Risale-i NurBüyük Şafiî İlmihali

CENAZE NAMAZININ RÜKÜNLERİ

Büyük Şafiî İlmihali · s.245

Cenaze namazının yedi rüknü vardır: a) Niyet getirmek. Niyet getirirken ölünün ismini söylemek gerekmez. Cenazeye işaret etmeden ismini söyler ve hataya düşerse, namazı sahih değildir. Birkaç cenaze bir araya gelirse hepsi için bir niyet kâfidir. b) Her farzda olduğu gibi namaz kılanın gücü yeterse, ayakta namaz kılmak. c) Dört tekbir almak. Yalnız dört tekbirden fazla getirirse namazı fesada gitmez. Zeyd bin Erkam, Resûlüllah (S.A.V.)'in bir cenaze namazını kıldırırken fazla bir tekbir aldığını rivayet etmektedir. İmam fazla bir tekbir aldığı takdirde me'mümun üç fazla tekbir alması sünnet değildir. O halde isterse hemen ayrılıp selâm verir, isterse imamı bekler. d) Birinci tekbirin akabinde fatiha okumak. Fatihadan önce eûzu çekmek sünnettir. İftitah duasıyla zammı sûreyi okumak sünnet değildir. e) İkinci tekbirden sonra Peygamber'e (S.A.V.) ve âline salavat getirmek. Salavattan önce hamdele okumak ve sonra mü'minlere dua etmek sünnettir. Salavat'ın en azı, "Allahümme salli Âla Muhammedin" dir. En ekmeli de şudur: ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﺭَﺏِّ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻋَﻠَﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻭَﻋَﻠٰٓﻰ ﺍٰﻝِ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻛَﻤَﺎ ﺻَﻠَّﻴْﺖَ ﻋَﻠٰٓﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﺍِﺑْﺮَﺍﻫ۪ﻴﻢَ ﻭَﻋَﻠٰٓﻰ ﺍٰﻝِ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﺍِﺑْﺮَﺍﻫ۪ﻴﻢَ ﻓِﻰ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ ﺍِﻧَّﻚَ ﺣَﻤ۪ﻴﺪٌ ﻣَﺠ۪ﻴﺪٌ f) Üçüncü tekbirden sonra ölüye dua etmek. Duanın en azı; ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺍﺭْﺣَﻤْﻪُ veya, ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺍﻏْﻔِﺮْﻟَﻪُ gibi duadır. En efdalı ise şudur: ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺍﻏْﻔِﺮْ ﻟِﺤَﻴِّﻨَﺎ ﻭَﻣَﻴِّﺘِﻨَﺎ ﻭَﺷَﺎﻫِﺪِﻧَﺎ ﻭَﻏَﺎٓﺋِﺒِﻨَﺎ ﻭَﺻَﻐِﻴﺮِﻧَﺎ ﻭَﻛَﺒِﻴﺮِﻧَﺎ ﻭَﺫَﻛَﺮِﻧَﺎ ﻭَﺍُﻧْﺜَﺎﻧَﺎ ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﻣَﻦْ ﺍَﺣْﻴَﻴْﺘَﻪُ ﻓَﺎَﺣْﻴِﻪِ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻻﺎِﺳْﻼﺎﻡِ ﻭَﻣَﻦْ ﺗَﻮَﻓَّﻴْﺘَﻪُ ﻣِﻨَّﺎ ﻓَﺘَﻮَﻓِّﻪِ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻻﺎِﻳﻤَﺎﻥِ ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﻫٰﺬَﺍ ﻋَﺒْﺪُﻙَ ﻭَﺍﺑْﻦُ ﻋَﺒْﺪِﻙَ ﺧَﺮَﺝَ ﻣِﻦْ ﺭَﻭْﺡِ ﺍﻟﺪُّﻧْﻴَﺎ ﻭَﺳَﻌَﺘِﻬَﺎ ﻭَﻣَﺤْﺒُﻮﺑُﻪُ ﻭَﺍَﺣِﺒَّﺎٓﺀُﻩُ ﻓِﻴﻬَﺎ ﺍِﻟَﻰ ﻇُﻠْﻤَﺔِ ﺍﻟْﻘَﺒْﺮِ ﻭَﻣَﺎ ﻫُﻮَ ﻻﺎﻗِﻴﻪِ ﻭﻛَﺎﻥَ ﻳَﺸْﻬَﺪُ ﺍَﻥْ ﻻٓﺎﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻻَﺎ ﺍَﻧْﺖَ ﻭَﺍَﻥَّ ﻣُﺤَﻤَّﺪًﺍ ﻋَﺒْﺪُﻙَ ﻭَﺭَﺳُﻮﻟُﻚَ ﻭَﺍَﻧْﺖَ ﺍَﻋْﻠَﻢُ ﺑِﻪِ ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺍِﻧَّﻪُ ﻧَﺰَﻝَ ﺑِﻚَ ﻭَﺍَﻧْﺖَ ﺍَﻛْﺮَﻡُ ﺍﻻﺎَﻛْﺮَﻣِﻴﻦَ ﻭَﺿَﻴْﻒُ ﺍﻟْﻜِﺮَﺍﻡِ ﻻﺎ ﻳُﻀَﺎﻡُ ﻭَﺍَﻧْﺖَ ﺧَﻴْﺮُ ﻣَﻨْﺰُﻭﻝٍ ﺑِﻪِ ﻭَﺍَﺻْﺒَﺢَ ﻓَﻘِﻴﺮًﺍ ﺍِﻟَﻰ ﺭَﺣْﻤَﺘِﻚَ ﻭَﺍَﻧْﺖَ ﻏَﻨِﻰٌّ ﻋَﻦْ ﻋَﺬَﺍﺑِﻪِ ﻭَﻗَﺪْ ﺟِﺌْﻨَﺎﻙَ ﺭَﺍﻏِﺒِﻴﻦَ ﺍِﻟَﻴْﻚَ ﺷُﻔَﻌَﺎﺀَ ﻟَﻪُ ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺍِﻥْ ﻛَﺎﻥَ ﻣُﺤْﺴِﻨًﺎ ﻓَﺰِﺩْ ﻓِﻰ ﺍِﺣْﺴَﺎﻧِﻪِ ﻭَﺍِﻥْ ﻛَﺎﻥَ ﻣُﺴِﻴﺌًﺎ ﻓَﺘَﺠَﺎﻭَﺯْ ﻋَﻨْﻪُ ﻭَﻟَﻘِّﻪِ ﺑِﺮَﺣْﻤَﺘِﻚَ ﺭِﺿَﺎﻙَ ﻭَﻗِﻪِ ﻓِﺘْﻨَﺔَ ﺍﻟْﻘَﺒْﺮِ ﻭَﻋَﺬَﺍﺑَﻪُ ﻭَﺍﻓْﺴَﺢْ ﻟَﻪُ ﻓِﻰ ﻗَﺒْﺮِﻩِ ﻭَﺟَﺎﻑِ ﺍﻻﺎَﺭْﺽَ ﻋَﻦْ ﺟَﻨْﺒِﻪِ ﻭَﻟَﻘِّﻪِ ﺑِﺮَﺣْﻤَﺘِﻚَ ﺍﻻﺎَﻣْﻦَ ﻣِﻦْ ﻋَﺬَﺍﺑِﻚَ ﺣَﺘَّﻰ ﺗَﺒْﻌَﺜَﻪُ ﺍِﻟَﻰ ﺟَﻨَّﺘِﻚَ ﻳَﺎ ﺍَﺭْﺣَﻢَ ﺍﻟﺮَّﺍﺣِﻤِﻴﻦَ Çocuk için yalnız şu dua okunur: ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﺍﻏْﻔِﺮْ ﻟِﺤَﻴِّﻨَﺎ ﻭَﻣَﻴِّﺘِﻨَﺎ ﻭَﺷَﺎﻫِﺪِﻧَﺎ ﻭَﻏَﺎٓﺋِﺒِﻨَﺎ ﻭَﺻَﻐِﻴﺮِﻧَﺎ ﻭَﻛَﺒِﻴﺮِﻧَﺎ ﻭَﺫَﻛَﺮِﻧَﺎ ﻭَﺍُﻧْﺜَﺎﻧَﺎ ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﻣَﻦْ ﺍَﺣْﻴَﻴْﺘَﻪُ ﻓَﺎَﺣْﻴِﻪِ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻻﺎِﺳْﻼﺎﻡِ ﻭَﻣَﻦْ ﺗَﻮَﻓَّﻴْﺘَﻪُ ﻣِﻨَّﺎ ﻓَﺘَﻮَﻓِّﻪُ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻻﺎِﻳﻤَﺎﻥِ ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺍﺟْﻌَﻠْﻪُ ﻓَﺮَﻃًﺎ ﻻﺎَﺑَﻮَﻳْﻪِ ﻭَﺳَﻠَﻔًﺎ ﻭَﺫُﺧْﺮًﺍ ﻭَﻋِﻈَﺔً ﻭَﺍِﻋْﺘِﺒَﺎﺭًﺍ ﻭَﺷَﻔِﻴﻌًﺎ ﻭَﺛَﻘِّﻞْ ﺑِﻪِ ﻣَﻮَﺍﺯِﻳﻨَﻬُﻤَﺎ ﻭَﺍَﻓْﺮِﻍِ ﺍﻟﺼَّﺒْﺮَ ﻋَﻠَﻰ ﻗُﻠُﻮﺑِﻬِﻤَﺎ Meyyit, kadın olursa, ﻋَﺒْﺪُﻙَ kelimesi yerine, ﺍَﻣَﺘُﻚَ kelimesi söylenir. Ve Müzekker zamir yerine, müennes zamir getirilir, mesela, ﻣَﺤْﺒُﻮﺑُﻪُ yerine, "Mehbubuha ve ehibbuha" okunur. Müennes olduğu halde meyyit kelimesi itibariyle zamirler müzekker olarak da okunsa caizdir. g) Dördüncü tekbirden sonra selam vermek. Selam'ın azı, "Essselamü aleyküm" ekmeli ise şöyledir: "Esselamü aleyküm verahmetüllahi ve berekatühü". Dördüncü tekbirden sonra ve selâmdan önce şu duayı okumak ta sünnettir: ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﻻﺎ ﺗَﺤْﺮِﻣْﻨَﺎ ﺍَﺟْﺮَﻩُ ﻭَﻻﺎ ﺗَﻔْﺘِﻨَّﺎ ﺑَﻌْﺪَﻩُ Kişi öldükten sonra cenaze namazı her zaman