MÜDRİK HAKKINDAKİ MESELELER
Büyük İslâm İlmihali · s.196
300- Müdrik, imama tamamen uyan, yani namazın evvelinden sonuna kadar aralıksız olarak imama uyan, bütün rekatları imam ile beraber kılan kimsedir. İmama ilk rekatın rükûsunda yetişen, o rekata yetişmiş ve müdrik adını almış olur. Namaza imam ile beraber başlamanın fazileti pek büyüktür, bu hususta aşağıdaki meseleler geçerlidir. 301- Bir kimse, tek başına bir farz namaza başladıktan sonra bulunduğu yerde o farz namaz, cemaatle kılınmaya başlansa bakılır; eğer namaza başladıktan sonra henüz secdeye varmamış ise namazını bırakır, imama uyar, cemaat sevabını kazanmaya koşar, bu müstehaptır. Ve eğer bir kere secdeye varmış ise bakılır; kıldığı namaz, sabah ve akşam namazı ise yine bırakır, imama uyar. Fakat bunların ikinci rekatı için secdeye varmış ise artık bırakmaz, tamamlar, imama uyamaz. Çünkü sabah namazından sonra nafile kılınamayacağı gibi, üç rekatlı bir namaz da nafile olarak kılınamaz. Öğle namazı gibi dört rekatlı bir farz ise kıldığı bir rekata bir rekat daha ilâve eder, teşehhütde bulunur, selâm verip imama uyar, evvelce kıldığı o iki rekat, nafile olmuş olur. Böyle bir namazın üçüncü rekatında bulunup da henüz secdesine varmamış ise, hemen ayakta veya oturarak selâm vererek namazdan çıkar. İmama uyar, tek başına kıldığı iki rekat, yine bir nafile olmuş olur. Fakat bu namazın üçüncü rekatınında secdesini yapmış bulunursa artık bunu tamamlar, farzı yerine getirmiş olur. Ve bu namaz, öğle veya yatsı namazı olduğuna göre daha sonra imama da uyabilir. İmam ile kılacağı namaz da bir nafile olmuş olur. Fakat ikindi namazı ise uyamaz. Zira ikindi namazından sonra nafile kılınması mekruhtur. 302- Nafile bir namaza başlamış olan bir kimse, yanında cemaatle namaza başlanınca, bu nafileyi iki rekat olmak üzere kılar, daha sonra selâm verip cemaate iştirak eder. Üçüncü rekata kalkmış ise onu da dördüncü rekat ile tamamlamadıkça namazını kesmez. Bundan cenaze namazı müstesnadır. Şöyle ki, böyle nafileye başlamış olan kimse, kılınmaya başlanan bir cenaze namazının kaçıralacağından korkarsa, kılacağı namazı hemen bırakır, cenaze namazı için imama uyar, sonra o nafileyi kaza eder. Çünkü cenaze namazının telâfisi mümkün değildir. 303- Cemaatle sabah namazına başlanılmış olduğunu gören kimse, cemaate yetişebileceğini zannederse, hemen sabah namazının sünnetini kılar ve lüzum görürse "Sübhaneke" ile "Euzü"yü ve sure ilâvesini bırakıp yalnız Fatiha'yı şerife ile ve rukû ve secdelerde birer defa tesbih ile yetinebilir. Daha sonra imama uyar. Fakat cemaate yetişeceğini hiç zannetmezse, sünnete başlamayıp imama uyar, artık bu sünneti kaza edemez. Şayet sünnete başlamış ise tamamlar, artık bırakamaz. Fakat öğle, ikindi, yatsı namazları böyle değildir. Bunların cemaatle kılınmaya başlanılmış olduğunu gören kimse, bunların sünnetlerini kılmadan imama uyar, sonra öğlenin dört rekat sünnetini kaza eder, ikindinin sünnetini kerahet vakti olduğu için kaza edemez. Yatsı namazının dört rekat sünnetini, bir gayri müekked sünnet olduğu için dilerse kaza eder, dilerse kaza etmez. 304- Vaktin veya cemaatle namazın tamamen kaçırılacağını kesin olarak bilen kimse, sünnetleri kılamayacağı gibi, kendisinde bulunan az bir necaseti de temizlemekle uğraşamaz. Başka bir cemaat bulabileceğinden emin olan kimsenin ise, az bir necaseti gidermeden namaza başlamaması daha faziletlidir. Tâ ki namazı ittîfakla sahih olmuş olsun. (Şafiiler'e göre namaz, az bir necaset ile de bozulur.) Taharet: 93-95. Maddelere de müracaat!