ŞÜF'A
Büyük Şafiî İlmihali · s.456
Şüf'a, eski ortağa, sabit olan mecburi bir istimlâk hakkıdır. Şüf'anın üç rüknü vardır. 1 - Alandır. Bunun şartı ortak olmasıdır. Binaenaleyh, komşu için şüf'a hakkı yoktur. Hanefi mezhebine göre ortak için şüf'a hakkı sabit olduğu gibi komşu için de sabittir. 2 - Kendisinden alınandır. Bunun şartı, ortaklığı alandan sonra olmasıdır. Binaenaleyh, iki kişi bir anda ortaklaşarak bir şey satın alırlarsa, hiç birisi için şüf'a hakkı yoktur. Yani bu iki ortaktan birisi ortaklığının hissesini Şüğa yolu ile olamaz. Yine bir kimse, birisinin tarlasından bir hisse alırsa, sonra satıcı, kalanın hepsini veya bir kısmını başka bir kimseye satarsa ilk müşteri için şüf'a hakkı yoktur. 3 - Alınandır. Bunun da üç şartı vardır: a) Gayri menkul olması, b) Bedel mukabilinde istimlâk edilmesi, c) Taksim edildiği takdirde faydasız bir hale gelmemesidir. Bunun için, bir tek gözlü değirmende şüf'a hakkı cari olmaz. Şüf'a için hâkimin hükmü şart değildir. Yalnız şefiîn, istimlâkine delâlet edecek bir söz söylemesi gerekir. Ne ile satılmış ise şefî'de onunla istimlâk eder. Müşterek bir maldan bir hisse üç güne kadar muhayyer olmak şartıyla satılırsa alış-veriş kesinleşmeyince ortak olan kimse şüf'a davası açamaz. Müşteri satın aldığı hissede bir ayıp gördüğünden geri çevirirse Şefii olan kimse aybını kabul etmek suretiyle onu almak isterse Şefiin dilediği yerine getirilir. Hissedarlardan birisi müşterek olan tarladaki hissesini ortaklardan birisine sattığı takdirde diğer ortak şüf'a davasını açacak olursa satılmış olan şeyin tümünü alamaz, ancak kendisine düşen payı alabilir. Şefii olan kimsenin almak istediği şeyi temellük edebilmek için; "Şunu aldım veya temellük ettim" gibi bir söz söylemesi ve parasını teslim etmesi veya müşterinin paranın Şefiin zimmetinde kalmasını kabullenmesi gerekir. İki kişi arasında müşterek olan tarlanın bir hissesini alan kimse zaman geçmeden hemen aldığını ağaçlandırır veya üzerine inşaat yaparsa, sonra Şefii bunlardan haberi olmadığı halde şüf'a yolu ile temellük ederse, müşterinin kesesinden gitmek üzere bina yıkılacak ve ağaç sökülecektir. Fakat inşaat ve ağaçlardan haberdar olduğu halde şüf'a ile alırsa meccanen bina yıkılmaz, ağaçta sökülmez. İki şefiiden birisi şüf'a hakkından vazgeçerse diğeri ya hepsini alacak veya hepsini terk edecektir. Şefii hakkının bir kısmını kullanmazsa tamamen şüf'a hakkı düşer. İki şefiiden birisi hazır, diğeri hazır olmazsa hazır olan kimse meşfuun tamamını alabilir, hazır olmayan kimse geldiğinde isterse kendisiyle ortak olur. Şüf'a işi gecikmeğe gelmez. Şefii satış işini duyduğu gibi normal olarak işi aceleye getirsin. Namazda veya hamamda ve yemekte olursa işini tamamlasın, gece olursa sabahı beklesin, hasta olursa veya düşmandan korktuğu için dışarı çıkamazsa şüf'a işini yürütmek için bir vekil tayin etsin.
MUSAKAT, MUHABERE VE MUZARAÂ
Musakat, meyveyi bölmek üzere bağ veya hurma ağaçlarını sulayıp hizmet etmek için bir işçiye vermek üzere yapılan akittir. Musakat muamelesine hem naklen hem aklen delil Resûlüllah (S.A.V.)'ın Hayber arazisini devletleştirdikten sonra, hurmalıklarını işletmek için Hayber ahalisine vermesidir. Akli delil ise bağ ve bahçe sahibi bağ ve bahçelerinin işletmesini bilmeyebilirler. Bilenin de bağı ve bahçesi olmayabilir. Bunun için musakat muamelesine ihtiyaç vardır. Alış veriş yapmaya yetkili olan kimse bu muamelenin akdini yapabilir. Musakat, kavli cedid'e göre, yalnız hurma ve bağda caiz ise de, kavli kadime göre bütün ağaçlarda caizdir. Musakat'ın beş rüknü vardır: 1 - Siğa, 2 - İş yeri, (ki bağ ile hurmalıktır.) Bunların belli olmaları şarttır. Belirtmeden her hangi bir bağ veya hurmalık üzerine akd yapmak caiz değildir. 3 - Mal sahibi ile işçi. 4 - Sulamak, su mecralarını ve yabani otları temizlemek gibi bir iş yapmak. İşçi, her sene tekrar edilen şeyleri yapmakla mükelleftir. Bunlar sulamak, su mecrasını temizlemek, otları temizlemek, bağı budamak, ağaçlara destek yapmak, meyveleri korumak ve kurutmak gibi işleri yapmaktır. Fakat her sene tekerrür etmeyen duvar yapmak ve yeni su mecralarını kazmak ise kendisine ait değildir. 5 - İşçi için iş mukabilinde hurmalıktan veya bağdan elde edilen mahsulün, meselâ yarısı veya üçte birisini tayin edip şart koşmaktır. İşçi, işi bırakıp kaçtığı takdirde şayet mal sahibi teberrü edip işi tamamlarsa işçinin hakkı yine bakidir. Yoksa hakim, o işi tamamlamak için bir işçi tutar ve onun malından öder. Musakat müddetinde ağaçların büyüyüp mahsul vermeleri muhtemel ise, küçük ağaçların üzerine musakat akdini yapmak da caizdir. İşçi, musakat işini bitirmeden vefat edip varis bırakırsa varis kendiliğinden yerine geçer ve musakat işini tamamlayacaktır. Bizzat çalışması gerekmez, başkasını da çalıştırabilir. İşçinin hiyaneti sabit olursa ücreti kendisine ait olmak üzere bir murakıp tayin edilip yanında bulundurulur. MUHABERE; tohum, işçiye veya motor sahibine ait olmak şartıyla mahsûlu bölmek üzere araziyi işletmeye vermektir. MUZARAÂ; tohum, toprak sahibine ait olmak şartiyle mahsûlü bölmek üzere araziyi bir işçiye işletmek için vermektir. Her ikisi de mütemede göre caiz değildir. Bir kavle göre caizdir ve bir çok kimse bununla amel ediyor. Caiz olmadığı halde muhabere veya muzaraa akdi yapılırsa, muhaberede mahsûl ve zekât işçiye, muzaraâda da toprak sahibine aittir. Muhaberede işçi arazinin icare bedelini, muzaraâda da arazi sahibi işçinin ücretül mislini verecektir.