KORKU NAMAZI
Büyük Şafiî İlmihali · s.230
Korku namazı, Kur'an-ı Kerim ve sünneti seniyye ile sabit olmuştur. Kıyamete kadar bu hüküm devam edecektir. Cenab-ı Hak buyuruyor: "Sen onları (askerin) içinde olup (cephede) namaza durduğun zaman, (askerini iki kısma ayır) bir kısmı seninle namazda, diğeri düşman karşısında dursun. Hepsi de silâhlarını yanlarına alsınlar. Seninle namazda olup bir rek'at kılanlar düşman karşısına gitsinler. Düşman karşı-sında olup namaz kılmamış olanlar gelip, ikinci rek'atı seninle kılsınlar." (En-Nisa: 102) Resûlullah (S.A.V.) buyuruyor: ﺻَﻠُّﻮﺍ ﻛَﻤَﺎ ﺭَﺍَﻳْﺘُﻤُﻮﻧِﻰ ﺍُﺻَﻠِّﻰ "Namaz kıldığım gibi namaz kılınız." Korku namazının birkaç çeşidi vardır: 1) Düşman kıble yönünde olup, birbirini görmeğe mani (dağ gibi) bir şey de yoktur. Müslümanların sayısı da az değildir. Öyleki iki saf olsalar her saf düşmanla çarpışabilecek güçtedir. Bu durumda imam, birinci rek'atın itidaline kadar, bütün muhariblere namaz kıldıracak, ondan sonra birinci saf ile beraber secdeye giderek, ikinci saf ise nöbet bekleyecektir. Kalktıktan sonra nöbette bulunan kimseler ile yer değiştirip, nöbete geçecekler. Sonra ilk nöbet tutanlar secdeye giderek imama yetişip onunla beraber ikinci rek'atın secdelerini getireceklerdir. Oturunca, ayakta kalanlar, secdeye varacaklar. Ondan sonra hep birlikte teşehhüd okuyup selâm vereceklerdir. İşte bu durumda bir safta bulunanların bazıları, her iki rek'atta da nöbet beklerlerse caizdir. İşte Peygamber (S.A.V.)'in Mekke'ye 85 km. uzaklıkta olan Usfan adlı köyde kıldırdığı namaz böyle idi. 2) Müslümanlar çok olmakla beraber, düşman kıble yönünde değilse, veyahut kıble yönündeyse, fakat arada dağ gibi görmeğe mani bir şey vardır. O zaman imam, onları iki gruba ayırır, her gruba ayrı ayrı namaz kıldırır. Kıldığı ikinci namaz kendisi için nafile sayılır. Resûlüllah (S.A.V.) Necid'de bulunan "Batnı Nahl" adlı yerde, namazı bu şekilde kıldırmıştır. 3) Müslümanlar çok olmakla beraber, düşman kıble yönünde değildir, veyahut kıble yönündedir, fakat arada dağ gibi görmeğe mani bir şey vardır. İmam, müslümanları yine iki guruba ayırır, bir gurubu düşmana karşı durdurur, diğer guruba da bir rek'at namaz kıldırır. İkinci rek'ata kalkınca o gurup hemen imamdan ayrılır ve namazını tamamlayıp düşmana karşı gider. Ondan sonra düşmana karşı duranlar gelip imama uyarlar, imam da kendilerine ikinci rek'atı kıldırır. Teşehhüde oturunca ayağa kalkarlar ve ikinci rek'atı getirip teşehhüdde imama yetişirler ve imamla birlikte selâm verirler. Resûlüllah (S.A.V.) Necid'de bulunan "Zatürrika" adlı yerde bu namazı kıldırmıştır. İmam, Resûlüllah'ın (S.A.V.) Zatürrika'da kıldırdığı namaz gibi, akşam namazını kıldırmak isterse, bir guruba iki rek'at kıldırır. Teşehhüdden sonra bu gurup ondan ayrılır ve namazı tamamlar. İmam da, ya teşehhüd oturuşunda veya üçüncü rek'atın kıyamında ikinci gurubu bekler, yalnız kıyamda beklemesi daha iyidir. Dört rek'atlı namazı kıldırmak isterse her guruba ikişer rek'at kıldırır. Veya imam muharibleri dört guruba ayırır, her bir guruba birer rek'at namaz kıldırır. 4) Müslümanlarla kafirler arasında şiddetli muharebe vardır. Öyle ki göğüs göğüse gelmişler veyahut düşman çok kuvvetlidir. Her an hücum edebildiğinden müslümanlar korku ve dehşet halindedirler. Bu durumda, yürüyerek, binerek, yüzü kıbleye doğru olsun olmasın herkes istediği şekilde namaz kılabilir. Ancak namaz esnasında bağırıp çağırmak caiz değildir. Silaha sarılmağa mutlaka muhtaç ise af edilmeyen bir kana bulaştığı takdirde de, ona sarılarak namaz kılabilir. Sonra, necaset ile beraber kıldığı namazı iade edip etmeyeceğine dair ihtilaf vardır. Kuvvetli görüşe göre kaza etme mecburiyeti yoktur. Böyle bir halde rükû ve sücud yapmak mümkün değilse işaretle iktifa edilir. Yalnız secde için yapılan işaret, rükû için yapılan işaretten yere daha yakın olmalıdır. Dördüncü korku namazı, her mübah olan şiddetli muharebede veya akan selden ve yırtıcı hayvanlardan kaçışta da kılınabilir. Normal olarak namaz kıldığı takdirde Arafata yetişemiye-cek diye endişe ederse, bu namazı kılamaz.