KABİR ZİYARETİNİN ADABI
Büyük Şafiî İlmihali · s.261
Kabir ziyâretinin âdâbı şöyledir: 1- Âbdestli olmak, 2- Muvakkaten de olsa dünya meşgâlesini içniden atıp âhireti düşünmek ve dünyanın fâni olduğunu, kısa bir zaman sonra şu kara toprağın altına gireceğini tasavvur etmek, 3- Kabir sahibi hayatta olsaydı ona ne kadar yaklaşması uygun ise o kadar kabrine yaklaşmak, 4- Yanına vardığında Peygamber (S.A.V.)'in ta'lim buyurduğu gibi selâm vermek. Şöyle ki: "Bu yurtta bulunan mü'min ve müslümanlara selâm olsun. İnşâllâh biz de size yetişiriz. Bizler ve sizler için Allah'tan âfiyet dilerim." 5- Kabrin yanında Kur'an-ı Kerim tilâvet edip duada bulunmak.
ELBİSE, KAP VE BENZERİ ŞEYLER
Cenab-ı Hakk'ın insanlara ihsan buyurduğu bütün nimetlerden birisi de elbise nimetidir. Elbise, insana vakar ve şahsiyet kazandırdığı gibi, kışın soğuktan, yazın da sıcaktan muhafaza eder. Kur'an-ı Kerim buyuruyor: ﻳَﺎ ﺑَﻨ۪ﻰٓ ﺍٰﺩَﻡَ ﻗَﺪْ ﺍَﻧْﺰَﻟْﻨَﺎ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﻟِﺒَﺎﺳًﺎ ﻳُﻮَﺍﺭ۪ﻯ ﺳَﻮْﺍٰﺗِﻜُﻢْ ﻭَﺭ۪ﻳﺸًﺎ ﻭَﻟِﺒَﺎﺱُ ﺍﻟﺘَّﻘْﻮٰﻯ ﺫٰﻟِﻚَ ﺧَﻴْﺮٌ Araf 26. Ancak kadın ile erkek ayrı ayrı birer cins olduklarından her cinsin ayrı ayrı elbiseleri vardır. Ne o bunun elbisesini ne de bu onun elbisesini giyebilir. Bunun için kadın elbisesi sayılan ipekli elbise, erkeğe haram kılınmıştır. Huzeyfe'den rivayet olunmuştur: ﻧَﻬَﺎﻧَﺎ ﺭَﺳُﻮﻝُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﴾ﺹ﴿ ﻋَﻦْ ﻟُﺒْﺲِ ﺍﻟْﺤَﺮِﻳﺮِ ﻭَﺍﻟﺪِّﻳﺒَﺎﺝِ ﻭَﺍَﻥْ ﻧَﺠْﻠِﺲَ ﻋَﻠَﻴْﻪِ "Allah'ın Resûlü, ipekli ve dibac (İpeklinin bir cinsidir) elbiselerini giymekten ve üzerine oturmaktan bizleri nehyetmiştir." Ebu Davud'un rivayet ettiği bir hadis de şöyledir: ﺍَﻧَّﻪُ ﴾ﺹ﴿ ﺍَﺧَﺬَ ﻗِﻄْﻌَﺔَ ﺣَﺮِﻳﺮٍ ﻭَﻓِﻰ ﺷِﻤَﺎﻟِﻪِ ﻗِﻄْﻌَﺔُ ﺫَﻫَﺐٍ ﻭَﻗَﺎﻝَ ﻫٰﺬَﺍﻥِ ﺣَﺮَﺍﻡٌ ﻋَﻠَﻰ ﺫُﻛُﻮﺭِ ﺍُﻣَّﺘِﻰ ﺣَﻞٌّ ﻻﺎِﻧَﺎﺛِﻬِﻢْ "Allah'ın Resûlü, sağ eline bir parça ipek, sol eline bir külçe altın aldı ve buyurdu ki: Bunlar ümmetimin erkeklerine haram, dişilerine mübahdır." Ebû Davud Erkek çocuğu altın, gümüş ve ipek elbise ile süslemek caizdir. İmam Gazali: İpekli elbise, hafif elmeşrep alâmeti olduğundan, erkeğe yakışmaz diyor. Kadil-Kudat İbnü Rezin: Terzinin, erkekler için ipekli elbiseler biçip dikmesi, haram olduğu gibi, kuyumcunun da erkekler için altın yüzük yapması ve onlara, onlar için satması haramdır diyor. Yalnız bir erkek avretini örtecek elbisesi olmazsa, ipekli elbise giyebilir. Pamuk veya yün ile karışık ipekli elbiseyi (İpek daha fazla olmadığı takdirde) giymekte beis yoktur. Kur'an-ı Kerim, Hadis-i Şerif ve Allah'ın isimleri gibi mukaddes şeyleri duvar ve elbise gibi uygun olmayan şeyler üzerine yazmak doğru