Risale-i NurBüyük İslâm İlmihali

SEFERİLİK HALİNİN SON BULUP BULMAMASI

Büyük İslâm İlmihali · s.190

273-"Vatan-ı asli"yedönüp gelmekle yolculuk hali sona erer. Hatta orada ikamete niyet edilmese bile."Vatan-ı ikamet"ise böyle değildir, orada ikamete niyet lâzımdır. 274- Bir insanın doğup büyüdüğü veya evlenip içinde yaşamak istediği veya içinde barınmak kastedip başka yere tamamen yerleşmek için gitmek istemediği yer kendisinin"vatan-ı asli"sidir.Bir kimsenin böyle doğduğu ve evlendiği veya içinde tamamen yerleşmeye, ölünceye kadar yaşamaya karar vermiş olduğu yer olmayıp yalnız içinde en az on beş gün kalmak istediği yer de kendisi için bir"vatan-ı ikamet"tir.Yeter ki o yer böyle ikamete elverişli bulunsun. Seferi olan bir kimsenin içinde on beş günden az oturmak istediği yer de kendisinin bir"vatan-ı sükna"sıdırki buna itibar yoktur. Bununla ne vatan-ı asli, ne de vatan-ı ikamet muntakız = değişmiş, bozulmuş olmaz. 275- Vatan-ı aslî kendi misli ile değişmiş, bozulmuş olur. Vatan-ı ikametle değişmiş, bozulmuş olmaz. Şöyle ki bir kimse içinde doğup büyüdüğü veya evlendiği yeri terk edip başka bir beldede tamamen yerleşmeye başlasa, artık o evvelki vatanı, ikamet hususunda vatanı olmaktan çıkar. Daha sonra oraya gidecek olsa, en az on beş gün ikamete niyet etmedikçe, farz namazlarını dörder rekat kılması lâzım gelmez. Fakat vatan-ı aslîsinden geçici bir zaman için çıkıp, başka bir yeri vatan-ı ikamet edindikden sonra vatan-ı aslîsine dönse, niyete muhtaç olmaksızın mukim olur, dört rekatlı farz namazlarını, tam kılması icab eder. 276- Vatan-ı ikamet, vatan-ı aslî ile ve diğer bir vatan-ı ikametle ve sadece sefere çıkmakla değişmiş, bozulmuş olur. Hatta aralarında sefer müddeti bulunmasa bile. Meselâ bir kimse, yolculuğu esnasında bir beldede bir ay ikamete niyet edip, bu kadar durduktan sonra tekrar yola çıksa veya diğer bir beldeye gidip orada da en az on beş gün oturmaya niyet etse, artık evvelki belde vatan-ı ikamet olmaktan çıkmış olur. Oraya tekrar dönmekle mukim olmuş olmaz. Bilakis mukim sayılabilmesi için orada tekrar ikamete niyet etmesi lâzım gelir. Fakat vatan-ı ikametinden geçici bir iş için ikamet müddeti içinde sefer müddetinden az, bir kaç saatlik bir mesafedeki bir yere gidip geri dönmekle vatan-ı ikamet bozulmuş olmaz. 277- Vatanından çıkıp en az üç günlük bir mesafede bulunan bir yere gitmek isteyen kimse, daha oraya gitmeden yol esnasında bir köyde on beş gün oturmaya niyet etse, burasıZahir'ür-rivaye'yegöre birvatan-ı ikametolmuş olur. Diğer bir görüşe göre ise olmaz. 278- Vatanından sefer niyetiyle ayrılıp henüz üç günlük bir mesafe alamadan vatanına dönmek kasdında bulunan bir yolcu, vatanına daha gelmeden sadece dönmekle dört rekatlı farz namazlarını tam kılmaya başlar. Çünkü böyle yolculuğu bozmakla yolculuk terk edilmiş olur. 279- Seferi olan bir kimse, içinde ikamet etmek istemediği bir beldede evlenecek olsa, bir görüşe göre mukim sayılır, diğer bir görüşe göre mukim sayılmaz. En sahih olan da budur. 280- İki beldede birer hanımı olan kimse, bunlardan herhangisinin yanına gidince mukim sayılır. Fakat bunlardan biri vefat edip, bulunduğu beldede kendisine ev, bağ, bahçe gibi şeyler kalacak olsa, oraya gitmekle mukim sayılmaz. Fakat diğer bir görüşe göre orası onun yine vatanı sayılacağından mukim olmuş olur. (Malikiler'e göre bir yolcu, gittiği yerde tam dört gün ikamete niyet edip kendisine yirmi vakit namaz farz olacak olsa, mukim sayılır, dört rekatlı farz namazlarını iki kılamaz. Bu müddete o yere fecir (şafak)ın doğuşundan sonra girdiği gün ile oradan çıkacağı gün dahil değildir. İmam Şafiî'ye göre de bir yerde girip çıkma günlerindan başka tam dört gün ikamete niyet edilmesi, dört rekatlı farz namazları iki kılmaya mâni olur. Hanbeliler'e göre de bir yerde -hatta ikamete elverişli olmasa bile- mutlaka ikamete niyet eden veya yirmi namazdan fazla farz olacak bir müddetle ikamete niyette bulunan kimse, mukim sayılır, dört rekatlı farz namazını iki kılamaz.)