Risale-i NurBüyük Şafiî İlmihali

AĞAÇLARIN SATIŞI

Büyük Şafiî İlmihali · s.420

Satılan ağaçların meyveleri satıcı veya alıcı için belirtilmiş ise mesele tamamdır. Ama belirtilmemiş ise duruma bakılır, şayet incir ve üzüm gibi çiçek vermeden meyve oluyorsa satıcıya, yoksa alıcıya aittir. Ama kaysı ve elma gibi çiçek veren ağaçlar ise, şayet çiçek vermiş ve dökmüş ise satıcıya, yoksa alıcıya aittir. Ağaçta bulunan meyve olgunlaştığı takdirde toplamadan satılabilir. Satılması için ölçmek ve tartmak da icap etmez. Böyle bir durumda toplatılması şart koşulabildiği gibi, bırakılması da şart koşulabilir. Yalnız bu durumda olgunlaşmamış armut gibi kendisinden istifade edilmesi mümkün olmayan meyve ise, satışı caiz değildir, ama meyve ağaçla birlikte istense bu satışta sakınca yoktur ve şartsız olarak satılması gerekir. Taneleri sertleşen ekininin satışına gelince durum şöyledir; şayet arpa gibi habbeleri görülüyor ise biçilip tasfiye edilmeden götürü olarak satışı caizdir. Mercimek gibi habbeleri örtülü olup görünmüyorsa satışı caiz değildir. Yeşil ve olgunlaşmamış bir ekin, olgunlaşması beklenmeden yeşil iken biçilmek ve ot olarak kullanılmak üzere satılabilir. Ancak olgunlaşıncaya kadar tarlada bekletilmesi şartıyla satılırsa, bu satış caiz değildir. Yukarda açıkladığımız gibi ağaçta bulunan meyvenin satışı caiz olduğuna göre, götürü olarak bağın üzümünü satıp devretmenin dinî bir sakıncası yoktur ve olgunlaştığından zekâtı satıcıya aittir. Yani satıcı onun zekâtını vermekle mükelleftir.