Risale-i NurBüyük İslâm İlmihali

TATAVVU' = NAFİLE NAMAZLAR

Büyük İslâm İlmihali · s.215

403- Beş vakitteki farz namazların sünnetlerinden başka bir takım nafile namazlar daha vardır ki, bunlara"Tatavvu' namazı"denilir. Bunlar müstehap, mendub namazlardır. Bunlar, ALLAH Tealâ'ya manen yakınlığa sebep olurlar, her birinin kendisine mahsus bir takım faziletleri, sevapları vardır. Başlıcaları şunlardır: 1. Tehiyyetü'l-mescid:Bu, bir müstehap namazdır. Şöyle ki, bir mescidi şerife sadece ziyaret veya bir şey öğretmek ve öğrenmek gibi bir maksat için giren bir müslüman, orada nafile olarak iki rekat namaz kılar. Bir günde bir kaç defa girilse bir defasında böyle bir namaz kılınması kâfidir. Bununla mescidin sahibi olan ALLAH Teâlâ hakkında lâzım gelen tahiyye, yani tazim yerine getirilmiş olur. Tehiyyetü'l-mescid, bir mescide, bir cami-i şerife girilince daha oturmadan kılınmalıdır, daha faziletli olan budur. Oturulduktan sonra da kılınabilir. Bir mescide girip de meşguliyetinden veya mekruh vakit olması gibi bir sebepten dolayı Tehiyyetü'l-mescid'i yapamayacak bir müslümanın: ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَﺍﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﻭَﻻﺎ ِﻟٰﻪَ ِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻭَﺍﻟﻠّٰﻪُ َﻛْﺒَﺮُ "Sübhanellâhi ve'l-hamdü lillahi ve la ilahe ilallâhü vellahü ekber" demesi de müstehap görülmüştür. Bir mescitte herhangi bir namazı kılmak veya bir mescide farzı eda ve imama uyma niyetiyle girmek de tehiyyetü'l-mescid yerine geçer. 2. Abdesti veya guslü müteakip namaz:Şöyle ki abdest alındıktan veya gusül yapıldıktan sonra vakit müsait ise daha yaşlık kuruyacak kadar bir müddet geçmeden iki rekat namaz kılınması mendupdur. Bu, abdest veya gusül nimetine nail olmanın bir şükran ifadesidir. Böyle bir taharete nâil olmak için manen temiz bir itikada, maddeten de temiz bir suya sahip olmak, hem de özürsüz vücut sağlığını bulundurmak lâzımdır. Artık bu şartları bulunduran bir insanın yaratıcısına şükür için iki rekat namaz kılması pek güzel olmaz mı? Bununla beraber abdesti veya guslü müteakip herhangi bir farz veya sünnet namazın kılınması ile de bu şükran vazifesi yapılmış olur. 3. Duha-Kuşluk namazı:Şöyle ki, güneş doğup bir miktar yükseldikten sonra istiva (kaba kuşluk) vaktine kadar iki veya dört veya sekiz veya oniki rekat namaz kılınır ki, menduptur. Bu, Resulü Ekrem (S.A.V.) Efendimiz'in mübarek fıiliyle sabittir. Bunun sekiz rekat kılınması daha faziletlidir. Bunun tercih edilen vakti, gündüzün dörtte biri geçtikten sonradır. 4. Teheccüt namazı = Salât-ı leyl:Şöyle ki, yatsı namazından sonra daha uyumadan veya bir miktar uyuduktan sonra kılınacak nafile bir namaza"Salât-ı leyl- Gece namazı"denir ki, sevabı pek çoktur. Bir miktar uyuduktan sonra kalkılıp kılınırsa"Teheccüt"adını alır. Resulü Ekrem (S.A.V) Efendimiz, teheccüt namazına devam buyururlardı. Bu gece namazı iki rekattan sekiz rekata kadardır. Her iki rekatta bir selâm verilmesi daha faziletlidir. Bir hadîs-i şerifte: "Her kim geceleyin uyanır, eşini de uyandırır da iki rekat namaz kılarlarsa, ALLAH Teâlâ'yı çok zikir eden erkekler ile kadınlardan yazılırlar." {(): İbn-i Hibban; Salat:33; No: 2568; 6/308. Ebu Davud; Salat:308; No:1309; 1/418. İbn-i Mace; İkameti's-salat:175; No:1335; 1/423. Hakim el-Müstedrek; Salat-ı tatavvu'; 1/316} buyrulmuştur. Hak Teâlâ Hazretlerini çok zikreden erkekler ile kadınlara ise ALLAH Teâlâ'nın büyük bir mağfiret, büyük bir mükâfat hazırlamış olduğu: ﻭَﺍﻟﺬَّﺍﻛِﺮِﻳﻦَ ﺍﻟﻠّٰﻪَ ﻛَﺜِﻴﺮًﺍ ﻭَﺍﻟﺬَّﺍﻛِﺮَﺍﺕِ َﻋَﺪَّ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻟَﻬُﻢْ ﻣَﻐْﻔِﺮَﺓً ﻭََﺟْﺮًﺍ ﻋَﻈِﻴﻤًﺎ "ALLAH'ı çok zikreden erkekler ve kadınlar var ya! İşte ALLAH, onlar için büyük bir mağfiret ve çok büyük bir mükafat hazırlamıştır." {(): Ahzab suresi: 35} Ayet-i kerimesiyle müjdelenmektedir. Bir kimse, daima kıldığı bir teheccüt namazını özürsüz yere terk etmemelidir. Çünkü bir hadis-i şerifte: َﺣَﺐُّ ﻟَْﻌْﻤَﺎﻝِ ﺍِﻟَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ َﺩْﻭَﻣُﻬَﺎ ﻭَ ِﻥْ ﻗَﻞَّ "Amellerin ALLAH Tealâ'ca en sevimlisi, en devamlısıdır, hatta az olsa bile." {(): Buhari; Rikak:18; No:6099; 5/2373. Müslim; Salatü'l-Müsafirin:30; No:216; 1/541} buyrulmuştur. 5. Regâib gecesi namazı:Şöyle ki, Receb-i şerifin ilk Cuma gecesine"Regâib Gecesi"denir. Bazı alimlerin beyanına göre bu gecede Resul-ü Ekrem (S.A.V) Efendimiz, ALLAH'ü Teâlâ'nın fiillerinden bir fiilinin kalbine belirmesine nail olup, ALLAH Teâlâ'nın fiillerinin nuruna dalmakla Hak Teâlâ Hazretleri'ne şükür için on iki rekat namaz kılmıştır. Resulü Ekrem (S.A.V) Efendimiz'in muhterem validelerinin rahmine bu Regaip gecesinde şeref vermiş olduğuna dair olan bir rivayet, pek uygun görülmemektedir. Çünkü bu gece ile Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in doğum tarihleri arasındaki müddet, bunun aksini göstermektedir. {(): Not: Receb ayından itibaren, Peygamber (S.A.V.) Efendimiz'in doğum ayı olan Rebîu'l-evvel ayının 9. ay olduğu düşünülürse, yukarıdaki rivayetin doğru olduğu görülecektir.} Şu kadar var ki Hz. Amine'nin Fahri Âlem Efendimize hamile olduğuna bu geceden itibaren haberdar olmuş olması düşünülebilir. Bununla beraber Regaip gecesi, pek mübarek bir gecedir. Zaten Regaip, nefis, rağbet edilen, bahası ağır ve çok ikram ve ihsan manasına olan"ragibe"ninçoğuludur. Bu geceyi ibadetle ihyanın sevabı pek çoktur. Fakat bu gecede kılınacak namazın sünnet, mendup olması hakkında kuvvetli bir delil mevcut görülmemektedir. Bu gecede toplanıp regaip namazını cemaatle kılmanın bir bid'at olduğu açıkça ifade edilmektedir. Zaten teravihten başka hiçbir nafile namazını birbirlerini çağırarak cemaatle kılmak, mekruh olmaktan uzak değildir. Ancak bir yerde bulunan iki üç kişinin bu gibi namazları cemaatle kılmaları câiz görülmüştür. 6. Mi'rac gecesi namazı:Şöyle ki, Receb-i şerif'in yirmi yedinci gecesine rastlayan mübarek mi'rac gecesinde on iki rekat nafile namaz kılınması güzel görülmüştür. Her rekatında Fatiha'yı şerîf'e ile başka bir sûre okuyarak iki rekatte bir selam vermeli, sonra yüz kere: ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَﺍﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﻭَﻻﺎ ِﻟٰﻪَ ِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻭَﺍﻟﻠّٰﻪُ َﻛْﺒَﺮُ = Sübhânellahi velhamdülillahi vela ilâhe illallâhü vellâhü ekber" demeli, daha sonra yüz kere istiğfar ederek, yüz kere de salât-ü selâm okumalıdır. Gündüzün de oruçlu bulunmalıdır. Bu halde isyana dair olmaksızın yapılacak her duanın kabulü, ALLAH'ın rahmetinden umulur. 7. Berat gecesi namazı:Şöyle ki, Şaban-ı Şerîf'in onbeşine rastlayan geceye"Berat gecesi"denir, pek mübarek bir gecedir. Berat gecesinde bütün yaratılmışların bir sene içindeki rızıklarına, zengin veya fakir, aziz veya zelil olacaklarına, sağ kalacaklarına veya öleceklerine, ecellerine, ve hacıların sayılarına dair ALLAH tarafından meleklere malûmat verileceği beyan olunmaktadır. Kısacası Berat gecesinde ibadet ve itaatta ve nafile namaz kılmakta birçok sevaplar vardır. Fakat bu geceye mahsus şekli muayyen, sünnet bir namaz yoktur. Bu husustaki rivayetler kuvvetli değildir. Berat gecesinde kılınacak namaza"Salât'ül-hayır"denilmiştir. Bu namaz, bir çok rivayete göre yüz rekattır. Her rekatında Fatiha'yı şerife'den sonra on kere İhlas sûresi okunur. 