Risale-i NurBüyük Şafiî İlmihali

HUTBENİN SÜNNETLERİ

Büyük Şafiî İlmihali · s.196

Hutbenin sünnetleri şunlardır: 1- Minber veya yüksek bir şeyin üzerinden okunması. Resûlüllah (S.A.V.) Medine-i Münevvere'de bir hurma ağacının kütüğü üzerinde hutbe okurdu. Bilahare kendisine dört basamaklı bir minber yapıldı. Üçüncü basamağın üzerinde durur hutbe okurdu. 2- Minberin imamın sağ tarafında bulunması. Mihrab ile arasında bir metreden fazla mesafe olmaması. 3- Hatibin, minbere doğru giderken minberin yanındakilere selam vermesi. Beyzavi, hatip her basamakta biraz durup Allah'tan yardım isteyecek demiş ise de bunun esası yoktur. Ulemaca bu söz tuhaf karşılanmıştır. 4- Minbere çıktıktan sonra cemaata dönmesi. Kıbleye doğru durup hutbe okumak sahih ise de, mekrûhdur. 5- Tekrar selam vermesi. Cemaatın bu her iki selamı işitilecek şekilde alması lâzımdır. 6- Sonra, hatibin minberin üzerine oturması. 7- Sonra, ezanın okunması. Hazreti Osman'ın hilafetine kadar, hatib minbere çıktıktan sonra okunan ezan ile iktifa ediliyordu. Mezkür Halifenin zamanında halk çoğalınca, ondan evvel de dışarda ezan okutuldu. 8- Hutbenin beliğ ve açık bir dille okunması. Hazreti Ali (R.A.) diyor ki: ﺣَﺪِّﺛُﻮﺍ ﺍﻟﻨَّﺎﺱَ ﺑِﻤَﺎ ﻳَﻌْﺮِﻓُﻮﻥَ ﺍَﺗُﺤِﺒُّﻮﻥَ ﺍَﻥْ ﻳُﻜَﺬَّﺏَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻭَﺭَﺳُﻮﻟُﻪُ "Halkın anladıkları dille konuşunuz. Allah ile onun Resûlü-nün yalanlanmasını ister misiniz?" 9- Cuma namazına nisbeten kısa olması. Resûlüllah (S.A.V.) buyuruyor: ﺍَﻃِﻴﻠُﻮ ﺍﻟﺼَّﻼﺎﺓَ ﻭَﺍَﻗْﺼِﺮُﻭﺍ ﺍﻟْﺨُﻄْﺒَﺔَ "Cuma namazını uzatınız. Hutbesini kısaltınız." (Müslim) 10- Hutbe okurken ya bir kılıç veya bir bastona dayanması. Ebu Davud'dan rivayet edildiğine göre, Peygamber (S.A.V.) Cuma hutbesinde bir yaya veya değneğe dayanarak okurdu. 11- İki hutbe arasındaki oturuşun ihlâs sûresi okunacak kadar olması. 12- İkinci hutbeyi ﺍَﺳْﺘَﻐْﻔِﺮُ ﺍﻟﻠّٰﻪَ ﻟِﻰ ﻭَﻟَﻜُﻢْ cümlesiyle tamamlamak. Hatibin hutbe esnasında sağına- soluna dönmesi, elini minbere vurması, el veya baş ile işaret yapması, her basamakta durup dua etmesi, ikinci hutbeyi acele olarak okuması ve sesini alçaltması, hükümdarı medh ve sena etmesi mekrûhdur. Hatib, hutbeyi bitirir bitirmez müezzin kamete başlar. İmam da kametin bitmesiyle mihraba yetişmelidir. Birinci rek'atta, "Cuma" veya "Ala" sûresini, ikincisinde de "El-Munafi-kun" veya "Gaşiye" sûresini okuması. Cuma namazına gitmek isteyen erkek, kadın, hür, köle, herkes için gusül etmek sünnettir. Bu guslün vakti, fecirden başlar, cuma namazına yetişebilecek bir zamana kadar devam eder. Yalnız, cuma namazına gidecek zamana kadar bırakmak daha iyidir. Hasta olursa veya su bulamazsa, gusül