HACCIN VACİPLERİ
Büyük İslâm İlmihali · s.398
39- Hac ibadetinin vacipleri şunlardır: 1. İhrama mikat denilen yerlerden başlamak. Bundan dolayı Medine-i Münevvere tarafından hacca gidenler, Zülhuleyfe'den, Iraklılar, Horasanlılar, Mâverâunnehir ahâlisi, Zat-i Irk'tan, Şamlılar ile Mısırlılar ve Mağribîler, Cuhfe, hizasında bir yerden, mesela Rabiğ köyü hizasından; Necitliler, Karn'dan; Yemenliler de Yelemlem'den ihrama girerler. Yolları bu mikatlardan birine tesadüf etmeyen hacılar da bunlardan birinin hizasında bulunacak bir yerden ihrama başlarlar. 2. İhramın mahzurlarını, yani ihrama giren kimse için yapılması haram olan şeyleri terketmek. Dikişli elbise giyinilmesi, av avlanması, daha ihramda iken saçların kesilmesi veya çirkin sözler söylenmesi gibi. 3. Arafat'ta zeval (öğle)den sonra tam güneş batıncaya kadar durmak. 4. Kurban bayramının birinci gününün fecr (şafak)'ından sonra ve güneşin doğmasından evvel, bir an bile olsa, Müzdelife'de durmak. Müzdelife, Mekke-i mükerreme'ye dört, Arafat'a iki saatlik bir mesafede bulunan bir mevkidir. 5. Dört şavtı farz olan tavaf-ı ziyareti yedi şavt ile tamamlamak. 6. Tavaf-ı ziyareti eyyam-ı nahirden birinde, yani kurban bayramının birinci veya ikinci veya üçüncü gününde yapmak. 7. Tavaf-ı sader'de bulunmak. Bu, mekkî olmayan, yani Mekke-i mükerreme ile civarı sakinlerinden olmayıp taşradan hacca gelip afakî adını alan hacılara mahsustur ki, bir dönüş, veda tavafından ibarettir. 8. Tavaf esnasında hadesten taharetli, avret mahalleri tamamen kapalı olmak. 9. Kâbe-i muazzama'yı tavafa daima Hacer-i Esved tarafından başlayıp Beyt-i Muazzam'ı sola alarak tavaf etmek ve bunu yürüyerek yapmak. Hasta olanlar sedyeler üzerinde tavaf ettirilir. 10. Her tavaftan sonra iki rekat namaz kılmak. 11. Tavafı, Hatim'in gerisinden yapmak. Şöyle ki; Beytullah'ın kuzeye doğru olan yan yüzünün bir köşesine "Rukn-ü Şami", diğer köşesine de "Rukn-ü Iraki" denir. Kâbe-i muazzama'nın Altınoluk'u, bu iki rüknün arasında ve Hanefi makamının önündedir. {(): Not: Günümüzde bu makamlar maalesef kaldırılmıştır.} Bu oluğun akacağı yarım dairelik bir yer, bir yarım duvar ile çevrilmiştir. Bu duvara "Hatîm = Hazire-i İsmail", bunun kuşattığı o yere de Hicr-ul Kâbe denilir ve bu yerin bir kısmı, Kâbe-i muazzama'dan sayılır, orada namaz kılınır, dua edilir. Fakat bu yerin Kâbe-i muazzama'dan olduğu haberi ahad {(): Not: Tevatür derecesine ulaşmayan, sadece birkaç kişinin rivayet ettiği sahih hadisi şeriftir.} ile sabit olduğundan Beytullah'a yönelmeden bu duvara karşı namaz kılınamaz. Bu duvarın iki tarafı açıktır. İşte Harem-i şerif içinde bu duvarın arkasından tavaf edilir ki, bu vaciptir. 12. Hac mevsiminde Safâ ile Merve arasında sa'y etmek ve sa'ye Safâ'dan başlamak ve özürleri olmayanların bu sa'yi yürüyerek yapmaları. Safâ ile Merve, Mekke-i mükerreme'de Mescidi Haram'ın hemen civarında basamaklı iki tepedir. Bunlar, genişçe bir cadde ile birbirine bağlıdır. Safâ'dan başlayıp Merve'ye dört, ve Merve'den Safâ'ya üç defa gidip gelmek vacip bir vazifedir ki, bu yedi geliş gidişe "sa'y" denir. Her defa Kâbe-i muazzama görülünceye kadar basamaklara çıkılır. Şimdi Merve tarafında yüksek binalar yapıldığından Kâbe-i muazzama'yı görmek mümkün olmamaktadır. Hac için yapılan sa'y, tavafı kudûmden veya ziyaretten sonra, umre için yapılan sa'y da umre tavafından sonra yapılır. Bu sa'y yerine "mes'a" denir ki eni (35), uzunluğu da (750) arşındır. Bugün iki tarafında dükkanlar bulunan bir caddedir. {(): Not: Bugün ise Beytullah'ta yapılan genişletme çalışmaları neticesinde, tamamen mescide dahil olup kapalı alan içerisinde kalmıştır.