Risale-i NurBüyük Şafiî İlmihali

2) KEFENLEMEK

Büyük Şafiî İlmihali · s.242

Ölüyü yıkadıktan sonra onu kefenlemek lazımdır. Hayatta hangi elbiseyi giyebildiyse onunla kefenlenebilir. Erkeğin hayatta iken ipekli ve saferanli ve benzeri elbiseleri giymesi caiz olmadığı gibi, onlarla kefenlenmesi de caiz değildir. Ölen kadın veya çocuk ise, bunlarla kefenlenmesi caiz ise de mekruhdur. Kefenin iyi veya orta oluşu hususunda ölünün durumu nazarı itibare alınır. Varlıklı ise iyi, orta halli ise orta cinsten bir şey olacaktır. Çok israf yapıp lüks bir kefen almak mekruhdur. Resûlüllah (S.A.V.) buyuruyor: ﻻﺎ ﺗُﻐَﺎﻟُﻮﺍ ﻓِﻰ ﺍﻟْﻜَﻔَﻦِ ﻓَﺎِﻧَّﻪُ ﻳُﺴْﻠَﺐُ ﺳَﺮِﻳﻌًﺎ "Kefenin pahalılığına heves etmeyin, O, zaman geçmeden çürür." Meyyitin durumu müsait olursa, her birisi bütün vücudunu örtecek üç örtü ile kefenlenmesi lâzımdır. Hz. Aişe (R.A.) diyor ki: "Allah'ın Resûlü, Yemenli beyaz elbiseden, içinde gömlek ve sarık olmayan üç kat ile kefenlendi." Bu üç örtünün altına bir gömlek, başına da bir sarık ilâve edilse caizdir. Durumu müsait olmazsa bütün vücudunu örtecek bir tek örtü ile iktifa edilebilir. Kadın için en uygunu, başından ayağına kadar uzanan bir etek, bir gömlek, bir baş örtüsü ve her birisi bütün vücudunu örtecek iki örtü olmak üzere, beş kat olmasıdır. Resûlüllahın kerimesi Ümmü Külsüm beş kat ile kefenlenmişti. Kefenlenmemesi için vasiyette bulunan kimsenin vasiyeti nazarı itibara alınmaz. Çünkü kefen yalnız kul'un hakkı değildir. Onda Allah'ın hakkı da vardır. Kefen'in beyaz olması ve kullanılmış olması sünnettir. Resûlû Ekrem (S.A.V.) buyuruyor: ﺍِﻟْﺒَﺴُﻮﺍ ﻣِﻦْ ﺛِﻴَﺎﺑِﻜُﻢُ ﺍﻟْﺒَﻴَﺎﺽَ ﻓَﺎِﻧَّﻬَﺎ ﻣِﻦْ ﺧَﻴْﺮِ ﺛِﻴَﺎﺑِﻜﻢْ ﻭَﻛَﻔِّﻨُﻮﺍ ﻓِﻴﻬَﺎ ﻣَﻮْﺗَﺎﻛُﻢْ "Elbisenin beyazını giyiniz. Çünkü o, en iyi elbiselerinizdendir. Onunla ölülerinizi de kefenleyiniz." (Tirmizi rivayet etmiştir). Meyyit kefenlenirken, önce en güzel ve en geniş örtü serilir. Sonra ikincisi, sonra ölünün vücuduna temas edecek üçüncü örtü serilir. Her bir örtünün üzerine güzel koku serpilir. Hatta bütün vücuduna güzel koku sürmek sünnettir, bahusus sakal ve başına sürmek daha efdaldır. İki ayağı arasına, kulak, burun, göz gibi vücudun bütün menfezlerine ve diz, alın ve ayakları olan sücud azalarına güzel koku serpilmiş pamuk konulur. Ve örtüleri üstüne katlanıp baş, bel ve ayak ucundan bağlanır. Kabre konulduktan sonra bağlar sökülür. Hacda ihram halinde vefat eden kimse, erkek ise, ne dikili bir şey ona giydirilir, ne de baş'ı örtülür. Kadın ise sadece yüzü örtülmez. Her ikisine de koku serpilmez. Kefeni hazırlayıp saklamak sünnet değildir. Ancak kesin olarak mübah bir kumaş varsa veya salih bir kimsenin teberrükü ise onu saklamak iyidir. Ölünün terekesi varsa, techiz ve tekfin masrafı terekesinden, yoksa nafakası kime ait ise onun tarafından, o da yoksa beytülmal ve Belediye gibi müesseseler tarafından, bu da yoksa halk tarafından karşılanacaktır. Cenaze, mezarlığa götürülürken, cemaatın ona yakın bir şekilde önünden yürümesi sünnettir. Mezarlık çok uzak veya hastalık ve ihtiyarlık gibi bir mani olmazsa vesaite binmek mekruhdur. Cenaze ile meşgul olmayan cemaat mezarlıkta isterse oturur, isterse ayakta durur. Gusul, tekfin ve mezarı kazma işi bittikten sonra cenazeyi toprağa vermek için acele etmek sünnettir. Resûlüllah (S.A.V.) buyuruyor: ﺍَﺳْﺮِﻋُﻮﺍ ﺑِﺎﻟْﺠَﻨَﺎﺯَﺓِ ﻓَﺎِﻥْ ﺗَﻚُ ﺻَﺎﻟِﺤَﺔً ﻓَﺨَﻴْﺮٌ ﺗُﻘْﺪِﻣُﻮﻧَﻬَﺎ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﻭَﺍِﻥْ ﺗَﻚُ ﺳِﻮَﻯ ﺫَﺍﻟِﻚَ ﻓَﺸَﺮٌّ ﺗَﻀَﻌُﻮﻧَﻪُ ﻋَﻦْ ﺭِﻗَﺎﺑِﻜُﻢْ "Cenazeyi götürürken acele ediniz. O salihe ise onu acele olarak hayra götürürsünüz, yoksa boynunuzdan şerri indirmiş olursunuz." Cenaze bir kimsenin yanından geçer de o kimse, onunla beraber gitmezse, cenaze için kıyam etmesi mekruhdur. Yanından geçen cenazeyi (medhe layık ise) medhetmek, mağfiret için dua etmek sünnettir. Cenaze, kadın cenazesi ise onu örtmek sünnettir. Cenaze merasiminde yüksek sesle konuşmak, zikir yapmak, Kur'an okumak ve ateş bulundurmak mekruhdur. Ancak hava çok soğuk veya karanlık olursa ateş yakmakta veya lüküs gibi bir şey bulundurmakta beis yoktur.