Risale-i NurBüyük İslâm İlmihali

MEKKE-İ MÜKERREME'NİN FETHİ

Büyük İslâm İlmihali · s.589

157- Peygamber (S.A.V) Efendimiz'in hicretinin sekizinci senesi idi ki, Beni Bekr kabilesi, müslümanların himayesinde bulunan Huza'a kabilesi üzerine ansızın hücum etmiş, Kureyş reislerinden bazıları da Benî Bekr'e yardımda bulunmuş, neticesinde Huza'adan yirmi üç kişi öldürülmüştü. Mekke-i Mukerreme'deki Kureyş taifesi, bu şekilde"Hudeybiye barış anlaşması"nıbozmuş oldular. Huzaa'dan bir cemaat, Medine-i Münevvere'ye gelerek başlarına gelmiş olan felâketi anlattılar, yardım dilediler. Resulü Ekrem (S.A.V) Efendimiz, Ramazanı şerifin onuncu gününden sonra on bin kişilik bir ordu ile Medine-i Münevvereden hareket etti, yolda Benî Süleym kabilesi de orduya katıldı, Mekke-i Mükerreme tarafına yürüdüler. 158- Fahr-i âlem (S.A.V) Efendimiz'in muhterem amcası Abbas (R.A) evvelce müslüman olmuştu, fakat Mekke-i Mükerreme'de durduğu için müslümanlığını gizlemişti, bu kere İslâmiyetini ilân ederek Medine-i Tahire'ye gelmekte iken İslâm ordusuna rastgeldi, bu mukaddes ordu ile tekrar Mekke-i Mükerreme'ye döndü. Şanı yüce Peygamber (S.A.V) Efendimiz, bundan çok sevinip, duygulandı, "Ya Abbas! Sen hicret edenlerin sonuncusu oldun" diye buyurdu. 159- Resulü Ekrem (S.A.V) Hazretleri: "Kureyş tarafından saldırı olmadıkça savaşmayınız." diye emretmişti, İslâm ordusu, savaşmaksızın Mekke-i Mükerreme'ye girdi. Tekbir sadaları dağları, taşları titretiyordu. Yalnız Halid b. Velid'in idaresindeki müslüman gurup,"Handeme"denilen mahalde düşmanın saldırısına uğradığından savaşa mecbur olmuş ve bir hücumda düşmanı dağıtıp o suretle Mekke-i Mükerreme'ye girmişti. 160- Resulü Efham (S.A.V) Efendimiz, Mekke-i Mükerreme'ye girecekleri sırada İslâm ordusunu gözden geçirdi, bir kere Mekke-i Mükerreme'den yalnızca hicret buyurmuş oldukları zamanı hatırladı, bir kere de şimdiki bu büyük muvaffakiyeti düşündü, hemen Hak Teâlâ Hazretlerinin lutf-u ihsanına teşekkür için mübarek başlarını, üzerine şeref vermiş olduğu devesinin boynu üzerine doğru uzatarak secdeye kapandı. Ne yüce bir kulluk manzarası! Bir şükür levhası! 161- Cuma günü idi, halk Harem-i şerif'te toplanmıştı. Vaktiyle Resulüllâh (S.A.V)e vermiş oldukları eziyetleri anarak bugün kendilerinden nasıl bir intikam alınacağını düşünüyorlardı. Halbuki O çok merhametli, O şanı yüce Peygamber (S.A.V) Efendimiz hepsini affetti. Hepsinin hakkında merhamet ve şefkat gösterdi, "haydi gidiniz, hepiniz serbestsiniz, hürsünüz" diye buyurdu. Beytullah'ın etrafında üç yüz altmış kadar put vardı. Bunların hepsini kırdırıp Ka'be-i Muazzama'yı temizletti, ötede beride bulunan putları da kırdırdı. Mekke-i Mükerreme'deki erkekler, kadınlar akın akın gelip müslüman oldular. Artık pek büyük, pek yüce bir inkılâp meydana gelmişti. O zamana kadar taşlara, ağaçlara, insanlara tapanlar şimdi yalnız ALLAH Teâlâ Hazretlerine tapmaya başlamışlardı. Şimdiye kadar Resulü Ekrem (S.A.V)e düşman olanlar, şimdi Onu kendi canlarından daha fazla seviyorlardı. Yeryüzünün bu mübarek parçasından tabaka tabaka karanlıklar kalkıp açılmış, onların yerine hidayet, din, fazilet, hakikî medeniyet nurları kaplamıştı. Resulü Zîşan (S.A.V) Efendimiz, Mekke-i Mükerreme'ye henüz pek genç bulunan, fakat bilgi, kabiliyet ve otoritesi takdirlere şayan olan Esid oğlu Attab (R.A)'ı vali tayin etti, Zilkade ayının son günlerinde Medine-i Münevvere'ye geri döndü.