8. Kadir gecesi namazı:Şöyle ki Ramazan-ı şerif'in yirmi yedinci gecesine rastladığı kuvvetle tercih edilen Kadir gecesi, pek mübarek bir gecedir, Kur'an-ı Kerim, bu geceden itibaren Resulü Ekrem (S.A.V.) Efendimiz'e inmeye başlamıştır. Bu geceyi ihya etmenin sevabı pek çoktur. Bu gecenin bir anı vardır ki, ona rastlayan bir dua mutlaka kabul buyrulur. Bu şerefli gecede teravih'ten sonra bir müddet daha ibadette bulunulması, nafile namaz kılınması, bu geceyi ihya demektir. Deniliyor ki, Kadir namazının en azı iki rekat, ortası yüz rekat, en çoğu da bin rekattır. Bu namaz iki rekat kılındığı takdirde her rekatında iki yüz âyeti celile okunmalı, yüz rekata kadar kılındığı takdirde, her rekatında Fatiha'yı şerife'den sonra "İnna enzelnahü..." süresiyle üç kere de İhlâs sûre-i celilesi okunup her iki rekatta bir selâm verilmelidir. َﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﺍِﻧَّﻚَ ﻋَﻔُﻮٌّ ﺗُﺤِﺐُّ ﺍﻟْﻌَﻔْﻮَ ﻓَﺎﻋْﻒُ ﻋَﻨِّﻰ = ALLAH'ümme inneke afuvvün tühibbü'l-afve fa'fü anni; yani "Yarabbi! Sen affedicisin, affı, bağışlamayı seversin, beni affet." duası da tekrar edilmelidir. Bu namazın bu şekilde kılınacağı hakkındaki rivayetler, pek kuvvetli değildir. Asıl maksat, bu geceyi mümkün olduğu kadar ihya etmektir. Bu kutsî gecede elden geldiği kadar diğer nafile namazlar gibi ALLAH rızası için namaz kılınabilir. Fakat mutlaka zorakilikten-bitkinlikten kaçınılması daha faziletlidir. {(): ÖNEMLİ NOT: Üzerinde kaza namazı bulunan kimselerin bu gibi mübarek gecelerde nafile namaz yerine kaza namazı kılmaları daha yerinde olur. Bak. Madde: 299} 9. Yolculuk namazı:Şöyle ki, bir müslüman bir yola gideceği veya bir yoldan geldiği zaman iki rekat namaz kılmalıdır. Bu menduptur. Giderken evde, gelirken mescitde kılmak daha faziletlidir. Peygamber Efendimiz (S.A.V), seferden gündüzün kuşluk vakti dönerler, Mescid-i Saadet'e gider, iki rekat namaz kılar, orada bir müddet otururlardı. (Sallâllahü tealâ aleyhi vesellem). 10. Tesbih namazı:Şöyle ki, bu her rekatında yetmiş beş defa ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَﺍﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﻭَﻻﺎ ِﻟٰﻪَ ِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻭَﺍﻟﻠّٰﻪُ َﻛْﺒَﺮُ "Sübhânellahi velhamdülillahi vela ilâhe illallâhü vellâhü ekber" diye tekbir alınan dört rekatlı bir namazdır. ALLAH Teâlâ'nın rızası için nafile namaza niyet edilerek "ALLAH'ü ekber" diye namaza başlanır, Sübhaneke'den sonra 15 kere "SübhanALLAH'i velhamdülillah..." okunur. Sonra "Euzü" ile "Besmele-i şerife" ve "Fatiha" ile bir sûre-i celile okunup tekrar (10) kere "SübhanALLAH'i..." okunur. Akabinde rükûya varılır, üç kere "Sübhane Rabbîyel azîm"den sonra 10 defa "SübhanALLAH..." okunarak rükûdan "SemiALLAH'ü limen hamideh, Rebbena velekelhamd" denilerek kalkılır, yine 10 defa "SübhanALLAH'i..." okunur, daha sonra secdeye varılıp üç defa "Sübhane rabbiyel â'la"dan sonra 10 kere Sübhanellah..." okunur. Secdeden tekbir ile kalkılır, celse (oturma) halinde yine 10 kere "Sübhanellahi..." okunur, ikinci secdeye tekbir ile varılıp üç defa "Sübhane rabbiyel â'lâ"dan sonra yine 10 kere "SübhanALLAH'i..." okunur ki, bu zait tesbihlerin toplamı 75 etmiş olur. Daha sonra ikinci rekata kalkılır, yine evvelâ 15 kere "SübhanALLAH'i..." okunur, sonra yine birinci rekattaki şekilde hareket edilerek ka'de (oturuş)a varılır. "Tahîyyat" ve "ALLAH'ümme salli... ve barik" okunur. Zait tesbihlerin toplamı (150) etmiş olur. Daha sonra selâm vermeden veya selâmı müteakip ayağa kalkılır. Üçüncü, dördüncü rekatlar da tam bu tarif dairesinde kılınır ve böylece her rekatta yetmiş beş "SübhanALLAH'i..." okunmuş olur ki, toplamı (300) eder. Bu tesbih namazında yanılma vuku bulsa, sehiv secdelerinde artık bu tesbihler okunmaz. Tesbih namazının da sevabı pek çoktur. Bu namaz, her vakit kılınabilir, hiç olmazsa haftada veya ayda bir defa, bu da olmazsa ömürde bir defa kılmalıdır. 