Risale-i NurBüyük Şafiî İlmihali

İMAMET VE CEMAAT

Büyük Şafiî İlmihali · s.169

İslam dininde cemaatın büyük önemi vardır. Zaman zaman bir araya gelip Allah'a ibadet etmek müslümanların tanışıp kenetleşmesine vesile olduğu gibi, ibadete karşı olan hevesin artmasına ve ferdler arasında fikir alış verişine de vesiledir. Bunun için cuma namazında cemaat erkekler için farz-ı ayn, başkası için Cumhuru Ulemaya göre farz-ı kifayedir. Hakkında çok hadis varid olmuştur. Bunlardan biri şu hadisi şeriftir: ﻣَﺎ ﻣِﻦْ ﺛَﻼﺎﺛَﺔٍ ﻓِﻰ ﻗَﺮْﻳَﺔٍ ﺍَﻭْ ﺑَﺪْﻭٍ ﻻﺎ ﺗُﻘَﺎﻡُ ﻓِﻴﻬِﻢُ ﺍﻟْﺠَﻤَﺎﻋَﺔُ ﺍِﻻَﺎ ﺍﺳْﺘَﺤْﻮَﺫَ ﻋَﻠَﻴْﻬِﻢُ ﺍﻟﺸَّﻴْﻄَﺎﻥُ "Bir köyde veya bir çölde üç kişi bulunup da namazı cemaat halinde eda etmezlerse mutlaka şeytan onlara musallat olur." Akıl, baliğ, hür, mukim ve fazla sıkıntı çekmeden başkasıyla namaz kılmaya gücü yeten ve çıplak olmayan erkeklerin cemaat halinde cuma namazını kılmaları farzı ayın; diğer vakit namazlarını cemaatla kılmaları farz-ı kifayedir. Kadın ve misafir olan kimseler için, cemaat sünnettir. Her şehir, her kasaba ve her köyde, namaz vakitleri için yüksek sesle ezan okunmalı ve vakit namazları cemaatla eda edilmelidir. Yalnız, genç kadınların evde cemaat halinde namaz kılmaları, camide cemaatla kılmaktan daha evlâdır. Kadınlara imametlik yapan kadın imam, öne geçmeyip, safın ortasında durmalıdır. Öne geçmesi mekruhtur. Cemaat halinde kılınması sünnet olmayan nâfileleri, cemaatla kılmakta beis yoktur. Nezr edilmiş olan namazı, cemaatla kılmak sünnet değildir. Fakat kaza namazlarını cemaatla kılmak sünnettir. Eda namazını, kaza namazını kılan kimse ile beraber kılmak caiz ise de münferiden kılmak daha evlâdır. Bir kimse evinde hanım ve çocuklarına imamlık yaparsa, cemaatın faziletine nail olur. Fakat camide cemaatla kılmak daha efdaldır. Evde cemaatla kılınan namaz, camide tek olarak kılınan namazdan daha iyidir. Cemaat, herhangi bir yerde alenen eda edilmediği takdirde, evlerde ve dükkânlarda ilân edilmeden cemaatla kılınan namaz gibi halkı cemaat sorumluluğundan kurtaramaz. Yukardaki tarz üzere namazını kılmayan bir köy, kasaba veya bir şehir halkı, önce namazlarını cemaatla kılmaları için davet edilir, yola gelirlerse zaten yapılacak bir şey yoktur. Aksi taktirde onları yola getirmek için cebre başvurulup, zor kullanılacaktır. Cemaatı bol olan camide cemaatle namaz kılmak daha efdaldır. Ancak imamı ehl-i bid'at olursa, yani onun küfrünü değil, fıskını gerektiren bir hal bulunursa veya mezhebi ayrı olup da vacib olan bazı şeylerin vacib olmadığına itikad ederse gibi o zaman cemaatı az olan camiye gitmek daha efdaldır. Hatta bazı Şafii ulemasına göre, kıyamda besmele gibi kıratı farz olan bir ayet-i kerimeyi, sünnet olarak kabul eden Hanefiyyü'l-mezhebe iktida etmek caiz değildir. Fakat ulemanın çoğu, birliği sağlamak için Hanefi olan imama iktida etmek caizdir demişlerdir. Bunun için Şafiî olan kimse Hanefi bir imama iktida edebildiği, Hanefi olan kimse de Şafiî bir imama iktida edebilir ve bugün müslüman halk, Hicaz'da Mekke ve Medine'de Hanbeli imama iktida etmekten çekinmez. Yalnız imam olan kimsenin namazın şart ve rükünlerine riayet etmesi lâzımdır. Ehli Bid'at olan kimseden başka imam bulunmuyorsa, ona uymakta beis yoktur. Resmî imamın, camiye gittiğinde kendisiyle beraber namaz kılacak hiç kimse bulunmasa da yine camide namaz kılması gerekir. Zira kendisine iki vazife terettüb etmektedir: Biri camide namaz kılmak, diğeri ise imamlık yapmak. Birisi olmazsa diğeri sakıt olmaz. Bunun için zaman zaman cemaatı olmayan bir caminin imamı cemaat yoktur, camiye gitmek gerekmez, diyemez. Cemaatla namaz kılmanın fazileti büyük olduğu gibi, imamın iftitah tekbirini alması akabinde imama uyan kimsenin hemen iftitah tekbirini almak için hazırlanıp, meşgul