yerine teyemmüm almak sünnettir. Allah'ın Resûlü buyuruyor ki: ﺍِﺫَﺍ ﺟَﺎٓﺀَ ﺍَﺣَﺪُﻛُﻢُ ﺍﻟْﺠُﻤُﻌَﺔَ ﻓَﻠْﻴَﻐْﺘَﺴِﻞْ "Sizden biriniz cuma namazına gelmek istediğinde, yıkansın." (Buhari-Müslim) İbn Hibban'dan rivayet ettiği başka bir hadisde şöyle buyrulmuştur: ﻣَﻦْ ﺍَﺗَﻰ ﺍﻟْﺠُﻤُﻌَﺔَ ﻣِﻦَ ﺍﻟﺮِّﺟَﺎﻝِ ﻭَﺍﻟﻨِّﺴَﺎﺀِ ﻓَﻠْﻴَﻐْﺘَﺴِﻞْ "Erkek olsun kadın olsun her kim cuma namazına gitmek isterse, yıkansın." Erken ve yaya olarak cuma namazına gitmek ve camide yerini almak sünnettir. Resûlllah (S.A.V.) buyuruyor: ﻋَﻠَﻰ ﻛُﻞِّ ﺑَﺎﺏٍ ﻣِﻦْ ﺍَﺑْﻮَﺍﺏِ ﺍﻟْﻤَﺴْﺠِﺪِ ﻣَﻼَﺎﺋِﻜَﺔٌ ﻳَﻜْﺘُﺒُﻮﻥَ ﺍﻻﺎَﻭَّﻝَ ﻓَﺎﻻﺎَﻭَّﻝَ ﻭَﻣَﻦْ ﺍِﻏْﺘَﺴَﻞَ ﻳَﻮْﻡَ ﺍﻟْﺠُﻤُﻌَﺔِ ﻏُﺴْﻞَ ﺍﻟْﺠَﻨَﺎﺑَﺔِ ﺛُﻢَّ ﺭَﺍﺡَ ﻓِﻰ ﺍﻟﺴَّﺎﻋَﺔِ ﺍﻻﺎُﻭﻟَﻰ ﻓَﻜَﺎَﻧَّﻤَﺎ ﻗَﺮَّﺏَ ﺑَﺪَﻧَﺔً ﻭَﻣَﻦْ ﺭَﺍﺡَ ﻓِﻰ ﺍﻟﺴَّﺎﻋَﺔِ ﺍﻟﺜَّﺎﻧِﻴَﺔِ ﻓَﻜَﺎَﻧَّﻤَﺎ ﻗَﺮَّﺏَ ﺑَﻘَﺮَﺓً ﻭَﻣَﻦْ ﺭَﺍﺡَ ﻓِﻰ ﺍﻟﺴَّﺎﻋَﺔِ ﺍﻟﺜَّﺎﻟِﺜَﺔِ ﻓَﻜَﺎَﻧَّﻤَﺎ ﻗَﺮَّﺏَ ﻛَﺒْﺸًﺎ ﺍَﻗَﺮَﻥَ ﻭَﻣَﻦْ ﺭَﺍﺡَ ﻓِﻰ ﺍﻟﺴَّﺎﻋَﺔِ ﺍﻟﺮَّﺍﺑِﻌَﺔِ ﻓَﻜَﺎَﻧَّﻤَﺎ ﻗَﺮَّﺏَ ﺩَﺟَﺎﺟَﺔً ﻭَﻣَﻦْ ﺭَﺍﺡَ ﻓِﻰ ﺍﻟﺴَّﺎﻋَﺔِ ﺍﻟْﺨَﺎﻣِﺴَﺔِ ﻓَﻜَﺎَﻧَّﻤَﺎ ﻗَﺮَّﺏَ ﺑَﻴْﻀَﺔً ﻓَﺎِﺫَﺍ ﺧَﺮَﺝَ ﺍﻻﺎِﻣَﺎﻡُ ﺣَﻀَﺮَﺕِ ﺍﻟْﻤَﻼٓﺎﺋِﻜَﺔُ ﻳَﺴْﺘَﻤِﻌُﻮﻥَ ﺍﻟﺬِّﻛْﺮَ "Caminin her kapısında duran melekler vardır. İlk geleni ve sonrakini yazarlar. Bir kimse cuma günü cenabetten yıkanır gibi yıkanır, sonra ilk saatte camiye giderse bir deve sadaka vermiş gibi olur. İkinci saatta giderse bir inek daka vermiş gibi olur. Üçüncü saatta giderse boynuzlu bir koç sadaka vermiş gibi olur. Dördüncü saatta giderse bir tavuk sadaka vermiş gibi olur. Beşinci saatta giderse bir yumurta sadaka vermiş gibi olur. İmam minbere çıktığında, melekler içerde hutbeyi dinlemeye hazır olurlar." (Buhari-Müslim) Cuma namazına giden kimsenin yolda ve camide Kur'anı Kerim'in tilâveti ve zikriyle meşgul olması sünnettir. Ön saflarda yer almak için cemaatın omuz ve boyunlarını atlamak mekruhdur. Resûlüllah (S.A.V.) birisinin cemaatın omuzlarını atlayarak geçtiğini görünce kendisine şöyle dedi: "Otur, sen hem eziyet verdin, hem geri kaldın." Yalnız imamın, mihraba varabilmesi için omuzları atlamasında beis olmadığı gibi, camiye gelip son saflarda bulunan çocukların omuzlarını atlamakta da beis yoktur. Camide oturan kimse yerini birisine verirse, onun yerinde oturabilir. Fakat her hangi bir kimseyi kaldırıp yerine oturması caiz değildir. Birisi abasını veya namazlığını caminin her hangi bir yerinde serip dışarıya çıkarsa veya başka bir yerde bulunursa, camiye gelen her hangi bir kimse namazlığı veya abasını atıp yerinde oturabilir. Bu gibi haller Mescidül-Haramda ve Mescidi Nebevide çok vaki oluyor. Cuma namazına gitmek isteyen kimse en güzel elbisesini giyip, güzel koku sürünmelidir. Resûlüllah Sallallahû aleyhi ve sellem