YENİLMELERİ VE İÇİLMELERİ HELÂL OLUP OLMAYAN ŞEYLER
Büyük İslâm İlmihali · s.476
109- Eşyada yenilip ve içilmek itibarıyla asıl olan mübah olmaktır. Bütün eşya, esasen insanların istifadeleri için yaratılmıştır. Bu sebeple aslında temiz olan, akla ve sıhhate zararlı olmayan bir kısım hayvan etleri, buğday, arpa, pirinç gibi hububat denilen şeyler, sebzeler, meyveler, sıvılar helâldir. Bunlar yenilip içilebilirler. Fakat bazı şeyleri yeyip içmek, insanlara zararlı, hikmet ve maslahata aykırı olduğu için müslümanlıkta haram kılınmıştır. 110- Hayvanlardan tabiatıyla pis olanların, dişleri ile veya tırnakları ile kendilerini müdafaa edip başkalarına saldıranların etleri haramdır. "Yedinci kitaba müracaat!" 111- Bitkilerden insanı öldüren veya aklını gideren, vücudu zehirleyen veya herhangi bir şekilde sıhhate zararlı olan şeyleri yemek haramdır. Meselâ afyon, haşhaş, esrar gibi sarhoşluk veren, aklı bozan şeyleri yemek caiz değildir. Bunlardan sarhoş olanlar hakkında -İslâm ahkâmına göre- tazir cezası lâzım gelir. Tazir ise, yetkili hakim tarafından yapılacak hapis, dövme, azarlama, ikaz gibi cezalardır. 112- Sıvılardan vücuda zararlı olanları, insana sarhoşluk verenleri içmek haramdır. Çünkü sarhoşluk veren bir sıvının azı da, çoğu da müçtehidlerin çoğuna göre haramdır. Nitekim bir hadîs-i şerifte: ﻣَﺎ َﺳْﻜَﺮَ ﻛَﺜِﻴﺮُﻩُ ﻓَﻘَﻠِﻴﻠُﻪُ ﺣَﺮَﺍﻡٌ "Çoğu sarhoşluk veren bir şeyin azı da haramdır." {(): Ebu Davud; Eşribe: 5; No:3681; 2/352, Tirmizi; Eşribe:3; No:1865; 4/292, Nesâi; Eşribe:25; No:5607; 8/300, İbn-i Mace; Eşribe:10; No:3393; 2/1125, A. b. Hanbel; No:5616; 2/91} buyurulmuştur. Bu gibi sıvıların içilmelerindeki zararlar, herkesçe malûmdur. Bu haram içeceklerin toplum bünyesinde açtığı yaralar pek acıklıdır. Bunların uhrevî mesuliyetleri ise, pek şiddetlidir. Hele"hamr = şarap"denilen içkinin bir damlasını bile içmek,icmaile haram olup şer'anhad{(): Bizzat ALLAH Teâlâ tarafından belirlenmiş, miktarı belli cezalar. Şarap içene kâdı tarafından 80 sopa vurulur.} denilen cezayı gerektirmekdir. Kısacası bu pek zararlı olan şeylerden kaçınmalıdır. Bunlardan kaçınmak, gerek fertlerin ve gerek toplumun selameti için pek lâzımdır. 113- Temiz içecekler, sadece bozulmakla haram olmaz. Ancak vücuda zararlı bir hale gelmiş olursa, o zaman haram olur. Etler ise, kokunca, yiyilmeleri haram olur. Süt, tereyağı, zeytinyağı kokmakla haram olmaz. Yiyeceklere gelince, bozulup keskinleşince temizliğini kaybetmiş ve bu sebeple yenilmesi haram olmuş olur. 114- Hamamların pis sularını ve benzeri şeyleri sebze bahçelerine akıtmak mekruhtur. Fakat bu gibi pis sular ile sulanan bahçelerin sebzelerini yemek haram değildir. Bir çok fıkıh alimlerine göre mekruh da değildir. İnsan pisliğini satmak mekruhtur. Fakat başka maddeler ile karıştırılmış olan pisliğini ve herhangi bir hayvan gübresini satmak mekruh değildir. 