kılınabilir. Kerahet vaktinde de olsa kılınmasında beis yoktur. Hanefi ve Maliki mezhebinde cenaze namazının camide kılınması mekruh ise de Şafii mezhebinde beis yoktur. Müslüman ve kafir cenazeler birbirine karışıp tanınmaları mümkün olmazsa, hepsini yıkayıp tekfin etmek ve cenaze namazlarını kılmak vacibtir. Cenaze, mezarlıkta defnedilebildiği gibi bir evde veya kırdada defnedilebilir. Yine gündüz defn edilebildiği gibi gece de defnedilebilir. Yıkanmadan veya kıbleye doğru konulmadan defnedilen cenaze, bozulmamışsa onu çıkarıp yıkamak ve kıbleye doğru koymak vaciptir. Hamile bir kadın vefat ettiğinde ceninin hayatta olduğu bilinir veya zannedilirse, karnını yarıp onu çıkarmak vaciptir. Birkaç cenaze bir arada bulunsa, bir tek namaz onlara kafidir. Niyet getirirken "mevcut cenazelerin namazını farz-ı kifaye olarak kılmaya niyet ettim" şeklinde söylemelidir. Ölü erkek ise, imam yanıbaşında durur, kadın ise acizesi yanında durur. Cenaze namazında, me'müm özürsüz olarak, imam ikinci tekbiri alıncaya kadar tekbiri geciktirirse, artık imama tabi olamaz. Çünkü imama tabi olduğunu gösteren alâmet tekbirdir. Yine, imam sonraki tekbiri getirinceye kadar me'müm özürsüz olarak tekbiri tehir ederse, namazı fesada gider. Mesbuk (imama sonradan yetişen) olan kimse ilk tekbiri alınca, imam başka bir şey okusa da, kendisi fatiha okuyup tertibe riayet etmelidir. Ancak fatihayı tamamlamadan önce, imam tekbir alırsa, fatihasını tamamlamadan imama tabi olur ve fatihadan kalan kısım da kendisinden sakıt olur. Bir kimse, mesbuk olup namazın başında imama yetişmeyip birkaç tekbir kaçırırsa kalan tekbirlerde imama tabi olacak, ancak zikir ve dua hususunda kendi tertibine riayet edecek ve getiremediği tekbirleri imamın selamından sonra telafi edecektir. Mesbuk, namazını tamamlayıncaya kadar cenaze bekletilmelidir. Sair namazlar için hadesten taharet, necasetten taharet, istikbali kıble gibi şartlar nasıl şart ise, cenaze için de şarttır. Ayrıca üç şart daha vardır ki, onlar da şunlardır: 1) Cenazenin ya gusül veya teyemmüm ile temizlenmesi. Şayet bir kimse bir kuyuya düşer ve oradan çıkarılması ve temizlenmesi mümkün olmazsa cenaze namazı kılınmaz. 2) Cenaze hazır olursa, ön tarafda bulundurup namazı kılınması. Cenazeyi arkaya bırakıp namazı kılmak caiz değildir. 