olmasının da fazileti büyüktür. Süre az da olsa imama uyan kimse cemaatın faziletine kavuşur. İmam olan kimsenin normal olarak (yani çok kısaltıp, çok uzatmadan, vacip ve sünnetlerden bir şey ihmal etmeden) namaz kıldırması sünnettir. Resûlüllah (S.A.V.) buyuruyor: ﺍِﺫَﺍ ﺻَﻠَّﻰ ﺍَﺣَﺪُﻛُﻢْ ﺑِﺎﻟﻨَّﺎﺱِ ﻓَﻠْﻴُﺨَﻔِّﻒْ ﻓَﺎِﻥَّ ﻓِﻴﻬِﻢْ ﺍﻟﻀَّﻌِﻴﻒَ ﻭَﺍﻟﺴَّﻘِﻴﻢَ ﻭَﺫَﺍ ﺍﻟْﺤَﺎﺟَﺔِ "Sizden biriniz insanlara namaz kıldırırsa namazı acele kıldırsın (ağır kıldırmasın) zira içinde zayıf, hasta ve iş sahibi olan kimse bulunabilir." Ancak muayyen ve belli bir cemaat, namazın uzatılmasını arzu ederse, uzatılmasında beis yoktur. İmamın birinin cemaat yerine girdiğini his ederse, rek'ata yetişmesi için rukû'da, cemaata yetişmesi için de son teşehhüdde, girenler arasında tefrika yapmadan ve fazla uzatmadan, Allah için beklemesi sünnettir. İster tek, ister cemaat halinde namaz kılmış olan kimsenin vakit namazını vaktinde, cemaatla iade etmesi sünnettir. Fakat bunun altı şartı vardır. 1- Bir defa iade etmek. 2- Vaktinde en az bir rek'ata yetişmek. 3- Namazı başından sonuna kadar cemaatla kılmak. İmam selâm verdiği halde, namazını iade den kimse, selâmı geciktirirse namazı fesade gider. Çünkü bu durumda namazın bir kısmında münferid kalmış olur. 4- Farz niyetini getirmek. 5- Birinci namazı sahih olmak. 6- Namazı iade etmenin caiz olduğuna inanmak. Binaenaleyh namazını iade eden imam Şafiî olur, kendisine iktida edenler Malikî veya Hanefi olurlarsa, Şafiî olan imamın namazı sahih değildir. Çünkü kendisine iktida edenler, iadenin caiz olmadığını kabul ettikleri için münferid sayılır. Namaz iade edilirse, esas farz birinci namazdır. İkincisi sünnettir. Bunun için iade edilen namazı bozacak bir hâl vaki olursa, bir şey icab etmez. Fakat birinci namazın eksikliği sonra anlaşılırsa, iade edilen namaz da muteber değildir. Yeniden onu kılmak lâzımdır. Cemaate çok ehemmiyet verip itina göstermeli ve hiçbir zaman terk edilmemelidir. Resûlüllah (S.A.V.) buyuruyor: ﺻَﻼﺎﺓُ ﺍﻟْﺠَﻤَﺎﻋَﺔِ ﺗَﺰِﻳﺪُ ﻋَﻠَﻰ ﺻَﻼﺎﺓِ ﺍﻟْﻔَﺬِّ ﺑِﺴَﺒْﻊٍ ﻭَﻋِﺸْﺮِﻳﻦَ ﺩَﺭَﺟَﺔً "Cemaatla kılınan namaz, yalnız başına kılınan namazdan, yirmi yedi derece daha efdaldır." Ancak şiddetli yağmur, çok çamur, şiddetli rüzgâr, çok sıcak ve çok soğuk gibi umumi bir mazeret veya yemek ve su hazır iken, aşırı açlık veya susuzluk, ağır hastalık, abdest darlığı, bir masumun telefinden korku, bakıcısı olmayan bir hastanın bulunması veya ölüm halinde bulunan bir akrabanın bulunması veya yolculukta arkadaşlarından geri kalmak korkusu veya kendisine uygun elbise bulamamak veya izalesi zor olan sarımsak, soğan gibi kokusu fena olan bir şey yemesi gibi hususî bir mazeret bulunsa cemaat terk edilebilir. Yalnız ekmekle beraber başka yiyecek bulunduğu halde cemaata ve cuma namazına gitmemek için sarımsak veya soğan yiyen kimsenin mutlaka cemaata gitmesi lâzımdır. Yine bir kimsenin yemeği ateşte olursa veya suçlu olup bir süre ortalıkta görünmezse affı umar veya abdesti dar olursa cemaatı terk edebilir. Yangın gibi bir afet bulunup insan veya hayvan hayatı tehlikede iken namaz vakti gelip çatarsa namaz ile meşgul olmak haramdır. Bir kimse namazda iken bir hırsız gelip kendisine veya başkasına ait malı çalarsa çalınan malı kurtarmak için namazını terk etmek zorundadıdır. İmam veya münferid olan kimsenin sabah ve cuma namazlarında akşam ile yatsı namazlarının ilk iki rek'atinde fatiha ve zammı süreyi seslice, diğer namazlarda ise gizlice okumaları sünnettir. Kadın da, şayet sesini duyacak kadar erkek bulunmazsa erkek gibidir. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyuruyor: "Gündüz vaktinde namazını seslice kılan kimseye hakaret ediniz." Me'mum'un ise, imamı dinlemekle emrolunduğu için fatiha'yı okuduğu zaman dahi sesini yükseltmesi doğru değildir.