11. Tevbe namazı:Şöyle ki; bir müslüman, insanlık hali bir günah işlese, bundan pişman olup derhal tevbe etmesi lâzım gelir. İşte böyle bir kimsenin işlediği günahtan tevbe için güzelce abdest aldıktan sonra kırsal bir yere çıkıp iki rekat namaz kılması ve o günahtan dolayı ALLAH'u Teâlâ'dan af dilemesi menduptur. Böyle günah işleyip de sonra kalbinde pişmanlık duyguları beliren, bu günahı bir daha işlememeye azmedip Hak Tealâ'dan bağışlanmasını dileyen bir müminin mağfirete nail olacağı bir hadis-i şerifte beyan buyrulmuştur. 12. Hacet namazı:Şöyle ki uhrevî veya dünyevî bir ihtiyacı olan kimse, güzelce abdest alır, yatsı namazından sonra iki veya dört rekat ve bir görüşe göre on iki rekat namaz kılar, sonra Hak Teâlâ Hazretlerine hamd ü senada, Resulü Ekrem (S.A.V) Efendimiz'e salât-ü selâmda bulunur. Daha sonra hacet duasını okuyup ihtiyacının yerine getirilmesini ALLAH Tealâ'dan niyaz eder Hacet namazının birinci rekatında Fatiha-i şerife'den sonra üç kere Âyet'el-kürsî, diğer üç rekatında da birer Fatiha ile birer defa ihlâs, Felak ve Nas sûreleri okunması hakkında bir hadîs-i şerif vardır. Hacet duası şudur: َﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ِﻧِّﻲ َﺳَْﻠُﻚَ ﺗَﻮْﻓِﻴﻖَ َﻫْﻞِ ﺍﻟْﻬُﺪٰﻯ ﻭََﻋْﻤَﺎﻝَ َﻫْﻞِ ﺍﻟْﻴَﻘِﻴﻦِ ﻭَﻣُﻨَﺎﺻَﺤَﺔَ َﻫْﻞِ ﺍﻟﺘَّﻮْﺑَﺔِ ﻭَﻋَﺰْﻡَ َﻫْﻞِ ﺍﻟﺼَّﺒْﺮِ ﻭَ ﺟِﺪَّ َﻫْﻞِ ﺍﻟْﺨَﺸْﻴَﺔِ ﻭَ ﻃَﻠَﺐَ َﻫْﻞِ ﺍﻟﺮَّﻏْﺒَﺔِ ﻭَ ﺗَﻌَﺒُّﺪَ َﻫْﻞِ ﺍْﻟﻮَﺭَﻉِ ﻭَﻋِﺮْﻓَﺎﻥَ َﻫْﻞِ ﺍﻟْﻌِﻠْﻢِ ﺣَﺘّٰﻲ َﺧَﺎﻓُﻚَ َﻟﻠَّﻬُﻢَّ ِﻧِّﻲ َﺳَْﻠُﻚَ ﻣَﺨَﺎﻓَﺔً ﺗَﺤْﺠِﺰُﻧِﻲ ﻋَﻦْ ﻣَﻌْﺼِﻴَﺘِﻚَ ﺣﺘّٰﻲ َﻋْﻤَﻞَ ﺑِﻄَﺎﻋَﺘِﻚَ ﻋَﻤَﻼﺎ َﺳْﺘَﺤِﻖُّ ﺑِﻪِ ﺭِﺿَﺎﻙَ ﻭَﺣَﺘّٰﻲ ُﻧَﺎﺻِﺤَﻚَ ﺑِﺎﻟﺘَّﻮْﺑَﺔِ ﺧَﻮْﻓًﺎ ﻣِﻨْﻚَ ﻭَ ﺣَﺘّٰﻲ ُﺧْﻠِﺺَ ﻟَﻚَ ﺍﻟﻨَّﺼِﻴﺤَﺔَ ﺣُﺒًّﺎ ﻟَﻚَ ﻭَﺣَﺘّٰﻲ َﺗَﻮَﻛَّﻞَ ﻋَﻠَﻴْﻚَ ﻓِﻲ ﺍﻟُْﻤُﻮﺭِ ﺣُﺴْﻦَ ﻇَﻦٍّ ﺑِﻚَ ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﺧَﺎﻟِﻖِ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ "ALLAH'ümme innî es'elüke tevfika ehlil'hüda ve a'mâle ehli'l-yakîn ve münasahate ehli't-tevbeti ve azme ehli's-sabri ve cidde ehli'l-haşyeti ve talebe ehli'r-rağbeti ve taabbüde ehli'l-verei' ve irfane ehli'l-ilmi hatta ehafüke. ALLAH'ümme innî es'elüke mehafeten tehcizuni an ma'siyetike hatta a'mele bi taâtike a'melen estehikku bihi rızâke ve hatta ünasihake bi't-tevbeti havfen minke ve hatta uhlisa leke'n-nasihate hübben leke ve hatta etevekkele aleyke fil umuri hüsne zannin bike Sübhane halıkin-nuri." "Ya ilâhî!. Ben senden hidayet ehlinin muvaffakiyetini, yakîn erbabının amellerini, tevbekârların ihlasını, sabırlı zatların azmini, haşyet (korku) sahiplerinin ciddiyetini, rağbet erbabının niyazını, takva ehlinin ibadete çalışmalarını ve ilim sahiplerinin irfanını dilerim. Ta ki senden hakkıyla haşyet (korku) üzere bulunayım. Yarabbi! Ben senden öyle bir havf ve haşyet (korku) ya nail olmak isterim ki, beni sana isyanda bulunmaktan men etsin. Ta ki senin itaatine öyle bir iş işleyeyim ki onunla senin rızana lâyık olayım, ve ta ki, senden korkmaktan dolayı sana halis bir şekilde tevbe edeyim, ta ki sana muhabbetten dolayı senin için hayır severliğimi ihlaslı bir şekilde yapayım ve tâ ki her işte sana güzel zannımdan dolayı sadece senin zatına tevekkül edeyim, ey nuru yaratan ALLAH'ım! Seni tesbih ve takdis ederim" der. Sonra ihtiyacını zikreder. 