BOĞAZLAMAK
Büyük Şafiî İlmihali · s.585
İslâm dini, zararı olmayıp faydası bulunan bir takım hayvanların etini insan için mübah kılmıştır. Bunlar da iki kısımdır. Birincisi: Boğazlama ameliyesine tabi olmayandır ki, bunlar balık ve çekirgedir. İkincisi: Boğazlama ameliyesine tabi olandır. Bu da şer'an iki nevidir. Birincisi: Hayvanı, usulü dairesinde, bıçak gibi bir alet ile boğazlamaktır. İkincisi: Ok veya öğretilmiş köpek ve doğan gibi yırtıcı hayvanlarla eti yenen hayvanı yaralayıp öldürmektir. Boğazlamanın dört rüknü vardır: Birinci rükün: Boğazlayandır. Bunun da iki şartı vardır. A) Müslüman veya kitabî (Yahudi ve Hıristiyan) olmasıdır. Erkek ile kadın arasında bu hususta fark yoktur. Yalnız her Yahudi veya Hıristiyanın kestiği mübah sayılmaz. Nikâh bahsinde beyan edilmişti ki, kitabiye olan kadın İsrailiye olursa onunla evlenebilmek için onun uzak babası, mensup olduğu dini nesheden bi'setten evvel o dine mensup olduğunun bilinmesi veya durumun belli olmaması şarttır. İsrailiyye olmazsa, mensup olduğu dini nesh eden bi'setten evvel o dine intisabı, kati olarak bilinmesi gerekir. Buna göre Şafii mezhebinde Avrupa, Amerika ve Türkiye Hıristiyanlarının kadınlarıyla evlenmek caiz değildir." Boğazlama da tam onun gibidir; nikahı caiz olan yahudi ve hıristiyanın boğazlaması da caizdir. Nikâhı caiz olmayanın boğazlaması da caiz değildir. Mecusi, putperest, beş vakit namaz ve guslün farziyeti gibi İslâmın bedihi bir hükmünü red edip kabul etmeyen ve mürted olan kimselerin kestikleri hayvanın eti yenilmez. Çocuğun, sarhoşun ve delinin kesmeleri caizdir. B) Kesilen hayvan av olursa ihramda olmamasıdır. İhramda olan bir kimse, bir av boğazlayıp keserse kestiği yenmez, haramdır. İkinci rükün, kesmekle eti mübah olan ve devam edebilecek bir hayata sahip bulunan hayvandır. Bunun da birkaç şartı vardır: a - Hayvan olması. Hayvan olmayan için boğazlama tasavvur edilemez. b - Eti yenen hayvan olması. Eşek, katır ve benzeri hayvanlar, boğazlanmakla mübah olmazlar. c - Kesilmeden ölüsü mübah olmayan hayvan olması. Binaenaleyh, balık ve çekirge için boğazlama yoktur. d - Hayat-ı müstakirreye sahip olması. (Bir müddet yaşayabilecek bir hayata sahip olması) Ancak hasta olan hayvan için böyle bir şart yoktur. Yırtıcı bir hayvan meselâ bir koyunu yaralarsa bakılır, şayet onda hayat-ı mustakirre varsa boğazlanır ve eti yenilir, yoksa kesilmez, eti haramdır. Yine ev gibi bir şey üstüne yıkılır bunun sonucunda da yaralanır veya ezilirse yine durum değişmez. Ele geçmesi kolay olan bir hayvanı, boğazından boğazlamadan mübah olamaz. Fakat ele geçmesi zor olup tavahhuş eden hayvanı, öğretilmiş bir köpek veya ateşli olmayan bir silah ile öldürmek, boğazlamak hükmüne geçer. Deve ve öküz gibi ehli bir hayvan bir kuyuya düşer ve onu boğzlamak mümkün olmazsa yine ateşli olmayan bir silah ile onu öldürmek, boğazlamak gibidir. Üçüncü rükün: Boğazlama ameliyyesinde kullanılan bıçak, kılıç gibi keskin bir alettir. Bu alete de; demir, kurşun, bakır, altın, gümüş, züccaciye ve tunç gibi şeylerden olmalıdır. Diş, tırnak ve kemik gibi şeylerle kesim olmaz. Alet keskin olmayıp kuvvetle yüklenerek kesme işi yapılsa caiz değildir. Bir hayvan kesilmeden vurulur veya boğulursa eti haramdır. Her hangi bir hayvanı (ehli olsun vahşi olsun) ateşli bir silah ile öldürmek, caiz değildir, eti haramdır. Ama bu gün maalesef her yerde avcılar av tüfeğiyle öldürdükleri hayvanların etlerini yemektedirler. Dördüncü rükün: Boğazlamaktır. Şer'an boğazlama, kesici bir alet ile hayat-ı müstakirre sahibi ve ele geçmesi kolay olan bir hayvanın, nefes ve yemek borularını kesmek sûretiyle hayatına son vermektir. Boğazlamanın muteber olabilmesi için yedi şart vardır: 1 - Boğazlamayı kast etmek, Binaenaleyh, bir hayvan gelip bir bıçağa çarpılıp kesilirse boğazlama sayılmaz. 2 - Kesmek, bir kuşun başını koparmak caiz olmayıp boğazlama sayılmaz. 3 - Nefes ve yemek borularının her ikisini kesmek. Yalnız birisini kesmekle veya bu borulardan başka bir şey kesmekle yetinirse boğazlama sayılmadığından haramdır. 4 - Yardımcısız olmak. 5 - Ele geçmesi kolay olmayıp vahşi veya vahşileşmiş olan bir hayvanı bilinen tarzda boğazlamak icab etmez. Ateşli bir alet hariç, her hangi bir alet ile öldürülse eti mübah olur. 6 - Boğazlama aletinin kemik, tırnak gibi bir şey olmaması. 7 - Hayvanda hayat-ı müstakirrenin bulunması. Binaenaleyh, bir kurt bir hayvanı yaralar veya bir hayvan yüksek bir yerden düşer ve hareketsiz bir hale gelir, sonra kesilirse eti mübah olmaz. Fakat bir iki güne kadar ölmeyeceği biliniyorsa kesildiği taktirde eti mübah olur. Hayat-ı müstakirrenin iki alameti vardır: Biri hayvanın kuvvetli hareket etmesi, diğeri kanının fışkırarak akmasıdır. Mutemede göre tek kuvvetli hereketin bulunması da kâfidir. Yalnız bir hayvan hasta olur, hastalık neticesinde hareketsiz bir hale gelirse onu kesmek caizdir. Öldürücü bir bitki yiyip ölüm derecesine gelen hayvan kesilirse haram olur. Hayat-ı müstakirrenin bulunup bulunmadığında şüphe ederse kesmekle helal olamaz. Birisi bir hayvanı keser, diğeri aynı anda karnını deşerse eti haramdır. Zira ölümü sadece kesmekle değil, karnı deşilmekle de meydana geliyor. Hayvanı boğazlarken "Bismillah" deyip Salavat-ı Şerife getirmek, kesilen hayvan davar olursa onu sol yanı üzerine Kıbleye doğru yatırmak ve sağ ayağını serbest bırakmak, kesilmesi istenen hayvanın gözü önünde bıçağın bilenmemesi, başka bir hayvanın yanında kesilmemesi sünnettir.