ORUCUN KEFFARETİ
Büyük Şafiî İlmihali · s.315
Ramazan-ı şerifte oruçlu iken cinsi mukarenette bulunan kimse, o günü kaza etmekle beraber kendisine kefaret de lazım gelir. Kefaret de şudur: Sıra ile, varsa ve durumu müsait ise bir köle azad etmek, buna gücü yetmezse hilal hesabiyle iki ay veya altmış gün ara vermeden oruç tutmak. Şayet elli dokuz gün oruç tutar, altmışıncı gün tutmazsa yeniden altmış gün tekrar oruç tutması gerekir. Yaşlı veya hasta olduğundan dolayı oruç tutamayan, altmış fakire yemek yedirmek zorundadır. Ebu Hüreyre'den rivayet edilen bir hadis şöyledir; ﺟَﺎﺀَ ﺭَﺟُﻞٌ ﺍِﻟَﻰ ﺍﻟﻨَّﺒِﻰِّ ﺻَﻠَّﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﻭَﺳَﻠَّﻢَ ﻓَﻘَﺎﻝَ ﻫَﻠَﻜْﺖُ ﻗَﺎﻝَ ﻭَﻣَﺎ ﺍَﻫْﻠَﻜَﻚَ ﻗَﺎﻝَ ﻭَﺍﻗَﻌْﺖُ ﺍِﻣْﺮَﺍَﺗِﻰ ﻓِﻰ ﺭَﻣَﻀَﺎﻥَ ﻗَﺎﻝَ ﻫَﻞْ ﺗَﺠِﺪُ ﻣَﺎ ﺗُﻌْﺘِﻖُ ﺭَﻗَﺒَﺔً ﻗَﺎﻝَ ﻻﺎ ﻗَﺎﻝَ ﻓَﻬَﻞْ ﺗَﺴْﺘَﻄِﻴﻊُ ﺍَﻥْ ﺗَﺼُﻮﻡَ ﺷَﻬْﺮَﻳْﻦِ ﻣُﺘَﺘَﺎﺑِﻌَﻴْﻦِ ﻗَﺎﻝَ ﻻﺎ ﻗَﺎﻝَ ﻓَﻬَﻞْ ﺗَﺠِﺪُ ﻣَﺎ ﺗُﻄْﻌِﻢُ ﺳِﺘِّﻴﻦَ ﻣِﺴْﻜِﻴﻨًﺎ ﻗَﺎﻝَ ﻻﺎ ﺛُﻢَّ ﺟَﻠَﺲَ ﻓَﺎَﺗَﻰ ﺍﻟﻨَّﺒِﻰُّ ﺻَﻠَّﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﻭَﺳَﻠَّﻢَ ﺑِﻌِﺮْﻕٍ ﻓِﻴﻪِ ﺗَﻤْﺮٌ ﻓَﻘَﺎﻝَ ﺗَﺼَﺪَّﻕْ ﺑِﻬٰﺬَﺍ ﻓَﻘَﺎﻝَ ﻋَﻠَﻰ ﺍَﻓْﻘَﺮَ ﻣِﻨَّﺎ ﻳَﺎ ﺭَﺳُﻮﻝَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻓَﻮَﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻣَﺎ ﺑَﻴْﻦَ ﻻﺎ ﺑِﺘَﻴْﻬَﺎ ﴾ﺍﻟْﺠَﺒَﻼﺎﻥِ ﺍﻟْﻤُﺤِﻴﻄَﺎﻥِ ﺑِﺎﻟْﻤَﺪِﻳﻨَﺔِ﴿ ﺍَﻫْﻞُ ﺑَﻴْﺖٍ ﺍَﺣْﻮَﺝُ ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﻣِﻨَّﺎ ﻓَﻀَﺤِﻚَ ﺍﻟﻨَّﺒِﻰُّ ﺻَﻠَّﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﻭَﺳَﻠَّﻢَ ﺣَﺘَّﻰ ﺑَﺪَﺕْ ﺍَﻧْﻴَﺎﺑُﻪُ ﺛُﻢَّ ﻗَﺎﻝَ ﺍِﺫْﻫَﺐْ ﻓَﺎَﻃْﻌِﻤْﻪُ ﺍَﻫْﻠَﻚَ Birisi Peygamber (S.A.V.)'e gelip, ey Allah'ın Resûlü mahv oldum, dedi. Peygamber (S.A.V.) de; - Seni mahv eden nedir diye sorunca; - Ramazan-ı şerifde eşimle cinsi mukaranette bulundum, dedi. Bunun üzerine Resûlüllah; - Bir köle azad edebilecek durumda mısın? deyince, - Hayır, diye cevap verdi. - Fasıla vermeden iki ay oruç tutabilir misin? - Hayır. - Altmış miskine yemek yedirebilecek durumda mısın? - Hayır, dedi. Sonra oturdu. Peygamber aleyhisselâm, içinde hurma bulunan bir sepet getirip dedi ki: Bunu tasadduk et. Bunun üzerine o şahıs; - Bizden daha muhtaç bir kimse varmı ki ona vereyim. Allah'a yemin ederim, Medine'nin iki Labit dağı arasında bizden daha muhtaç bir ev