3) Cenaze hazır olursa, onunla musalli arasında (yüz elli) metreden fazla bir mesafenin bulunmaması. Fakat cenaze gaib olursa, ön, arka veya arada binlerce kilometre de bulunsa beis yoktur. Ölüyü kefenlemeden önce, cenaze namazını kılmak saygısızlık olduğundan mekrûhdur. Cenaze namazı farz-ı kifayedir. Bir tek şahıs tarafından da eda edilse, (mümeyyiz bir çocuk olsa bile) kâfidir. Erkek var iken, bir kadın cenaze namazını kılsa, her ne kadar namaz kılan bu kadının namazı sahih ise de farziyet sakıt olmaz. Yani bir veya birkaç erkeğin ayrıca cenaze namazını kılmaları gerekir. Yukarda zikredildiği gibi hazır olmayan meyyit, kıble tarafında olmasa da cenaze namazını kılmak caizdir. Resûlüllah (S.A.V.) Medine-i Münevverede iken, İslâm dinini kabul eden Habeşistan kralı Necaşi vefat ettiği günde vefat haberini halka bildirdi. Sonra müslümanları musallaya götürüp namaz kıldırıp dört tekbir aldı. (Buhari-Müslim). Yalnız gaib namazı ile farziyet sakıt olmaz, mutlaka cenaze nerde ise orda bir veya birkaç erkek tarafından cenaze namazının kılınması gerekir. Bir kimse "bu günde veya bu senede vefat edip yıkanmış olan müslümanların cenaze namazını kılmağa niyet ettim" şeklinde niyet getirirse caizdir. Hazır olmayan cenaze üzerine namaz kılan kimsenin, ölüm günü akıl ve baliğ olması şarttır. Bunun için, Resûlüllah (S.A.V.), Sahabe ve Tabiînin veyahut yüz, iki yüz sene evvel ölmüş olan kimselerin cenaze namazlarını kılmak caiz değildir. Fakat uzak da olsa, aynı beldede bulunan ölünün namazı ancak yanında kılınabilir. İmam-ı Azam ile İmam Malik'e göre hazır olmayan ölünün cenaze namazını kılmak caiz değildir. Kâfir ve mürtedin cenaze namazı kılınmaz. Cenab-ı Hak buyuruyor: ﻭَﻻﺎ ﺗُﺼَﻞِّ ﻋَﻠٰٓﻰ ﺍَﺣَﺪٍ ﻣِﻨْﻬُﻢْ ﻣَﺎﺕَ ﺍَﺑَﺪًﺍ Tevbe 84 "Kâfirlerin birisi ölse asla onun namazını kılma." Fakat yıkanması lazım gelmezse de yıkanabilir. Çünkü Hz. Ali'nin (R.A.) babası Ebutalib ölünce Resûlüllah (S.A.V.) Hz. Ali'ye (R.A.) onu yıkamasını emretti. Yalnız müslüman olmayan kimsenin ölümü halinde müslüman olan akrabaları tarafından değil, müslüman olmayanlar tarafından yıkanması daha iyidir. Katil ve yolkesicilik gibi idamı gerektiren bir suç işleyen kimse, idam edilirse diğer müslümanlar gibi yıkanacak ve cenaze namazı kılınacaktır. Müslümanlarla müslüman olmayan kimselerin cenazeleri