Risale-i NurBüyük Şafiî İlmihali

İTİKÂF

Büyük Şafiî İlmihali · s.321

İtikâf, müslüman bir kimsenin niyet getirmek suretiyle bir camide veya mescidte az olsun çok olsun kalmasıdır. Her zamanda itikâf etmek sünnettir. Yalnız Ramazan-ı şerifin son on günlerinde daha efdaldır. İtikâf'ın dört rüknü vardır. 1) Niyet getirmek. Niyet getirmeden camide kalmak itikâf sayılmaz. İtikâfa girmek için nezr eden kimsenin niyette, kendi-sine farz olan itikâfı niyet etmesi lazımdır. İtikâf için muayyen bir müddet beyan etmeyip mutlak niyet getirmesi de kâfidir. Ancak camiye dönmek için azm etmeden çıkar, sonra dönerse tekrar niyet getirmek lazım gelir. Fakat muayyen bir müddet beyan eder, meselâ bugün bu camide itikâf etmeğe niyet ettim diye söyleyen kimse bir mazeret için camiden çıkar ve tekrar dönerse kendisine yeniden niyet getirmek icab etmez. 2) Cami veya mescid olması. Bir kimse evde veya bir hücrede itikâfa niyet ederse, itikâf sayılmaz. Yalnız itikâfın bir camide, yani içinde Cuma namazı kılınan bir mâbedde olması daha efdaldır. Hatta bir kimse, Cuma namazına çıkmamak şartıyla bir hafta kadar bir camide itikâf etmeğe niyet eder, itikâf etmek istediği yerde, Cuma namazı kılınmıyorsa, Cuma namazına gitmeğe mecbur olduğundan, o camide değil, içinde Cuma namazı kılınan bir camide itikâf etmesi lazımdır. Mescid El-Haram veya Mescid-i Nebevi veya Mescid Aksa'da itikâf etmek için nezirde bulunan kimsenin tayin ettiği yerde itikâfa girmesi lazımdır. Ancak bir kimse Mescid-i Aksa'da itikâf etmek için nezir ederse, ondan daha efdal olan Mescid-i Nebevi ve Mescid El-Haramda itikâf edebildiği gibi, Mescid-i Nebevide itikâf etmek için de nezir ederse, Mescid-El-Haram'da itikâf edebilir. Fakat ne Mescid-i Nebevi, Mescid-El-Haram'ın, ne de Mescid El-Aksa Mescid-i Nebevi'nin veya Mescid El-Haram'ın yerini tutamaz. Bu üç caminin dışında kalan camiler arasında fark yoktur. Bunun için meselâ: Şamdaki Camiül Emevide itikâf etmeğe nezir eden kimse, İstanbul'daki Fatih Camiinde yerine itikâfa girebilir. 3) Az da olsa camide bir miktar kalmak. İtikâf için camide oturmasa da, ayakta kalmak veya dolaşmak da kâfidir. Fakat sadece camiden geçmek itikâf için kâfi gelmez. Mûtekif olabilmenin şartı üçtür: a) Müslüman olmak. b) Akıllı olmak. c) Hades-i ekberden temiz olmak. Yani cünüb, hayızlı ve nifaslı olmamak. Binaenaleyh abdestsiz olan kimse bir camiye girse itikâf niyetini getirebilir ve getirmesi sünnettir. Yalnız abdestli olarak camiye girip niyet getirmek daha efdaldır. İtikâfda bulunan kimse, ihtilâm olursa camiden çıkıp yıkanması lazımdır. Bu durumda camide kalması haramdır. Bir kimse bir camide bir hafta kadar itikâfda kalmak için nezir eder ve camide baygınlık veya delilik geçirirse, baygınlık veya delilik müddeti de kendisi için itikâftan sayılır. İtikâfda bulunan kimsenin üzerine koku sürmesi, güzel elbise giymesi ve oruç tutması zarar vermez. Bir kimse oruçlu olduğu bir günde itikâf edeceğini nezr ederse, oruçlu olduğu bir günde itikâfa girmesi lazımdır. Bir hafta gibi muayyen bir müddet itikâfa gireceğini nezr eden kimse, abdest almak, yemek yemek, camiden ayrı, fakat uzak olmayan bir minareye çıkıp ezan okumak, hastalık ve hayız gibi camiden çıkmasını zorlayan bir mazeret için çıkabilir. Fakat hayız ve hastalık gibi haller için cami dışında kaldığı müddeti kaza etmesi lazımdır. İtikâf'ta bulunan bir kimsenin, çocuğunu şefkatle öpmesi, saçını taraması, evlenmesi, evlendirmesi, elbise giymesi, alış-veriş yapması, dikiş ve yazıyla meşgul olması, yemek yemesi câizdir. Yine, camide mübah olan sözü söylemek, uyumak ve uzanmak, itikâfta olan kimse için caiz olduğu gibi başkası için de caizdir, hem de camide yemek pişirmesi (kirletmemek, şartiyle) yemek yemesi, sofra sermesi ve bir kap içinde el yıkaması da caizdir. Yalnız itikâf'da olan kimsenin imkan dahilinde zikir, Kur'an-ı Kerim'i tilâvet ve ilim ile uğraşması daha efdaldir. İtikâf, her zaman sünnet-i müekkededir. Ancak bütün gecelerden daha üstün olan Kadir gecesine isabet etmesi için itikâf'ın Ramazan'da yapılması daha müekkedtir.