺍِﻟَﻴْﻬَﺎ ﺍﻻﺎَﻏْﻨِﻴَﺎﺀُ ﻭَﻳُﺘْﺮَﻙُ ﺍﻟْﻔُﻘَﺮَﺍﺀُ ﻭَﻣَﻦْ ﻟَﻢْ ﻳُﺠِﺐَّ ﺍﻟﺪَّﻋْﻮَﺓَ ﻓَﻘَﺪْ ﻋَﺼَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪَ ﻭَﺭَﺳُﻮﻟَﻪُ "En kötü yemek, zenginlerin çağrılıp fakirlerin çağrılmadığı (evlenme münasebetiyle yapılan) velime yemeğidir. Davete icabet etmeyen, Allah ve Resûlüne asi olmuştur." (Müslim) Davete icabet etmenin vacip olmasının sekiz şartı vardır: 1 - Çağıran ve çağırılanın müslüman olmaları. 2 - Muayyen kimselerin çağrılmaması. Bütün mahalle veya komşular veyahut köy halkının tamamı çağrılmış olmalı. 3 - Bizzat yemek sahibi veya vekili tarafından davetin vaki olması. Meselâ gelmek isteyen gelsin diye umumi bir davet yapılırsa icabet etmek vacip değildir. 4 - Yapılan yemek bir günden fazla devam ederse, birinci günde davetin vaki olması. İkinci ve üçüncü günlerde vaki olan davete icabet etmek vacip değildir. 5 - Korku için davetin vaki olmaması. 6 - Hastalık veya başka bir mazeretin bulunmaması. 7 - Yemek mahallinde onu rahatsız edecek zalim ve ahlaksız bir kimsenin bulunmaması. 8 - İslamın kabul etmediği gayri meşrû bir şeyin bulunmamasıdır. Ancak oraya gitmesiyle gayri meşrû olan şeyin izale edileceğini biliyorsa icabet etmesi lazımdır.