Risale-i NurBüyük Şafiî İlmihali

HUTBENİN ŞARTLARI

Büyük Şafiî İlmihali · s.194

Hutbenin onbir şartı vardır: 1- Hutbenin her beş rüknünün arapça olması. Onları arapça olarak okumak için öğrenmek farz-ı kifayedir. Bir yerde bunları bilen olmazsa, oranın sakinleri günahkâr ve asi olurlar. Ayrıca, cuma namazını değil, öğle namazını kılarlar. Hutbenin rükünleri arasında arapçadan başka bir lisanla, vaaz ve nasihat yapılıp uzatılsa da Ali El-Şebramlisi'nin ifade ettiğine göre beis yoktur. 2- Öğle vaktinde okunması. Yani öğle vakti çıktığı takdirde cuma namazı ne eda ve nede kaza olarak kılınamaz. Ancak öğle namazının kaza edilmesi gerekir. 3- Hatibin, gücü yeterse hutbeleri ayakta okuması. Gücü yetmezse oturarak veya yaslanarak okuyabilir. Ayakta hutbe okumaktan aciz olan kimsenin, ayakta okuyabilecek bir kimseye okutması daha efdaldır. 4- İki hutbe arasında oturmak. Hatip hutbeyi ayakta okumaktan aciz olduğundan hutbeyi oturarak okuyorsa, iki hutbe arasında fasıla vermek vacibdir. 5- Manasını anlamasalar da her iki hutbenin rükünlerini kırk kişinin işitmesi. Cemaat kırk kişi olup bir kısmı sağır olursa, cumaları sahih değildir. Şayet rükünlerin tümü veya bir kısmı gizlice getirilirse hutbe sahih değildir, maalesef çok Hanefi imam hutbenin duasını gizlice okudukları için Şafiî cemaatın namazlarının batıl olmasına sebeb olurlar. Hatib ayrı, imam ayrı olursa beis yoktur. Hutbe okunurken konuşmak haram değilse de mekrûhdur. Enes'den rivayet edilmiş, demiş ki: ﺑَﻴْﻨَﻤَﺎ ﺍﻟﻨَّﺒِﻰُّ ﺻَﻠَّﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﻭَﺳَﻠَّﻢَ ﻳَﺨْﻄُﺐُ ﻳَﻮْﻡَ ﺍﻟْﺠُﻤُﻌَﺔِ ﻓَﻘَﺎﻡَ ﺍَﻋْﺮَﺍﺑِﻰٌّ ﻓَﻘَﺎﻝَ ﻳَﺎ ﺭَﺳُﻮﻝَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻫَﻠَﻚَ ﺍﻟْﻤَﺎﻝُ ﻭَﺟَﺎﻉَ ﺍﻟْﻌِﻴَﺎﻝُ ﻓَﺎﺩْﻉُ ﺍﻟﻠّٰﻪَ ﻟَﻨَﺎ ﻓَﺮَﻓَﻊَ ﻳَﺪَﻳْﻪِ ﻭَﺩَﻋَﺎ Peygamber (S.A.V.) cuma günü hutbe okurken, bir a'rabi (bedevi) ayağa kalkıp dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü, mal helâk oldu, aile efradı aç kaldılar. Bizim için dua et. Bunun üzerine ellerini kaldırıp dua etti." Ancak anormal bir hal olursa meselâ, bir âmanın bir kuyuya doğru gittiği görülür, ikaz edilmediği takdirde kuyuya düşmesi de muhtemelse onu ikaz etmek vacibdir. Hatib minbere çıktıktan sonra, cuma namazının sünneti ile tahiyyetül-mescid sünneti müstesna, nafile namazı kılmak caiz değildir. Resûlüllah (S.A.V.) buyuruyor: ﺍِﺫَﺍ ﺟَﺎٓﺀَ ﺍَﺣَﺪُﻛُﻢْ ﻳَﻮْﻡَ ﺍﻟْﺠُﻤُﻌَﺔِ ﻭَﺍﻻﺎِﻣَﺎﻡُ ﻳَﺨْﻄُﺐُ ﻓَﻠْﻴَﺮْﻛَﻊْ ﺭَﻛْﻌَﺘَﻴْﻦِ ﻭَﺍﻟْﻴَﺘَﺠَﻮَّﺯْ ﻓِﻴﻬِﻤَﺎ "Sizden biriniz cuma günü, imam hutbe okurken camiye gelirse hemen iki rek'at kılsın. Ama onları uzatmasın." Hutbeye başlamadan önce, hutbe okunduktan sonra, iki hutbe arasında ve henüz yerinde oturmamış olan kimsenin konuşmasında beis yoktur. Hutbe okunurken aksıranın Allah'a hamdettiği takdirde ona yakın olan kimsenin "Yerhamüke'llah" demesinde beis olmadığı gibi sünnettir. 6- İki hutbe arasındaki fasıla ile rükünler arasındaki fasılanın uzatılmaması. İki hafif rek'at kadar ara verilirse, uzun sayılır. Yalnız rükünler arasında iken abdesti bozulursa ve hemen abdest alarak gelip hutbesine devam ederse zarar vermez. 7- Hatibin hades ve necasetten tahir olması. Hutbe okurken veya hutbe ile namaz arasında iken abdesti bozulursa ve hemen abdest alarak gelip hutbesine devam ederse zarar vermez. 8- Hatibin avretinin örtülü olması. Fakat dinleyicilerin abdestli veya avretlerinin örtülü olmaları şart değildir. 9- Her iki hutbenin namazdan önce okunması. 10- Hutbenin vaciblerini bilmek. 11- Kırk kişinin işiteceği kadar hatibin, sesini yükseltmesi, abdest ve namaz gibi ibadetler için niyet şart olduğu gibi hutbe için niyet şart değildir.