Risale-i NurBüyük Şafiî İlmihali

RESÛLÜLLAH'IN NEHY ETTİĞİ ŞEYLER

Büyük Şafiî İlmihali · s.422

Resûlüllah (S.A.V.)'in yasak ettiği şeylerden bir kısmını aşağıya alıyoruz. 1) İhtikâr. Şiddetli ihtiyaç olduğu bir zamanda, gıda maddesini satın alıp kıymeti daha fazla artsın diye hapis etmektir. Şer'an haramdır. Allah'ın Resûlü (S.A.V.) buyuruyor: "Kırk gece kadar insanların yiyeceğini hapis edip ihtikâr yapan kimse, Allah'dan uzaktır. Allah da ondan beridir. Bir mahalle halkı içinde aç bir kimse bulunsa, Allah'ın zimmeti o mahalleden beri olur." (El-Hakim) Başka bir hadiste buyuruyor: "Müslümanların gıda maddelerini haps eden kimseyi, Allah cüzzam ve iflâs ile cezalandırır." İmam Gazaliye göre ihtikâr, gıda maddesinde cari olduğu gibi meyvede de caridir. Hatta bazı ulema, giyecekte de caridir, demişlerdir. 2) Şehirde eşyalarını satmak için köy ve çölden gelenleri şehre girmeden karşılamak. Şehirde satmak üzere köylerden gelen şeylerin serbest satılmasına meydan vermeyip şehir haricinde karşılayıp satın almak caiz değildir. Mağdur olmuşlar ise sattıkları şeyleri geri çevirebilirler. 3) İhtiyaç olduğu bir zamanda, şimdiki fiatla satmak üzere köylerden gelen yiyecekleri, komisyoncunun mal sahibini ikna etmek sûretiyle başka bir zamana erteleyerek üstün bir fiatla satışını yapmaktır. Yalnız şunu bilmemiz gerekir ki, bir kimse kendi mahsûlünü hapsedip, başka bir zamanda satarsa muhtekir sayılmaz. Ama şiddetli ihtiyaç olursa gerektiğinde ihtiyacını karşılayacak kadar kendisine bırakmak şartıyla zorla ondan alınabilir. 4) İyne alış verişi yapmak. İyne alış verişini yapmak doğru olmayıp müslümana yakışmayan ticari bir muameledir. İyne, ribadan kaçmak gayesiyle bir varlıklının bir muhtaca vâde ile fakat yüksek bir fiatla bir şey satması, ondan sonra hazır fakat çok düşük bir fiatla fakirden geri alması demektir. Allah'ın Resûlü buyuruyor: "İnsanlar, öyle bir zaman gelecek ki, satış adı altında faizi mübah sayacaklardır." Muhammed bin Abdullah, Enesten rivayet etmiştir: İyne hakkında kendisine sual sorulunca buyurdu ki: "Allah aldatılamaz. Bu, Allah ile onun Resûlünün haram kıldıkları şeylerdendir." İmam Muhammed; "Bu alış veriş, "iyne" dağlar kadar benim gönlüme ağır gelen, çirkin bir şeydir. Faizciler onu icad etmişler" demektedir. Durum böyle olmakla beraber şafii mezhebine göre iyne alış verişi haram olarak kabul edilmemiştir. 5) Boğa, aygır, koç ve benzeri hayvanların suyunu satmak. Yani para mukabilinde boğa gibi hayvanları dişi hayvanlara çektirmek haram olup caiz değildir. 6) Alıcı olmayan kimsenin, başkasını aldatmak gayesiyle mezatta (tellal pazarında) bulunan satlık malının fiatını arttırmak. Alış-veriş yapmak üzere anlaşmaya varan kimselerin satışlarına engel olmak caiz değildir. Meselâ Zeyd, Amr'a bin liraya bir kitap satmak üzere anlaşmaya varıyorlar. Bekir gelip yüz lira arttırarak kitabı bin yüz liraya satın almaktadır. Peygamber (S.A.V.) böyle bir alış-verişi yasaklamıştır. Yalnız anlaşmaya varmadan evvel