birbirine karışır, hangisi müslümandır, hangisi müslüman değildir diye bilinmezse hepsi yıkanıp kefenlenir ve namazları kılınır. Hepsi için bir namaz kılınırsa namazdaki dua şöyle olacaktır: ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺍﻏْﻔِﺮْ ﻟِﻠْﻤُﺴْﻠِﻢِ ﻣِﻨْﻬُﻢْ "Allahım; onlardan Müslüman olan kimseyi bağışla." Her cenaze için ayrı ayrı namaz kılınırsa duâ şöyle olacaktır. ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺍﻏْﻔِﺮْ ﻟَﻪُ ﺍَﻥْ ﻛَﺎﻥَ ﻣُﺴْﻠِﻤًﺎ "Allahım Müslüman ise onu bağışla." Bir müslüman ile evli olan kitabiyye, hamile olarak ölürse cenaze namazı kılınmaz, fakat hamili için müslümanların mezarlığında defn edilir. Cenaze namazının, camide ve en az üç saf halinde kılınması sünnettir. Resûlüllah (S.A.V.) Süheyl bin Beyza ile kardeşi Sehl'in cenaze namazlarını camide kıldı. (Müslim) Resûlüllah (S.A.V.) buyuruyor: ﻣَﺎ ﻣِﻦْ ﻣُﺴْﻠِﻢٍ ﻳَﻤُﻮﺕُ ﻓَﻴُﺼَﻠِّﻰ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺛَﻼﺎﺛَﺔُ ﺻُﻔُﻮﻑٍ ﺍِﻻَﺎ ﻏُﻔِﺮَ ﻟَﻪُ "Her hangi bir müslüman vefat eder, üzerine müslümanlar üç saf halinde namaz kılarlarsa mutlaka Allah onu bağışlar." (Hakim rivayet etmiştir.) Ayakkabıyla cenaze namazını kılmak caiz değildir. Meğer ki yeni alınmış ve henüz müteneccis olmamışsa. Cenaze namazını iade etmek sünnet değildir. Fakat tekrar edilmesi, yani ayrı ayrı ferd ve cemaatlar tarafından kılınması sünnettir. Zımmi olan kâfiri kefenlemek vacibdir. Hatta terekesi olmazsa, varsa Beytülmal veya Belediye gibi bir müessese tarafından, yoksa müslümanlar tarafından teçhiz masrafı karşılanacaktır. Ölmüş bir müslümanın bir uzvu bulunsa, üzerine cenaze namazı kılınacaktır. Abdurrahman bin İtab bin Esid, Cemel vak'asında vefat etmişti. Nesir kuşu onun bir elini Mekke'ye atmıştı. Müslümanlar da onu gördüler ve yüzüğünden onu tanıdılar. Bunun üzerine onun cenaze namazını kıldılar. Bu hadiseyi İmam Şafiî rivayet etmiştir. Fakat sahibi hayatta bulunan kesilmiş bir uzv'un cenaze namazı kılınmaz. Düşüğün canlı oluşu, ağlamak, sesi çıkmak, damar atmak veyahut kımıldamak gibi bir alâmet ile biliniyorsa, normal olarak yıkanıp, kefenlenir ve cenaze namazı kılınarak defnedilir. Böyle olmayıp yalnız azaları belirlenmiş ise, sadece kefenlenip toprağa verilecektir. Şayet bu düşük bir et parçası halinde ise, bir çaputa sarılıp onu defnetmek sünnettir.