HUNEYN GAZASI, EVTAS HÂDİSESİ

162- Mekke-i Mükerreme'nin fethi üzerine bir çok kabileler müslüman oldular. Ancak en büyük kabilelerden olan Benî Hevâzin ile Benî Sakif kabileleri harbe kalkıştılar. Taif ile Mekke-i Mükerreme arasında Huneyn denilen yerde toplandılar. Resulü Ekrem (S.A.V) Efendimiz henüz Mekke-i Mükerreme'de idi. Şevval ayının yedinci günü on bin kişilik bir ordu ile Huneyn'e doğru yürüdü. Müslümanlardan bazıları "bu ordu, hiç bir zaman azlıktan dolayı mağlup olmaz" demişti. Bu, yanlış bir düşünce idi. Çünkü zafer, ancak ALLAH Teâlâ'dandır, askerin çokluğu ise, görünen sebeplerdendir. İnsan, bu sebepleri hazırlamalı, fakat muvaffakiyeti Hak Teâlâ'dan beklemelidir. İşte kendilerine bir uyanma dersi olmak üzere müslümanlar, bu gazada ilk baştan bozuldular, fakat sonra Hakk'ın lûtfuyla yine galip oldular. Şöyle ki büyük kahraman Halid b. Velid Hazretleri, yanındaki erler ile beraber tedbirsizce yürürken pusuda bulunan düşmanın hücumuna uğrayarak bozuldu, bunların arkasındaki Mekkeli İslâm erleri de bozulup dağıldı. Nihayet bozgunluk bütün İslâm ordusuna sıçradı. Harp meydanında yalnız şanı yüce Peygamber (S.A.V) Efendimizle Ashab-ı güzînden birkaç zat kalmıştı. Resulü Ekrem (S.A.V)in gösterdiği metanet ve şecaat, fevkalâde idi. "Ey ALLAH'ın dinine ve resulüne yardım edenler!.. Nereye gidiyorsunuz?, geliniz, ben ALLAH'ın kulu ve rasülüyüm" diye nida ediyordu. Nihayet Ashab-ı Kiram, uykudan uyanırcasına uyandılar, tekrar toplanmaya başladılar, düşmana şiddetli bir hücum ederek şanlı bir galibiyet kazandılar. 163- Evtas hadisesine gelince Huneyn gazası neticesinde Beni Hevazin kabilesi, İslâmiyeti kabul ettiği için azat edilmişti. Düşman firarilerinden bazıları ise, Evtas denilen vadide toplanmışlardı. Gönderilen küçük bir İslam birliği tarafından esir edildiler. İçlerinde Beni Sa'd kabilesinden Harisin kızı Şeyma da vardı. Şeyma, Fahr-i âlem (S.A.V)in süt kız kardeşiydi. Resulü Ekrem (S.A.V) Efendimiz, onun esir düştüğünü haber alınca üzüldü, mübarek gözlerinden yaşlar aktı. Hakkında bir çok ikram, ihsan ve gönül alıcı davranışta bulunduktan sonra kendisini kabilesi arasına gönderdi. Savaştan firar eden Benî Sakif kabilesi de gidip Taife kapanmışlardı. İslâm ordusu tarafından Taif şehri on sekiz gün kadar kuşatıldı. Fakat o sırada fetih nasip olmadı, kuşatma kaldırıldı, bir sene sonra Taif halkı gelip İslâm ile şeref buldular.