satılık şeyin parasını arttırmakta beis yoktur. Bu gün ve her zaman da mezatlarda olduğu gibi. (Tirmizi rivayet ediyor; Ensardan birisi Peygamber (S.A.V.)'e giderek yardım istedi, bunun üzerine Peygamber (S.A.V.) kendisine: "- Senin evinde bir şey yok mudur? - Evet bir sergi vardır, bir kısmını altımıza serer, kalanıyla da örtünürüz. Ayrıca kendisiyle su içtiğimiz bir su kabımız vardır. - Onları getir, dedi. O adam da onları getirdi. Bunun üzerine Peygamber (S.A.V) onları aldı: Kim bunları satın alır, dedi. Adamın biri: ben bir dirhem ile satın alırım dedi. Peygamber (S.A.V.) iki veya üç kere, kim arttırır dedi. Bunun üzerine birisi: Ben iki dirheme satın alırım dedi, bunun üzerine Peygamber (S.A.V.) kendisine verdi." 7) Akit kesinleşmeden evvel alıcıyı veya satıcıyı kandırarak yapılan akdi bozdurup, alıcıya o cinsten bir şey satmak veya satıcıdan satılan şeyi satın almak. 8) Bir hayvan ile sütten kesilmemiş yavrusunu, boğazlamaktan başka her hangi bir suretle biribirinden ayırmak caiz değildir. Zina, içki ve kumar gibi meşru olmayan bir yolla mal kazanmış bir kimse ile alış veriş yapmak haramdır. Avam tabakası arasında vâde farkı hakkında çeşitli sözler dolaşmaktadır. Haramdır, diyenler olduğu gibi helâldır, diyen de vardır. Bunun için bunu kısaca açıklamak isterim, şöyle ki: Alış veriş peşin olursa normal olarak kâr etmek tabiî olduğu gibi, vâdeli olursa da insaf dairesinde kâr etmek yine tabiîdir. Her tarihte bu tip alış veriş olmuştur. Neylûl Evtarın kayd ettiğine göre Cumhur-u ulema bu görüştedir. Peygamber (S.A.V.)'in bir satış içinde iki satışı men etmesi meselesine gelince, onun manâsı şudur: Bir kimse birisine şunu peşin olarak bine, vâdeli olarak iki bine sana sattım, dese, müşteri de kabul ederse, bu akit caiz değildir. Çünkü bedel belli değildir. Yani bedel bin mi ikibin mi, bilinmiyor. Ama satıcı ile alıcı hem binden hem iki binden, hem peşin hem vâdeliden söz ederler, sonra mesele iki bin ve vâdeli satış üzerine anlaşma yapıp akitte bulunsalar caizdir. Halkı müslüman veya ehli kitap olan bir beldede kesilen hayvanın durumu belli olmazsa; yani müslüman ve ehli kitap tarafından mı yoksa başkası tarafından mı kesilmiş diye şüphe edilirse asıl olan, helal olduğundan onu yemekte beis yoktur. Peygamber (S.A.V.) şartlı satışı yasaklamıştır. Yalnız bu satış mutlak olarak yasak değildir. Bu tip satış üç türlüdür: 1 - Alıcıya veya satıcıya zarar verecek şekilde satış için bir şart ileri sürmek, yani: "vakfetmek veya başkasına hibe etmek şartıyla şu binayı sana sattım" gibi şartlı satış, batıldır. 2 - "Şunu kabz etmen veya ondan faydalanman şartıyla sana sattım." gibi aklın gereği olan bir şartı ileri sürmesi halinde akit sahih ve fakat şart batıldır. 3 - Alıcıya ve satıcıya zarar vermeyen ve akdın muktezası olmayan, fakat her iki tarafa veya birisine fayda veren bir şart ileri sürmek. "Şu binayı bu para ile üç gün muhayyer kalmak şartıyla sana sattım" gibi. Böyle bir satış sahih olduğu gibi, şart da sahihtir.