Risale-i NurBüyük Şafiî İlmihali

EMANET

Büyük Şafiî İlmihali · s.487

Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: "Allah, emaneti ehline vermenizi emr ediyor." Resûlüllah (S.A.V.) de şöyle buyuruyor: "Sana emaneti bırakana emaneti eda et. Sana hiyanet edene, hiyanet etme." Emanetin dört rüknü vardır: 1) Emanet. (Emanet edilen şey) 2) Akit siğası. 3) Emanet sahibi. 4) Emanetçi. Emanet sahibi ile emanetçinin baliğ ve akıllı olmaları şarttır. Binaenaleyh bir kimse bir deliden veya bir çocuktan bir emanet alırsa, hangi sûretle olursa olsun telef olduğu takdirde zâmin olur. Mislini veya beledini vermeğe mecburdur. Fakat bir mümeyyiz çocuğa emanet bırakılır ve telef olursa çocuk zâmin olmaz. Ama kendisi bizzat itlaf ederse zâmin olur. Bir çocuk bir çocuğa bir şey emanet olarak bırakırsa, telef veya itlaf edildiği takdirde zâmin olur. Emanetin (müteneccis de olsa) muhterem olması şarttır. Muhterem olmayan, çalgı aleti gibi haram olan bir şey emanet edilemez. Telef olursa emanetçi zâmin olmaz. Akit siğası; emanet sahibinin "bunu sana emanet ediyorum" gibi bir söz söylemesi, emanetçinin de red etmemesi şarttır. Emanetçi; emaneti muhafaza edemeyeceğini bilirse kabûl etmesi haramdır. Yoksa kabul etmesi sünnettir. Ondan başka kimse yoksa ve kabûl etmediği takdirde zayî olacaksa kabullenmesi vaciptir. Emanet sahibi ile emanetçilerden birisi vefat eder veya delirir veya bayılır veya emanet sahibi iadesini taleb eder veya emanetçi red ederse, emanetin hükmü yürürlükten kalkar. Emanetçi, münasip bir şekilde emaneti uygun bir yerde muhafaza ettiği halde kayıp olur veya çalınırsa zâmin olmaz. Fakat emanete uygun olmayan bir yerde bırakır veya izin almadan başka bir yere nakl ederse zâmin olur. Emanetçi, sefere çıkar veya tehlikeli bir hastalığa maruz olursa emaneti sahibinie iade etmelidir. Bu mümkün olmazsa güvenilir bir kimseye iki şahit huzurunda teslim eder. Böyle yapmadığı takdirde mal sahibi "ben teslim almadım" diye iddia ederse zâmin olur. Bir emanetçinin, emaneti korumak için gerekeni yapması lâzımdır. Meselâ, emanet yün ve elbise gibi bir şey olursa onu havalandırmak, ilaçlandırmak, hayvan olursa ona yem vermek lâzımdır. Bunları yapmadığı takdirde zâmin olur. Emanet sahibi kendisine yem gibi lüzumlu şeyleri vermiş ise ne âla, yoksa kendisine müracaat eder. Ya lüzumlu şeyleri tedarik edecek veya emaneti kendisine iade edecektir. Bir kimse, evde muhafaza etmek üzere birisine para verir, sonra üzerinde bırakır ve yanında telef olursa zâmin olur. Emanetçi, emanetin bilinen umumi bir yangın gibi bir sebepten dolayı telef olduğunu iddia ederse yemin ettirmeden sözü kabul edilir. Böyle bir sebep bilinmiyorsa sebebin mevcut olduğuna dair iki şahit istenir kendisinden. Sonra bu sebeple telef olduğuna dair yemin eder. Hz. Ömer (R.A.) şöyle buyuruyor: "Kişinin yakışıklı olması, sizin hoşunuza gitmesin; emâneti sahibine geri veren ve halkın ırzından yüz çeviren kimse mükemmel insandır." Bir kimse hamama girip soyunma odasında soyunur ve eşyasını hamamcıya teslim etmeden yıkanma yerine girip yıkanır ve bu sırada eşyası çalınsa hamamcı sorumlu tutulmaz. Ancak hiyaneti sabit olursa durum değişir. Emanetçi olan kimsenin yolculuk yapmak istediğinde yanında bulunan emaneti sahibine geri vermesi lazımdır. Aksi takdirde telef olursa zâmin olur. Emanetçi, emanet sahibinin izni olmadan emaneti bir yerden başka bir yere götüremez, yalnız memlekette anarşi gibi anormallik bulunur ve emaneti sahibine iade etmek mümkün olmazsa gideceği yere beraber götürebilir. Bir kimse birisine emanet olarak bir sandık bırakır ve üzerine oturmamasını tavsiye ettiği halde emanetçi oturur ve içindeki eşya kırılırsa zâmin olur. Bir kimse bir emanet alır ve evde muhafaza etmesi icap ettiği ve imkan olduğu halde evde muhafaza etmez, üzerinde bulundurur ve bu sebeble kaybolursa zâmin olur. Müteğallibe olan bir kimse emanetçide bulunan bir emaneti zor ile alıp götürürse emanetçi mesul değildir. Fakat müteğallibe onu zorlar o da emaneti kendisine teslim ederse, emanet sahibi isterse hakkını ondan talep edebilir.