değildir. Bahusus başkasının hakaret ve tezyifine maruz kalacak yerlerde yazmak haramdır. Resimli ve ipek olmayan perdeyi, pencere gibi şeyler üzerine takmak caizdir. Hele bu zamanda evler birbirine karşı olup pencereler birbirine baktıklarından müslümanlar için perde bir zaruret haline gelmiştir. Ama üzerinde canlı bir yaratık resmi bulunan veya ipekten olan perde takmak haramdır. Kezalik üzerinde canlı bir mahlûkun resmi bulunmayan bir halıyı duvara asmakta beis yoktur. () Erkek, kadın herkesin altın ve gümüş kabları kullanması haramdır. Yemek içmek ve abdest almak gibi hususlar arasında fark yoktur. Hatta çay kaşığı gibi küçük bir şey de olsa yine durum değişmez. Kadın için mübah olduğundan ipekli elbise ile ipekli seccade üzerinde namaz kılan kadın için hiçbir beis yoktur. Bir elbisede insan veya hayvan resmi varsa onunla namaz kılmak mekruhdur. Müteneccis olan zeytinyağından sabun yapmak, müte-neccis gaz yağını lüküs ve lambalara koyup aydınlanmak, araba ve makineleri temiz olmayan yağlarla yağlamak caizdir. Resûlüllah (S.A.V.), içine fare düşmüş bir yağın durumu hakkında sorulan bir soruyu şöyle cevaplandırmıştır: ﺍِﻥْ ﻛَﺎﻥَ ﺟَﺎﻣِﺪًﺍ ﻓَﺎﻟْﻘُﻮﻫَﺎ ﻭَﻣَﺎ ﺣَﻮْﻟَﻬَﺎ ﻭَﺍِﻥْ ﻛَﺎﻥَ ﻣَﺎﺋِﻌًﺎ ﻓَﺎِﺳْﺘَﺼْﺒِﺤُﻮﺍ ﺑِﻪِ ﺍَﻭْ ﻓَﺎﻧْﺘَﻔِﻌُﻮﺍ ﺑِﻪِ "Yağ katı ise onu (fareyi) ve etrafını atınız. Sıvı halde ise onunla aydınlanınız. Veyahut ondan faydalanınız." Ayakkabısını giymek isteyen kimse, önce sağ sonra sol ayakkabısını giyer. Çıkarmak istediği zaman da aksini yapar. Bir tek ayakkabı veya bir tek çorap giymek mekrûhdur. Erkek olan kimse için, sağ veya sol elinin serçe parmağına veya her ikisine gümüş yüzük takmak sünnettir. Altın yüzük takmak ise haramdır. Resûlüllah (S.A.V.) bir gün, bir sahabenin parmağında altın yüzük gördü. Haram olduğundan bizzat elinden çıkarıp attı. Tunç ve benzeri şeylerden yüzük takmak sünnet değilse de mübahdır. Altın ve gümüş kablar müstesna, bütün temiz kabları kullanmak caizdir. Resûlüllah (S.A.V.) buyuruyor: ﻻﺎ ﺗَﺸْﺮَﺑُﻮﺍ ﻓِﻰ ﺍٰﻧِﻴَﺔِ ﺍﻟﺬَّﻫَﺐِ ﻭَﺍﻟْﻔِﻀَّﺔِ ﻭَﻻﺎ ﺗَﺎْﻛُﻠُﻮﺍ ﻓِﻰ ﺻِﺤَﺎﻓِﻬِﻤَﺎ "Altın ve gümüş kablardan bir şey içmeyin, keza böyle kaplardan yemek de yemeyiniz." Altın ve gümüş kabları kullanmak haram olduğu gibi, altın ve (ihtiyaç için olmayan) çok miktardaki gümüşle tamir edilen kapları kullanmak da haramdır. Altın ve gümüş kabları kullanmanın haram oluşunun sebebi, bu iki madeni, herkes tanıdığından kab olarak kullanılacak olursa, fakir ve muhtaç olan kimselerin kalblerinin kırılmasına sebep olmasıdır. Zarurete binaen erkeğin altın ile diş kaplatması caizdir. Fakat zaruret olmadan, sırf gösteriş için olursa, haram olup caiz değildir.