yoktur. Peygamber aleyhisselâm, azı dişleri görünecek kadar tebessüm etti ve: - Git, bunu aile efradına yedir." dedi. (Buhari, Müslim) Ramazandan başka bir zamanda, kaza olsun, nezir olsun, oruçlu bir günde, cinsi mukarenette bulunan veya Ramazanda da olsa, istimna eden kimseye veya Ramazanda kendisiyle cinsi mukarenette bulunan kadına kefaret vacib değildir. Yukarda da açıkladığımız gibi oruç tutmamanın gerektirdiği şeyler dörttür: 1 - Kaza, 2 - İmsâk, 3 - Fidye, 4 - Keffâret. Her birini kısaca açıklayalım: 1 - Kaza etmek: Hasta, misafir, hamile, emzikli, hayız ve nifaslı kadın ve baygın olan kimselerin mazeretleri zâil olduktan sonra, o tutmadıkları veya tutamadıkları günler sayısınca oruç tutmakla mükelleftirler. Mazeret olmadan orucunu tutmayan kimsenin de durumu böyledir. 2- İmsak etmek: Kasten ve mazeret olmadan orucunu bozan veya gece vaktinde niyetini getirmeyip unutan kimsenin imsâk etmesi. Yani oruçlu gibi orucu bozan şeylerden uzak kalmakla mükelleftir. 3 - Fidye vermek: Oruç tutmayan yaşlının ve çocuğundan dolayı oruç tutamayan emzikli kadının, yukarıda açıklandığı gibi fidye vermesi icabettiği gibi, kazasını mazeretsiz olarak ikinci bir Ramazan gelinceye kadar tehir eden kimsenin de fidye vermesi icabeder. 4 - Keffâret: Ramazan-ı Şerif'te bilerek münasebette bulunan erkeğin keffaret vermesidir. Keffâretin vücubu için yedi şart vardır: a - Erkek olmak. Binaenaleyh her ne suretle olursa olsun kadına vacib değildir. b - Bâliğ olmak. Sabî ve mürâhık'a vacib değildir. c - Orucun bozulması. Binaenaleyh bir kimse unutarak Ramazan'da cinsî mukârenette bulunsa ona keffâret icabetmez. d - Ramazan-ı Şerif orucunun bozulması. Nezir, kaza ve keffâret orucunu bozan kimseye keffâret icabetmez. e - Cinsî münâsebet ile orucun bozulması. Bir kimse, Ramazan-ı Şerifte yemek yer veya su içerse keffâret icabetmez. Bir kimse, bir hayvan ile mükârenette bulunsa, yapılan iş haram olmakla beraber gayr-ı fıtrî olduğundan keffâret lazım gelmez. f - Günahkâr olması. Öyleyse misafir ve hasta olan kimse oruçlu iken cinsî münâsebette bulunsa keffâret icabetmez. g - Oruçlu olması. Oruçlu olmayan bir kimse, önce yemek yemek suretiyle orucunu bozar, sonra münasebette bulunsa her ne kadar günahkâr olursa da keffâret icabetmez.