13. İstihare namazı:Şöyle ki, hakkında bir şeyin hayırlı olup olmadığına dair manevî bir işarete nail olmak isteyen kimse, yatacağı zaman iki rekat namaz kılar, ilk rekatında "Kâfirun sûresi"ni, ikinci rekatında da "İhlâs sûresi"ni okur, sonunda da istihare duasını okur, sonra da abdestli olarak kıbleye yönelerek yatar, rüyada beyaz veya yeşil görülmesi hayra, siyah veya kırmızı görülmesi de şerre delâlet eder. Bu şekilde istihare namazının yedi gece yapılması ve kalbe ilk doğana bakılması da bir hadis-i şerîf ile beyan buyrulmuştur. Resulü Ekrem, (S.A.V) Efendimiz, Ashab-ı Kiram'ına istihareyi öğretirlerdi. İstihare namazını kılma imkanı bulunmayınca yalnız duası ile yetinilir. Esasında meşru ve hayırlı olan bir şey hakkında yapılacak istihare, onun istenilen vakitte yapılıp yapılmaması için yapılabilir. Yoksa bizzat o şey hakkında yapılmaz. Muayyen bir senede hac yapılıp yapılmaması veya haramda ısrarlı olan bir kişinin, bir haramdan men edilip edilmemesi gibi. İstihare duası, Resulü Ekrem (S.A.V) Efendimiz'den şu şekilde rivayet olunmuştur: َﻟﻠَّﻬُﻢَّ ِﻧِّﻲ ﺍَﺳْﺘَﺨِﻴﺮُﻙَ ﺑِﻌِﻠْﻤِﻚَ ﻭَ َﺳْﺘَﻘْﺪِﺭُﻙَ ﺑِﻘُﺪْﺭَﺗِﻚَ ﻭَ َﺳَْﻠُﻚَ ﻣِﻦْ ﻓَﻀْﻠِﻚَ ﺍﻟْﻌَﻈِﻴﻢِ ﻓَِﻨَّﻚَ ﺗَﻘْﺪِﺭُ ﻭَ ﻻﺎَﻗْﺪِﺭُ ﻭَﺗَﻌْﻠَﻢُ ﻭَﻻﺎ َﻋْﻠَﻢُ ﻭَ َﻧْﺖَ ﻋَﻼَﺎﻡُ ﺍﻟْﻐُﻴُﻮﺏِ َﻟﻠَّﻬُﻢَّ ِﻥْ ﻛُﻨْﺖَ ﺗَﻌْﻠَﻢُ َﻥَّ ﻫٰﺬَﺍ ﺍﻟَْﻤْﺮَ ﺧَﻴْﺮٌ ﻟِﻲ ﻓِﻲ ﺩِﻳﻨِﻲ ﻭَ ﻣَﻌَﺎﺷِﻲ ﻭَ ﻋَﺎﻗِﺒَﺔِ َﻣْﺮِﻱ ﻭَﻋَﺎﺟِﻞِ َﻣْﺮِﻱ ﻭَ ﺟِﻠِﻪِ ﻓَﺎﻗْﺪِﺭْﻩُ ﻟِﻲ ﻭَ ﻳَﺴِّﺮْﻩُ ﻟِﻲ ﺛُﻢَّ ﺑَﺎﺭِﻙْ ﻟِﻲ ﻓِﻴﻪِ ﻭَ ِﻥْ ﻛُﻨْﺖَ ﺗَﻌْﻠَﻢُ َﻥَّ ﻫٰﺬَﺍ ﺍﻟَْﻤْﺮَ ﺷَﺮٌّ ﻟِﻲ ﻓِﻲ ﺩِﻳﻨِﻲ ﻭَ ﻣَﻌَﺎﺷِﻲ ﻭَ ﻋَﺎﻗِﺒَﺔِ َﻣْﺮِﻱ ﻭَ ﻋَﺎﺟِﻞِ َﻣْﺮِﻱ ﻭَ ﺟِﻠِﻪِ ﻓَﺎﺻْﺮِﻓْﻪُ ﻋَﻨِّﻲ ﻭَ ﺍﺻْﺮِﻓْﻨِﻲ ﻋَﻨْﻪُ ﻓَﺎﻗْﺪِﺭْ ﻟِﻲَ ﺍﻟْﺨَﻴْﺮَ ﺣَﻴْﺚُ ﻛَﺎﻥَ ﺛُﻢَّ َﺭْﺿِﻨﻲِ ﺑِﻪِ "ALLAH'ümme inni estehîruke bi ilmike ve estakdirüke bi kudretike ve es'elüke min fazlike'l-azim, fe inneke takdirü ve la akdirü ve ta'lemü ve la a'lemü ve ente allamü'l-guyûb. ALLAH'ümme, in künte ta'lemü enne hâze'l- emre hayrün li fi dini, ve meâşi ve akıbeti emri ve acili emri ve âcilihi fakdirhü li ve yessir hü li sümme bârik lî fihi. Ve inkünte ta'lemü enne hazel'emre şerrün li fî dîni ve meâşi ve akıbeti emri ve acili emri ve âcilihi fasrifhü anni vasrifni anhü fakdir liye'l-hayre haysü kâne sümme ardînî bihi. "Ya İlâhi! Sen bildiğin için, senden hakkımda hayırlısını bana bildirmeni dilerim. Ve kudretin yettiği için ben senden kuvvet ve takat isterim ve hayra ermemi senin büyük, fazıl ve kereminden niyaz eylerim, çünkü sen her şeye kadirsin. Ben ise kadir değilim, ve sen her şeyi bilirsin, halbuki ben bilemem, sen gayıpları da tamamen bilirsin. Ya Rabbi! Sen bilirsin, eğer bu iş; benim dinim, yaşayışım, işimin akibeti, dünyam ve ahiretim hakkında hayırlı ise, bunu bana nasip ve müyesser eyle. Sonra bunda benim için feyiz ve bereket meydana getir. Ve eğer bu iş; benim dinim, hayatım, işimin akibeti hakkında ve dünyevî uhrevî hususlarımda benim için bir şer ise, bunu benden çevir, beni de bundan çevir. -Bunun için gönlümde bir meyil bırakma- ve benim için hayır nerede ise nasip ve kolay kıl, sonra da beni bu mukadder hayır ile hoşnut buyur. Ey Kerim olan yaratıcım! {(): Buhari; Tatavvu:1; No:1109; 1/391, Ebu Davud; Salat:366; No:1538; 1/481} 14. Katil namazı:Şöyle ki, her nasılsa kısasa, ölüme mahkûm olan bir müslüman, bu cezanın tatbikinden evvel iki rekat nafile namaz kılarak tevbe ve istiğfar etmeli, bir takım hayırlı dualarda bulunmalıdır. Bu namaz, onun hakkında ALLAH'ü Teâlâ'nın rahmetine nail olmasına vesile olabileceği için güzel görülmüştür. 