Risale-i NurBüyük Şafiî İlmihali

HACCIN FARZ OLMASININ ŞARTLARI

Büyük Şafiî İlmihali · s.330

Haccın farz olmasının şartları beştir. Bu şartlara haiz olmayan kimseye hac farz değildir. 1 - Müslüman olmak. Müslüman olmayana farz değildir. Zira hac bir ibadettir. İbadet edebilmek için önce iman etmek lazımdır. İman etmeden yapılan ibadet sahih değildir. Binaenaleyh bir kimse müslüman olmadan hacca gider, sonra müslüman olur, hali yerinde ve haccın diğer şartlarına haiz olursa, tekrar hacca gitmesi gerekir. Hatta bir müslüman hac farizasını ifa ettikten sonra riddet edip, sonra tecdidi iman ederse, gücü yettiği takdirde tekrar hacca gitmesi lazım olur. 2 - Akıllı olmak. Deliye farz değildir. Çünkü deli mükellef değildir. Bir deli hacca giderse onun haccı muteber olmadığı için, iyileştiği ve durumu müsait olduğu takdirde tekrar hacca gitmesi lazımdır. Resûlü Ekrem (S.A.V.) buyuruyor ki: "Kalem üç kişiden kaldırılmıştır. Kendilerine teklif yapılmaz, hiçbir şeyden mes'ul değildir, a - Uyanıncaya kadar uyuyan, b - Büluğ çağına erinceye kadar çocuk, c - Kendine gelinceye kadar deli." 3 - Baliğ olmak. Büluğa ermemiş bir çocuk mümeyyiz de olsa hacca gitse, haccetül-İslâm yerine gelmiş sayılmaz. Kendisi için nafile sayılır. Baliğ olunca tekrar hacca gitmesi icabeder. Resûlü Ekrem (S.A.V.) buyuruyor: "Çocuk hacca gitse bu, büluğ çağına kadar kendisi için nafile bir hacdır. Baliğ olduktan sonra başka bir hac kendisine düşer." 4 - Hür olmak. Köle ve cariyeye hac farz değildir. Çünkü köle veyahut cariye başkasının emrindedir. Hiçbir şeye malik değildir. Şayet efendilerinin izniyle hacca gitseler de, onlar için nafile sayılır. Hürriyete kavuşurlarsa tekrar hacca gitmeleri lazım olacaktır. Şimdilik kölelik müessesesi ilga edildiği için böyle bir insan yoktur. Herkes hürdür. Bunun için bu hususu uzatmak gerekmez. 5 - İstitaat (Güç yetme). Gücü yetmeyene hac farz değildir. İstitaattan maksadımız, hacca gidip gelene kadar kendilerine bakmakla mükellef olduğu kimselerin, nafaka ve masraflarını hem yol harcırahını, hem de kendilerine uygun nakil vasıtalarını temin edebilmektir. Söz konusu nafaka, normal olacaktır. Şayet kendisine vacib olan nafakayı kısmak suretiyle hacca gidebilecekse hacca gücü yetiyor denmez. Nakil vasıtası, zamana göre değişir. Önceki asırlarda at, deve normal nakil vasıtaları sayılırdı. Şimdi ise normal sayılmazlar. Şimdilik normal vasıtalar, uçak, vapur, otobüs ve tren gibi vasıtalardır. Binaenaleyh bir kimse ancak kendisine uygun olmayan bir nakil vasıtasını temin edebiliyorsa hac kendisine farz değildir. Yol harcırahı, nafaka ve nakil vasıtası, zaruri ihtiyaçtan fazla olacaktır. Zaruri ihtiyaç demek efrad-ı ailesinin nafakası, muhtaç oldukları ev için lâzım olan eşya ve ancak borcunu kapatacak maldır. İşte bunlardan maada kendisini hacca götürüp getirecek kadar parası ve yol zahiresi bulunsa müstatî (gücü yeter) sayılır, kendisine hac düşer. Geniş bir evi bulunan bir kimse, zaruri ihtiyacından fazla bir veya birkaç odası bulunur ve bunu sattığında hac parasını çıkarırsa, bu takdirde fazlasını satmağa mecburdur. Yine çok güzel bir evi bulunur ve bu evi sattığı zaman kendine münasib bir ev alabilecek ve hem hacca gidebilecekse, bunu yapmağa mecburdur. Bir kimse kendini geçindirecek kadar bir sermayesi bulunsa hac kendisine farzdır. Bir kimsenin bir miktar parası bulunsa, o para ile evlendiği takdirde, hacca gidemiyecek, hacca gitse evlenmiyecektir, acaba hangisi ön planda tutulacak diye sorulsa cevaben deriz ki: Hac, kendisine farz olduğu halde önce evlenmesi daha evlâdır. Çünkü hacca gitmek fevrî değildir. Dolayısıyla şehveti galip veya iradesi zayıf olduğundan zinadan korkarsa, önce evlenmesi icab eder. Geçimi için bir tarla veya küçük bir sermayeye sahip olan bir kimsenin bu tarlayı satıp veya sermayeyi hac için harcaması gerekmektedir. Bir kimsenin durumu müsaid olduğu halde hacca gitmez sonra iflas ederse günahkâr olur. Ve hac zimmetinde kalır. Bir ev almak gayesiyle para biriktiren kimse, hac mevsimi gelmeden evvel ev alabilir. Fakat hac mevsimi geldiği halde ev alamamış ise, mutlaka hacca gitmesi icabetmezse de, gitmesi daha evlâdır. Binaenaleyh bir kimsenin kiracı olması, haccın farz olmasına mani olamaz. Akraba ve ahbablara hediye getirmek her ne kadar adet haline gelmiş ise de, zaruri ihtiyaçdan sayılmaz. Hediye parası temin edilmedi diye hacdan geri kalmak caiz değildir, haramdır. Maalesef bir çok kimse hacca gidebildiği halde dost ve akrabalara getirilen hediye adet haline geldiği ve ağır bir yük teşkil ettiği için hacca gidemiyor ve İslâmi olmayan adet, hac farizesine engel oluyor.