buyuruyor ki: ﻣَﻦْ ﺍِﻏْﺘَﺴَﻞَ ﻳَﻮْﻡَ ﺍﻟْﺠُﻤُﻌَﺔِ ﻭَﻟَﺒِﺲَ ﻣِﻦْ ﺍَﺣْﺴَﻦِ ﺛِﻴَﺎﺑِﻪِ ﻭَﻣَﺲَّ ﻣِﻦْ ﻃِﻴﺐٍ ﺍِﺫَﺍ ﻛَﺎﻥَ ﻋِﻨْﺪَﻩُ ﺛُﻢَّ ﺍَﺗَﻰ ﺍﻟْﺠُﻤُﻌَﺔِ ﻭَﻟَﻢْ ﻳَﺘَﺨَﻂَّ ﺍَﻋْﻨَﺎﻕَ ﺍﻟﻨَّﺎﺱِ ﺛُﻢَّ ﺻَﻠَّﻰ ﻣَﺎ ﻛَﺘَﺐَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻟَﻪُ ﺛُﻢَّ ﺍﻧْﺼَﺖَ ﺍِﺫَﺍ ﺧَﺮَﺝَ ﺍِﻣَﺎﻣُﻪُ ﺣَﺘَّﻰ ﻳَﻔْﺮُﻍَ ﻣِﻦْ ﺻَﻼﺎﺗِﻪِ ﻛَﺎﻧَﺖْ ﻛَﻔَّﺎﺭَﺓً ﻟِﻤَﺎ ﺑَﻴْﻨَﻬَﺎ ﻭَﺑَﻴْﻦَ ﺍﻟْﺠُﻤُﻌَﺔِ ﺍﻟَّﺘِﻰ ﻗَﺒْﻠَﻬَﺎ "Cuma günü yıkanıp en güzel elbisesini giyen, yanında varsa güzel koku sürünen, sonra cuma namazına gelip halkın omuzlarını atlamayan, sonra Allah'ın kendisi için mukadder kıldığı namazı kılan, sonra imam minbere çıkınca hutbeyi dinliyen ve namazını tamamlayıncaya kadar huşû içinde kalan kimsenin yaptığı bu hareketi, o cuma ile önceki cuma arasındaki günahlarına kefaret olur." (İbni Hibban rivayet etmiştir) Yalnız, cuma namazına gitmek isteyen kadının, süslenip güzel koku sürünmesi mekrûhdur. Vakit dar olmazsa cuma namazına giden kimsenin yavaş yavaş gitmesi ve gittiği yoldan değil, başkasından dönmesi sünnettir. Cuma günü veya gecesinde çok dua etmek ve Peygambere (S.A.V.) salavat'ı şerife getirmek ve Kehf sûresini okumak sünnettir. Allah'ın Resûlü buyuruyor: ﻣَﻦْ ﻗَﺮَﺍَ ﺳُﻮﺭَﺓَ ﺍﻟْﻜَﻬْﻒِ ﻓِﻰ ﻳَﻮْﻡِ ﺍﻟْﺠُﻤُﻌَﺔِ ﺍَﺿَﺎﺀَ ﻟَﻪُ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﻣَﺎ ﺑَﻴْﻦَ ﺍﻟْﺠُﻤُﻌَﺘَﻴْﻦِ "Cuma günü Kehf sûresini okuyan kimse için Allah, iki cuma arasını aydınlatacaktır." Mekke-i Mükerreme'de hatip hutbe okumak için minbere çıkmış ise, hiçbir namazın kılınması caiz olmadığı gibi tavaf etmek de caiz değildir. Yalnız namaz esnasında iken hatip, hutbeye çıkarsa uzatmadan o namaz tamamlanmalıdır. Mekke-i Mükerreme haricinde ise, hutbe okunmakta iken camiye giren kimse, uzatmadan iki rek'at kılar. Hatibin minbere çıkışından sonra okunan ikinci ezanın akabinde, ticaret, san'at, alış veriş ve her hangi bir işle meşgul olmak haramdır. Cenab-ı Hak buyuruyor: ﻳَﺎٓ ﺍَﻳُّﻬَﺎ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺍٰﻣَﻨُﻮٓﺍ ﺍِﺫَﺍ ﻧُﻮﺩِﻯَ ﻟِﻠﺼَّﻠٰﻮﺓِ ﻣِﻦْ ﻳَﻮْﻡِ ﺍﻟْﺠُﻤُﻌَﺔِ ﻓَﺎﺳْﻌَﻮْﺍ ﺍِﻟٰﻰ ﺫِﻛْﺮِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَﺫَﺭُﻭﺍ ﺍﻟْﺒَﻴْﻊَ ﺫٰﻟِﻜُﻢْ ﺧَﻴْﺮٌ ﻟَﻜُﻢْ ﺍِﻥْ ﻛُﻨْﺘُﻢْ ﺗَﻌْﻠَﻤُﻮﻥَ "Ey iman edenler, cuma günü, namaz için ezan okunduğu zaman, hemen Allah'ın zikrine gidin. Alış verişi bırakın. Bu sizin için daha hayırlıdır; eğer bilseniz." (Cuma:9) Yalnız, yapılan alış veriş haram olmakla beraber, sahihdir. Ancak abdest veya gusül suyuna veya acilen avretini örtmek için elbiseye ihtiyaç varsa, alış verişi yapmak caiz olduğu gibi, ezandan sonra camiye giderken yolda ve camide yapmak da caizdir. Kendisine cuma namazı farz olmayan misafir, köle, kadın