115- Temiz olmayan şeyleri, meselâ bozulup temizliğini kaybeden kokmuş etleri ve benzeri şeyleri, etleri yenilen hayvanlara yedirmek caiz değildir. 116- İçine temiz olmayan bir şey düşen veya akıtılan, dinen az kabul edilen bir sıvı, temizliğini kaybederek içilmesi haram olur. Dinen çok kabul edilen bir sıvı da içine düşen temiz olmayan bir şey ile rengini veya tadını veya kokusunu kaybedince temizlikten çıkmış, içilmesi haram olmuş olur. "İkinci kitaba müracaat." 117- Yukarıda haram oldukları yazılan şeylerden her birili aynihi"bizzat kendisi"haramdır.Bir deli gayrihi"başka bir sebeple"haramolan şeyler vardır ki onlar da başkalarına ait olan mallardır. Şöyle ki, bir kimse için başkasının bir malını rızası olmaksızın haksız yere almak, meselâ yiyeceğini veya suyunu yiyip içmek haramdır. Aksi takdirde mal hürriyeti kalmaz. İnsanların toplum halinde mülkiyet ve tasarruf haklarına sahip olarak yaşamalarına imkân bulunmaz. 118- Bir baba, muhtaç olmadıkça tabiatı kötü olan evlâdının malını kendi kendine alıp yiyemez. Fakat bir ihtiyaç bulunmasa da iyi olan evlâdının malını alıp yiyebilir. Bir hadîs-i şerifte: ﺍَﻧْﺖَ ﻭَﻣَﺎﻟُﻚَ ﻻﺎَﺑِﻴﻚَ "Sen de, senin malın da babanındır" {(): Neylü'l-Evtar; Nafakât:1; No:3; 6/321} diye buyurulmuştur. 119- Tedavi için temiz olan ilaçları yiyip, içmek, kullanmak caizdir. Hattâ Peygamber (S.A.V) Efendimiz: ﺗَﺪَﺍﻭَﻭْﺍ ﻳَﺎ ﻋَﺒَﺎﺩَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻓَﺎِﻥَّ ﺍﻟﻠّٰﻪَ ﺗَﻌَﺎﻟٰﻰ ﻟَﻢْ ﻳَﻀَﻊْ ﺩَﺍﺀً ﺍِﻻَﺎ ﻭَﺿَﻊَ ﺩَﻭَﺍﺀً ﻏَﻴْﺮَ ﺩَﺍﺀٍ ﻭَﺍﺣِﺪٍ ﺍَﻟْﻬَﺮَﻡُ "Ey ALLAH'ın kulları! Tedavîde bulununuz. Çünkü ALLAH Tealâ bir hastalık yaratmamıştır ki, illâ onun için bir deva, bir ilâç da yaratmıştır. Yalnız bir hastalık müstesna ki, o da ihtiyarlıktır." {(): Ebu Dâvud; Tıp:1; No:2855; 2/396; A. b. Hanbel; No:17987; 4/278; El-Mu'cemü'l- Kebir; No:483; 1/184} diye buyurmuştur. Bu sebeple bir çok hastalıklar, tedavi sebebiyle yok olur. İlahi kanun böyle olmalıdır. Bununla beraber şifayı tedaviden değil, ALLAH Tealâ'dan bilmelidir. 120- Helâl, temiz olmayan şeyler ile tedavide bulunmak, esasen caiz değildir. Şu kadar var ki, bazı fıkıh alimlerine göre, başka bir ilâç bulunmadığı takdirde müslüman, âdil bir doktorun göstereceği lüzum üzerine caiz olabilir. Şöyle ki bir hastalığın veya bir hastalığa sürükleyecek bir zafiyetin tedavisi için mubah bir ilâç bulunmazsa, böyle bir doktorun "şifa ümidi vardır" diye tavsiyesi üzerineli aynihi"bizzat kendisi"harambir şey ile zaruret miktarı tedavi caiz olur. Fakat sadece görünürde bir menfaat düşüncesiyle, meselâ, yalnız kilo almak arzusu ile böyle bir ilâcı kullanmak caiz değildir. Bunda tedavi mahiyeti yoktur. Bunun haram olduğunda ittifak vardır. Görülen lüzum üzerine bir uzvunda ameliyat yapılacak bir kimseye aklını giderecek temiz bir ilâç içirilmesinde de bir sakınca görülmemektedir.