15. İstiska namazı:Şöyle ki, yağmurlar kesildiği zaman, müslümanlar yağmur duasına çıkar, Kerîm olan yaratıcımızdan yağmur yağdırmasını niyaz ederler. İmam-ı A'zam'a göre istiskadan maksat yalnız duadır, istiğfardır, bunda cemaatle namaz sünnet değildir, bilakis caizdir, insanlar isterlerse ayrı ayrı namaz kılabilirler. Fakat imameyne göre istiska için veliyülemrin veya vekilinin cuma namazı gibi âşikâre kıraatle iki rekat namaz kıldırması menduptur. Bu namazı müteakip bayramlarda olduğu gibi iki hutbe okunur, Hatîb, minbere çıkmaz, yerde durur; kılıç, ok, veya asâ gibi bir şeye dayanır, öylece hutbelerini okur. Üç gün birbiri peşine istiska duasına çıkılması güzel görülmüştür. Yağmur yağması gecikirse, eski elbiseler giyinilerek ve başlar öne eğilerek tevazulu bir halde yayan olarak sahraya çıkılır, evvelce tevbeler yenilenir, fakirlere sadakalar verilir, haksız yere alınmış şeyler var ise sahiplerine geri verilir, müslümanlar için mağfiret istenilir. Ve İmam Muhammed'e göre hatip, hutbe esnasında elbisesini dört köşeli ise aşağısını yukarıya, yukarısını da aşağıya, değirmi ise sağını sol tarafına, solunu da sağ tarafına getirir ve kaba kaftan ise içini dışarıya, dışını da içeriye getirir, o şekilde giyer. Bu, sıkıntılı halin değişmesi için bir hayır umma nişanesidir. Fakat cemaat, elbiselerini böyle tersine giyinmezler. Müslümanlar, yanlarına çocuklarını, ehli hayvanlar ile onların yavrularını beraber alırlar. Çocukları yavruları bir müddet analarından uzaklaştırırlar, bu hazin tarzda zayıflara, ihtiyarlara dualar ettirerek kendileri de "âmîn" derler. Kısacası hüzünlü, tevazulu, kalp yumuşaklığı ve ALLAH korkusuyla dolu bir vaziyet ile ALLAH Tealâ'nın rahmet ve yardımı niyaz edilir. Daha sahraya çıkmadan yağmurlar yağmaya başlarsa bunun şükranesi olmak için de yine sahraya çıkarlar ki, bu da menduptur. Yağmurlar, lüzumundan çok yağmaya başlayınca da bunun kesilmesi, başka taraflara dönmesi için dua edilmesinde bir sakınca yoktur. Yağmur yağarken " َﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺻَﻴِّﺒًﺎ ﻧَﺎﻓِﻌًﺎ = ALLAH'ümme sayyiben nâfi'an" yâni Ya Rabbi! Bunu hakkımızda faydalı bir yağmur kıl! denir. Lüzumundan fazla yağınca da: َﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺣَﻮَﺍﻟَﻴْﻨَﺎ ﻭَ ﻻﺎ ﻋَﻠَﻴْﻨَﺎ = ALLAH'ümme havaleyna ve la aleyna" yani Ya Rabbi! Bunu zarar vermeyecek yerlere yağdır, bizim üzerimize yağdırma! diye dua edilir. Dua eden, dilerse ellerini yukarıya kaldırır, dilerse iki şehadet parmağıyla işaret eder. Her duada ellerin iç yüzünü semaya doğru tutmak sünnettir. İşte bu istiska da gafil beşeriyet için bir uyanma dersi demektir. Her vakit sonsuz rahmetlerine, yardımlarına nail olup durmakta bulunduğumuz Kerîm, Rahîm olan ALLAH'ımızı hiç bir an unutmamak ve her vesile ile ona muhtaç olduğumuzu anlayarak azametli dergâhına yönelmek, niyazda bulunmak, bizim için bir kulluk borcudur. Bir kere düşünelim, vakit vakit bulutlardan topraklarımıza yağan o faydalı yağmurlar kesilse, bunun neticesi olarak da ırmaklar kurusa, su kanalları bomboş kalarak yıkılıp gitse, acaba bu suları bize kim temin edebilecektir? Kaynaklarından daima fışkırıp duran, hayatımıza hizmet eden o tatlı, berrak suları, Hak Tealâ yerlerin dibine geçirse, acaba bunları bize kim getirebilecektir. İşte: ﻗُﻞْ ﺍَﺭَﺍَﻳْﺘُﻢْ ﺍِﻥْ ﺍَﺻْﺒَﺢَ ﻣَﺎُﻛُﻢْ ﻏَﻮْﺭًﺍ ﻓَﻤَﻦْ ﻳَْﺘِﻴﻜُﻢْ ﺑِﻤَﺎﺀٍ ﻣَﻌِﻴﻦٍ "De ki: Haber veriniz bakalım, eğer suyunuz -bir sabah- çekilip yerlerin altına gitmiş bulunsa, size öyle akıp giden -kolaylıkla elde edilen- bu suyu -ALLAH Teâlâ'dan başka- kim getirebilecektir?" {(): Mülk suresi: 30} âyet-i kerimesi de dikkatlerimizi bu noktaya çekip duruyor. Artık insanlık için gaflet, Cenab-ı Hakk'a ihtiyaç duymama, nankörlük asla caiz