ve hasta gibi kimselerin alış veriş yapmalarında beis yoktur. Cuma namazının ikinci rek'atının rukûuna yetişen kimse cuma namazına yetişmiş olur. İmam selam verdikten sonra bir rek'at daha kılar. Fakat ikinci rek'atın rukûundan sonra yetişen kimse, cuma namazının niyetini getireceği halde öğle namazını kılacaktır. İbni Hacer'in fetvasına göre cuma namazının ikinci rek'atının rükûuna yetişen kimseye iktida edip onunla beraber bir rek'at kılan kimse cuma namazına yetişmiş olur. İmamın namazı her hangi bir sebeble bozulursa, namaz bozulmadan evvel kendisine uyanlardan birisi yerine geçerse, Cuma olsun veya başka bir namaz olsun caizdir. Resûlüllah (S.A.V.)'in hastalığı sırasında Ebu Bekir (R.A.) cemaata namaz kıldırıyordu; namaz esnasında iken Resûlüllah (S.A.V.) kendini iyi hissedince camiye girdi, bunun üzerine Ebu Bekir (R.A.) namazını bozmadan geri çekildi ve Allah'ın Resûlü cemaatin önüne geçip namazı kıldırdı. İmama uymayanlardan birisi, namazı bozulan imamın yerine geçerse, cuma namazından maada caizdir. Ancak onun nizamının, imamın nizamına aykırı olmaması gerekir. Bunun için imam ikinci rek'atta iken namazı bozulursa böyle bir kimsenin yerine geçmesi caiz değildir. Çünkü, cemaat ikinci rek'atta teşehhüde oturacak, kendisi ise oturmıyacaktır. İmama uyanlardan bir mesbuk, imamın yerine geçerse ve nizamı imamın nizamına aykırı olursa, imamın nizamına riayet etmesi gerekir. Meselâ sabah namazının birinci rek'atına yetişmeyip, ikinci rek'atta iktida eden kimse imamın yerine geçerse, birinci rek'atta olduğu ve kendisi için kunut sünnet olmadığı halde cemaat için kunutu okur, teşehhüd'de oturur, teşehhüdü okuduktan sonra cemaate namazın bittiğini işaret eder ve namazını tamamlamak için kalkar. Onlar da isterlerse selam verirler, isterlerse imamı bekleyip onunla beraber selam verirler. Bir kimse, fazla kalabalıktan dolayı secde yapmak için başını koyacak yer bulamaz ve her hangi bir şeyin üzerine secde yapmak mümkün olursa, acizesi başından yüksek olduğu hâlde o şeyin üzerinde secde yapar. Secde yapmak mümkün değilse bekler, cemaat secdeden kalktıktan sonra secdesini yapar. Ancak, imam onu takib eden sonraki rek'atın rûkûundan kalktığı halde secde yapamamış ise, mesbuk gibi, imama uyar. Sonra bir rek'at daha kılar. Eğer bilerek kendi nizamına göre hareket ederse namazı fesada gider. Unutarak kendi tertibini takib ederse namazı fesade gitmez, ama sücudu da muteber değildir. İstilaya uğramış bir İslâm beldesinin ahalisi cuma namazını diğer İslâm beldeleri gibi kılmakla mükelleftirler. Hatta küfür diyarına yerleşen müslümanlar - kırk kişi olduktan sonra - cuma namazını kılmağa mecburdurlar.