SEFERİN MAHİYETİ VE MÜDDETİ
Büyük İslâm İlmihali · s.186
249- Sefer = müsaferet; lugatta herhangi bir mesafeye gitmektir. Karşıtı"ikamet"dir.Şer'i şerif bakımından sefer, belirli bir mesafeye gitmektir ki, bu normal bir yürüyüş ile üç günlük, yani on sekiz saatlik bir mesafeden ibarettir. Buna"üç merhale"dedenir. Normal yürüyüş, yaya yürüyüşüdür ve kafile arasındaki deve yürüyüşüdür. Denizlerde de yelken gemileriyle havanın normal hali geçerlidir. İşte karalarda böyle bir yürüyüş ile, denizlerde de normal bir hava ile ve yelkenli bir gemi ile on sekiz saat sürecek bir mesafe,"sefer müddeti"sayılır. Demek ki, bu yolun yalnız gidilecek mesafesi muteberdir, yoksa gidilip geri dönülmesine ait mesafesi muteber değildir. 250- Vatanında veya o hükümdeki bir yerde oturan kimseye"mukim",buradan çıkıp en az on sekiz saatlik bir mesafeye gitmeye başlamış olan kimseye de şer'an"müsafir = yolcu"adı verilir. 251- Yolculuk hali esasen meşakkatsiz olamaz. Bu sebeple şer'i şerif, yolcular hakkında bazı kolaylıklar göstermiştir. Yolculukta gece ve gündüz sürekli yola devam edilemez, istirahata da ihtiyaç görülür, bazı fıkıh kitaplarımızda "sefer müddeti üç gün üç gecedir" denilmesi bu esasa mâni değildir. Bu sebeple bir günlük normal yürüyüş, ortalama altı saat olarak kabul edilmiştir. Bazı seferler, meşakkatsiz olsa da hüküm şahsa değil, cinse göre olacağından sefer hükmü, bütün sefer hallerini içine almıştır. 252- Fıkıh alimlerinden bazılarına göre sefer müddeti, on sekiz fersah (yaklaşık 90 km.)lik bir mesafeden ibarettir. Bir fersah üç mil, her mil ise 20 dakika sürecek olsa, on sekiz fersah 18 saat etmiş olur. Bir fersah, on iki bin adım, bir mil de dört bin adım sayılmaktadır. Bununla beraber fersahlar düz yerler ile dağlık ve derelik yerlere göre değişir. Meselâ düz bir yerde bir fersah mesafe bir saatta alınabileceği halde dağlık bir yerde böyle bir mesafe bir saatta alınamaz. Bu sebeple bu hususta fersah, temel bir ölçü sayılmamalıdır. Şu kadar var ki, fersaha itibar edildiği takdirde bir çok meseleler halledilmiş olur. Meselâ tren ile, uçak ile olan yolculuklarda kat edilecek arazinin kaç fersah olduğu dikkate alınır, en az on sekiz fersahlık bir mesafe katedilmiş olunca sefer müddeti gerçekleşmiş, sefer hükmü başlamış olur. Artık yolculuk yapılan vasıtaların halini dikkate almaya ihtiyaç kalmaz. (Gerçekten diğer üç mezhep imamları da bu fersah ölçüsünü kabul etmişlerdir. Sefer müddeti, İmam Malik ile İmam Ahmed'e göre "16 fersah, yani 48" mildir. "Bir mil ise altı bin el arşınıdır. Bu halde sefer müddeti, seksen buçuk km. ile yüz kırk metreye eşit bulunmuş olur." İmam Şafiî'nin sonraki görüşüne göre de 48 mildir. Önceki görüşüne göre de bir gün bir gecedir.) 253- Gidilecek bir yerin hem karadan, hem de denizden yolu bulunsa yolcunun gideceği yola itibar olunur. Bu sebeple bir beldeye deniz yoluyla meselâ on iki saatte, kara yoluyla da on sekiz saatte gidilecek olsa, karadan gidenler seferi sayılır, denizden gidenler sayılmaz. Bir yerin karadan iki yolu bulunduğu takdirde de hüküm böyledir, yalnız sefer mesafesinde bulunan yoldan gidenler, seferi bulunmuş olurlar. 254- Seferilik, vatan edinilen beldenin veya köyün yola çıkıldığı yönündeki evlerinden ayrıldıktan ve en az üç günlük bir yere gidilmesine niyet edildikten itibaren başlar. Bu sebeple bu evler tamamen geçilmedikçe ve sefere niyet edilmedikçe sefer hali başlamış olamaz. 255- Bir beldenin kenarlarında olup"Fina-i Mısır"{(): Bak: Madde 196/6.} denilen yerler de beldeden sayılır. Bunlar ekseri bir ok atımından = dört yüz adımdan az bir mesefe teşkil ederler. Belde ile aralarında tarlalar, bostanlar bulunmadıkça beldenin tamamlayıcısı bulunurlar. Bu sebeple bunları da geçmek lâzımdır ki, seferilik başlamış olsun. Şehrin dışındaki bağlar, bostanlar ve bekçilere, bostancılara ait meskenler, kulübeler şehirden sayılmaz.