ORUÇ TUTMAMAYI MÜBAH KILAN ÖZÜRLER
Büyük Şafiî İlmihali · s.312
Oruç tutmamayı mübah kılan özürler şunlardır: 1) Yolculuk. Ramazan-ı şerifde, en az yüzkırk dört kilometrelik bir yola çıkan bir kimse (uçak gibi bir vasıta ile kısa bir müddet içerisinde kat'etse de) oruç tutmayabilir. Yalnız oruç tutmağa niyet getirir de gündüz sefere çıkar veya seferde oruca niyet getirip gündüz memleketine varırsa orucunu bozamaz. İstanbul-Diyarbakır arasında sürekli yolculuk yapan bir şoför, zamanında oruç tutamadığı gibi, devamlı sefer halinde olması dolayısıyla kaza da edememektedir. Ne yapması gerekir? şeklinde bir soru sorulsa cevaben deriz ki: İslâm dini hasta ve yolcuları ma'zeretten dolayı oruç tutmakla mükellef kılmamıştır. Ma'zeret ne kadar devam ederse şer'î ruhsat da o kadar devam eder. Bu gibi kimseler bir sene veya on sene sonra ma'zeretleri zâil olunca oruç tutamadıkları günleri tesbît edip kazâ ederler. Cenab-ı Hakk buyuruyor ki: "Sizden bir kimse hasta veya yolcu olursa oruç tutmadığı günler sayısınca kazâ edecektir." (Bakara suresi: 194). 2) Hastalık. Bir kimse nefsinin helâk olacağından veya hastalığının artacağından veya uzamasından endişe ederse oruç tutmayabilir. Bu endişe, ya tecrübesine veya müslaman, adil ve hazık bir doktorun sözüne dayanmalıdır. Misafir, Ramazan-ı şerifin akabinde mukim olur veya hasta iyileşirse Ramazandan sonra oruçlarını kaza edecekler. Kur'an-ı Kerim şöyle buyuruyor: ﻭَﻣَﻦْ ﻛَﺎﻥَ ﻣَﺮ۪ﻳﻀًﺎ ﺍَﻭْ ﻋَﻠٰﻰ ﺳَﻔَﺮٍ ﻓَﻌِﺪَّﺓٌ ﻣِﻦْ ﺍَﻳَّﺎﻡٍ ﺍُﺧَﺮَ "Kim hasta olur yahut seferde bulunursa, oruç tutamadığı günler sayısınca sıhhat ve ikamet halinde orucunu kaza etsin." (El-Bakara: 185). Bir kimse müayyen bir ay oruç tutmak için nezreder, sonra o ayda yolculuk yaparsa Ramazanda olduğu gibi orucunu başka bir zamana erteleyebilir. Yolcu olan kimse oruç niyetini getirir, sonra onu bozmak isterse bozabilir. Hastalık devam ettiği takdirde gece vaktinde niyet getirmek icabetmez, ama hastalık aralıklı gelirse gece vakti niyetini getirmeli; gündüz vakti hastalık geldiğinde orucunu bozacak ve bunu yaptığı için mesul de olmayacaktır. Bir kimse gece vakti oruç niyetini getirir ve ani olarak rahatsız olursa, orucunu, bozabilir. Ama mukim iken oruç niyetini getirir ve gündüz sefere çıkarsa orucunu bozamaz o gün. 3) Gebelik veya emziklik. Ramazan-ı şerifde gebe bulunan veya emzikli olan kadın, kendine veya çocuğuna zarar gelecek diye korkarsa oruç tutmayıp onu başka zamana bırakabilir. Yani sonra kaza eder. Yalnız çocuk için oruç tutamayan kadının, kaza ile beraber fidye de vermesi lazımdır. 4) İhtiyarlık. Yaşı ilerlediğinden oruç tutmağa gücü yetmeyen kimse oruç tutmakla mükellef değildir. Sadece her gün için birer fidye vermesi lazımdır. Küfür halinde iken veya çocuk veya deli iken oruç tutmadığı günler için kaza yoktur. Yalnız bir kimse mürted olur ve riddet halinde iken delilirse oruç tutmadığı günleri kaza etmekle mükelleftir. Oruç tutmayan, hasta veya misafir olan kimse özrü zail olunca akşama kadar imsâk (Oruçlu gibi, yemek, içmek ve cinsi mukarenetten içtinab etmek) etmesi sünnettir. Bir kimsenin oruç kazası veya neziri bulunup da eda etmeden vefat eder ve vefat ânına kadar devam eden hastalık gibi bir mazeretten dolayı oruç tutamamış ise, kendisine ne fidye düşer, ne de Allah indinde mes'ül sayılır. Fakat eda edebilecek bir durumda olduğu halde, eda etmeden vefat ederse, vasiyyet etmese de terekesinden, halkın yedikleri şeyin cinsinden, her gün için birer müd (avuç) çıkarılacak veya baliğ bir akrabası veya izin almak şartıyla, yabancı bir kimse, yerine oruç tutar. Resûlüllah (S.A.V.) şöyle buyuruyor: "Zimmetinde oruç bulunduğu halde vefat eden kimsenin, velisi, onun yerine oruç tutar." (Buhari, Müslim) Bir gün bir kadın Resûlüllah'a gelerek ya Resûlüllah, anam, zimmetinde adaklı oruç olduğu halde vefat etti. Onun yerine oruç tutabilir miyim? diye sordu. Resûlüllah (S.A.V.) buyurdu ki: "Annenin yerine oruç tut." (Müslim) Cumhuru ulemaya göre, namaz için ne fidye vardır, ne de başkası yerine kaza edebilir. Buna dair hiçbir şey varid olmamıştır. Bazı alimler namazı da, oruca kıyaslayıp, onun için de, hem fidye verilir, hem de kaza edilebilir demişlerdir. İhtiyarlık ve müzmin bir hastalık gibi bir mazeretten dolayı oruç tutamayan kimseye her gün için birer müd fidye lazım gelir. Kur'an-ı Kerim şöyle buyuruyor: ﻭَﻋَﻠَﻰ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﻳُﻄ۪ﻴﻘُﻮﻧَﻪُ ﻓِﺪْﻳَﺔٌ ﻃَﻌَﺎﻡُ ﻣِﺴْﻜ۪ﻴﻦٍ "Fazla ihtiyarlık ve devamlı hastalık gibi sebeplerle "oruç tutmaya güç yetiremiyenler üzerine, bir yoksul doyuracak kadar fiyde vermek lazımdır." (El-Bakara: 184). Bir denize veya bir kuyuya düşen masum bir canlıyı kurtarmak için orucunu bozan veya emzikli çocuğun sıhhatı için orucunu yiyen kadın, her gün için birer müd fidye vermekle beraber, gününe gün kaza etmesi icab eder. Üzerinde kaza olan kimse ikinci ramazan gelinceye kadar kaza etmezse, ramazandan sonra kaza etmesi icab ettiği gibi, her gün için birer müd, iki ramazan üzerinden geçerse, her gün için ikişer müd, üç ramazan üzerinden geçerse, her gün için üçer müd fidye vermesi lâzımdır. Böylece üzerinden ne kadar sene geçerse, güne gün kaza etmekle beraber, tehir ettiği sene adedince de fidye vermesi icab eder. Meselâ, kazaya kalmış bir günlük orucun yirmi sene sonra kaza edileceğini farz edersek, kaza sahibi bir gün oruç tutar ve yirmi müd de fidye vermekle mükellef olur ve hakeza...