olamaz. Resul-ü Ekrem (S.A.V)'den bize nakledile gelen yağmur duası şudur: َﻟﻠَّﻬُﻢَّ َﺳْﻘِﻨَﺎ ﻏَﻴْﺜًﺎ ﻣُﻐِﻴﺜًﺎ ﻫَﻨﻴِﺌًﺎ ﻣَﺮِﻳﺌًﺎ ﻏَﺪَﻗًﺎ ﻣُﺠَﻠِّﻼﺎ ﺳَﻴْﺤًﺎ ﻋَﻤًّﺎ ﻃَﺒَﻘًﺎ َﻟﻠَّﻬُﻢَّ َﺳْﻘِﻨَﺎ ﺍﻟْﻐَﻴْﺚَ ﻭَﻻ َﺗَﺠْﻌَﻠْﻨَﺎ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻘَﺎﻧِﻄِﻴﻦَ َﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺍِﻥَّ ﺑِﺎﻟْﺒِﻼﺎﺩِ ﻭَ ﺍﻟْﻌِﺒَﺎﺩِ ﻭَ ﺍﻟْﺨَﻠْﻖِ ﻣِﻦَ ﺍﻟَّْﻮَﺍﺀِ ﻭَ ﺍﻟﻀَّﻨْﻚِ ﻣَﺎ ﻻ َﻧَﺸْﻜُﻮ ﺍِﻻَﺎ ﺍِﻟﻴْﻚَ َﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺍَﻧْﺒِﺖْ ﻟَﻨَﺎ ﺍﻟﺰَّﺭْﻉَ ﻭَ ﺍَﺩِﺭَّ ﻟَﻨَﺎ ﺍﻟﻀَّﺮْﻉَ ﻭَﺍَﺳْﻘِﻨَﺎ ﻣِﻦْ ﺑَﺮَﻛَﺎﺕِ ﺍﻟﺴَّﻤَﺎﺀِ ﻭَ ﺍَﻧْﺒِﺖْ ﻟَﻨَﺎ ﻣِﻦْ ﺑَﺮَﻛَﺎﺕِ ﺍﻻﺎَﺭْﺽِ َﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺍِﻧَّﺎ ﻧَﺴْﺘَﻐْﻔِﺮُﻙَ ﺍِﻧَّﻚَ ﻛُﻨْﺖَ ﻏَﻔَّﺎﺭًﺍ ﻓَﺎَﺭْﺳِﻞِ ﺍﻟﺴَّﻤَﺎﺀَ ﻋَﻠَﻴْﻨَﺎ ﻣِﺪْﺭَﺍﺭًﺍ "ALLAH'ümme! Eskına gaysen mugisen henien merien gadekan mücellilen seyhan âmmen tabeka, ALLAH'ümme! Eskına'l-gayse ve la tec'alna mine'l-kanitîn. ALLAH'ümme! İnne bi'l-bilâdi ve'l-ıbâdi ve'l-halki mine'l-le'vaî ve'd-danki mâ la neşkû illâ ileyke. ALLAH'ümme! Enbit lena'z-zer'a ve edirre lena'd-dar'a ve eskina min berekâti's-semai ve enbit lena min berekâti'l-arz. ALLAH'ümme! İnna nestağfirüke inneke künte gaffara, fe ersili's-semae aleyna midrarâ." Ya Rabbi! Bize yardım eden, içimize sinen bol, faydalı, her tarafı kaplayan, her tarafa akıp giden, her tarafı sulayan umumî bir yağmur ihsan buyur. İlâhi! Bizi yağmurla sula, bizi ümitlerini kesmiş kimselerden etme! Ey Rabbimiz! Kullarda, beldelerde ve diğer yaratılmış şeylerde öyle bir güçlük, öyle bir darlık var ki, senden başkasına arzedemeyiz. Ey Yüce Yaratıcımız! Bizim için ekinleri bitir, bizim için memeleri sütle doldur, bizi göğün bereketlerinden sula, bize yeryüzünün bereketlerinden yetiştir. Ey Kerim Ma'bud'umuz! Biz senden mağfiret dileriz. Şüphe yok ki sen çok mağfiret edicisin. Artık bize gökten bol bol yağmurlar yağdır. Ey Gafur, Rahîm Rabbimiz!" {(): Kitabü'l-Ümm; İstiska; 1/417} 16. Küsûf namazı:Şöyle ki, güneş tutulduğu zaman cuma namazını kıldıran imam, ezansız ve ikametsiz olarak en az iki rekat namaz kıldırır ve her rekatta fazla miktar ve İmam-ı A'zam'a göre gizlice, İmameyne göre de aşikare kıraatta bulunur. Meselâ her rekatta Bakara sure-i celilesi kadar okur ve diğer namazlar gibi her rekatında bir kere rükû, iki defa secde eder, namazdan sonra da güneş açılıncaya kadar kıbleye doğru ayakta veya insanlara karşı oturarak dua eder. Cemaat da "âmin" der. Böyle bir imam bulunmazsa, insanlar bu namazı kendi evlerinde tek başlarına kılarlar. Küsûf namazını büyük bir camide kılmak, mescitlerde kılmaktan daha faziletlidir. Sahrada da kılınabilir. Küsûf namazlarında İmam-ı A'zam'a, İmam Malik ile İmam Ahmed'e göre hutbe okunmaz. Çünkü Resulü Ekrem (S.A.V) Efendimiz, küsûf hâdisesinden dolayı namaz kılınmasını, dua edilmesini, sadaka verilmesini tavsiye buyurmuş, hutbe okunmasını emretmemiştir. İmam Şafiî ile İbn-i Hacer'e ve bir kısım muhaddis (hadis alimlerine) göre ise, namazdan sonra hutbe okunması müstehaptır. 17. Husuf namazı:Şöyle ki, ay tutulduğu zaman müslümanların evlerinde teker teker bir halde ve küsuf namazı gibi aşikare veya gizli kıraatla iki veya dört rekat namaz kılmaları mendup, güzel görülmüştür. Bu namazın camide cemaatle kılınması, İmam-ı A'zam'a göre sünnet değildir, fakat caizdir. İmam Şafiî ile İmam Ahmed ve diğer bazı ehli hadis de cemaatle kılınması görüşündedirler. İmam Malik'e göre ise cemaatle kılınamaz. İnsanların geceleyin her taraftan toplanıp bunu cemaatle kılmaları güçtür. Şiddetli rüzgâr, fazla karanlık, geceleyin fazla ışıklık, yer sarsıntıları, umumî hastalıklar gibi korkunç hâdiseler zamanında da küsûf ve husuf namazları gibi namaz kılınması, güzel görülmüştür. Bu gibi geçici olaylar, hadiseler, hepsi ALLAH Teâlâ'nın kudretine, hikmetine, azametine delâlet eden birer emsalsiz şaheserdir. ﻭَ ﻣَﺎ ﻧُﺮْﺳِﻞُ ﺑِﺎﻟْﻴَﺎﺕِ ﺍِﻻَﺎ ﺗَﺨْﻮِﻳﻔًﺎ "Oysa biz, (kudretimize delalet eden) mucizeleri, olağanüstü hadiseleri ancak (inkarcıları) korkutmak için göndeririz." {(): İsra suresi: 59} Ayet-i celîlesi ifadesince bu gibi alâmetler, insanları korkutmak için, insanları isyanlardan kurtarıp itaat, tevbe ve istiğfar etmeye çekmek için vakit vakit meydana getirilen kudret alametleridir. Bunları gören kabiliyetli bir kimsenin ruhunda bir korku ve heyecan meydana gelir, gözlerinin önünde Hak Tealâ'nın celâl ve azameti belirmeye başlar. Artık o kimse Yüce Yaratıcı'mızın bu kainatı ne kadar muntazam ve mükemmel bir şekilde yaratmış olduğunu anlar, daima o büyük yaratanın koruma ve himayesine muhtaç bulunduğunu idrâk eder, bu anlayış ile O Ezeli Yaratıcı'sına döner, O'na tazim için namaz kılar, O'nun korumasına, yardımına nâil olmak için dua eder, gafletten uyanır, uyanık bir ruha sahip olmak için çalışmış olur. Güneş ve Ay tutulmasının ne gibi muntazam kanunlar dairesinde meydana geldiği malûmdur. Mütefekkir bir insan için bu kanunları böyle düzenli, mükemmel bir tarzda meydana getirmiş olan Yüce Yaratıcı'yı düşünmek en yüksek bir vazifedir. Güneş ve Ay tutulması ile aydınlık nimeti, karanlığa dönüşüyor, iki parlak kürenin simasını yoğun bir karanlık kaplıyor, bu hal devam edecek olsa, hayatî varlığımızda kim bilir ne fecî değişiklikler meydana gelir. Halbuki Alîm ve Hakîm olan kainatın yaratıcısının koymuş olduğu tabiat kanunları buna müsaade etmiyor. Bu korkunç hüzün verici hal, az sonra yok oluyor. O iki kudret meşalesi, yine olanca parlaklığı ile ışıklarını, nurlarını etrafa saçıp durmaya başlıyor. Artık bundan dolayı Kerîm ve Rahîm olan Yaratıcımıza binlerce, yüzbinlerce şükür etsek yine kulluk vazifemizi yerine getirmiş olamayız. Hiçbir kimsenin doğmasından veya ölmesinden dolayı ay ile güneşin tutulmayacağını Resulü Ekrem (S.A.V) Efendimiz beyan buyurmuşlardır. Şöyle ki, Peygamber Efendimizin (S.A.V) muhterem oğulları İbrahim, bir buçuk yaşında iken hicretin onuncu senesinde vefat etmiş, onun vefatı gününde güneş tutulmuştu. İnsanlar, bu masum çocuğun vefatından dolayı güneşin tutulmuş olduğunu konuşunca Peygamber Efendimiz (S.A.V), güneş tutulmasının hikmetini beyan etmek üzere: ﺍِﻥَّ ﺍﻟﺸَّﻤْﺲَ ﻭَ ﺍﻟْﻘَﻤَﺮَ ﻻﺎ ﻳَﻨْﻜَﺴِﻔَﺎﻥِ ﻟِﻤَﻮْﺕِ ﺍَﺣَﺪٍ ﻭَ ﻻﺎ ﻟِﺤَﻴَﺎﺗِﻪِ ﻓَِﺬَﺍ ﺭَﺍَﻳْﺘُﻢْ ﻓَﺼَﻠُّﻮﺍ ﻭَﺍﺩْﻋُﻮﺍ ﺍﻟﻠّٰﻪَ ﻋَﺰَّ ﻭَﺟَﻞَّ "Güneş ile Ay, şüphe yok ki bir kimsenin ne ölmesinden ve ne de doğmasından dolayı tutulmaz. Bunların tutulduğunu gördüğünüz zaman namaz kılınız ve ALLAH'ü Azimüşşan'a dua ediniz." {():. Buhari; Küsuf:2; No:997; 1/354. Müslim; Küsuf:5; No:911; 2/628. Nesâi; Küsuf:1; No:1459; 3/124. A.b. Hanbel; No:17753; 4/253.} diye buyurmuştur. Diğer bir hadis-i şerifte de: "Bunlar ALLAH Tealâ'nın âyetlerinden iki âyettir, iki kudret ve hikmet alâmetidir." {(): Buhari; Küsuf:13; No:1008; 1/359. Müslim; Küsuf:5; No:991; 2/628. Nesâi; Küsuf:21; No:1497; 3/150.} diye buyrulmuştur. Resulü Ekrem (S.A.V) Efendimiz'in mübarek dilleri daima böyle hakikatlara tercüman olmuş, insanları yanlış düşüncelerden, inanışlardan men etmiştir. İslâmiyetin tertemiz sahası, akla hikmete uygun olmayan inançlardan, hareketlerden her şekilde uzak bulunmuştur. Artık böyle ulvî bir peygambere, mukaddes bir dine nâil olmamızdan dolayı ne kadar şükran secdelerine kapansak yine az değil midir? (Sallallâhü Tealâ aleyhi vessellem)