} (Sa'y İmam Şafiîye göre haccın ve umrenin bir rüknüdür. Bunsuz hac ve umre tamam olmaz.) Bu hareket tarzı, bütün kainatın malik ve hakimi olan ALLAH Teâlâ Hazretlerine tazimleri, ihtiyaçları arz için Beyt-i uluhiyyetinin mukaddes kapısı önünde bir şevk ve heyecan ile tekrar tekrar gidip gelmenin, ilahi huzura kabul edilmeyi beklemenin bir remzi demektir. 13. Mina'da ufak taş yığınlarına ufacık taşları atmak ki, buna "Remy-i Cemerat" denir. Şöyle ki: Mekke-i mükerreme'ye iki saatlik bir mesafede bulunan Mina sahasında birbirine birer ok atımı kadar uzak üç mevzide üç taş yığını vardır ki, bunlara "Cemre-i Ula", "Cemre-i Vusta", "Cemre-i Akabe" adı verilmiştir. Bunlardan her birine Kurban bayramının birinci, ikinci ve üçüncü günlerinde "Bismillah, ALLAH'ü ekber" denilerek yedişer taş atılır. Bu yedi taş birden atılsa, yeterli olmaz, bir taş yerine geçer. {(): Kurban bayramının birinci günü sadece cemre-i akabe (büyük şeytan)a yedi taş atılır.} Bu taşlar beş arşınlık bir mesafeden atılır. Cemrelerin yakınına da düşmeleri yeterli olur. Cemrelerden üç arşın kadar uzak bir yere düşen taşlar yeterli olmaz, yeniden atılması icap eder. Taşları atacak şahıs hasta bulunsa, eline konulacak taşları atar veya onun adına başkası atar. Nitekim baygın bulunduğu takdirde de onun adına başkası atıverir. Bir kısım hac vazifelerinde bu gibi vekaletler geçerlidir. Cemre-i akabe'ye ilk taş atılmakla beraber telbiye'ye son verilir. Artık ﻟَﺒَّﻴْﻚَ ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﻟَﺒَّﻴْﻚَ Lebbeyk. ALLAH'ümme lebbeyk" denilmez. Bu anda telbiyelere icabet meydana gelmiş olur. (İmam Malik'e göre arefe gününün zeval (öğle vakt)'inden itibaren telbiyelere son verilir. Çünkü o gün Arafat'ta durmakla icabet meydana gelmiş, haccın en büyük rüknü yapılmış olur.) Bu taşların atılmasındaki hikmet ALLAH Teâlâ'nın ilmine havale edilmiştir. Bu, bizce bir kulluk emridir. Biz bunu yapmakla Hak Teâlâ'nın emrine kayıtsız şartsız olan itaat ve bağlılığımızı göstermiş oluruz. Bir de bu, habis ruhlara, şeytani vesveselere karşı olan nefretimizin bir remzi, ortaya çıkışı demektir. Hz. İbrahim Aleyhisselam'ın sünnetine bağlılık nüktesine de sahiptir. 14. Mina'da taşları attıktan sonra kurban kesmek, daha sonra da Mekke-i mükerreme'nin hareminde ve kurban bayramının ilk üç gününden birinde saçları tıraş etmek veya kırkmak. Şöyle ki; kurban kesmek temettü' veya kıran haccı yapmış olanlara vaciptir. Bu vacip hac ile umreyi bir arada yapmaya muvaffak olmanın bir şükrânesidir. Yalnız haccetmiş olan taşralı misafir olduğundan, kendisine kurban kesmek vacip değildir. Dilerse bir nafile olmak üzere kurban kesebilir. Kadınlar saçlarını yalnız uçlarından biraz kırkıverirler. 40- Tıraşa "halk", saçları biraz kesmeye de "taksîr" denir. Bunlar İmam-ı Azam'a göre mekan ile, zaman ile kayıtlıdır. Yalnız Mekke'nin hareminde ve kurban kesme günlerinde yapılabilir. Bunlar İmam Ebu Yusuf'a göre böyle kayıtlı değildir. Daha sonra başka bir yerde de yapılabilir. İmam Muhammed'e göre zaman ile kayıtlı değilse de mekan ile kayıtlıdır. Bu sebeple kurban kesme günlerinden sonra da yapılabilir. Fakat mutlaka Mekke-i mükerreme'nin hareminde yapılmalıdır. Başka yerde yapılırsa, ceza olarak bir koyun kurban edilmesi lâzım gelir. Halk, taksîrden daha faziletlidir. Saçsız olanlar başlarının üzerine usturayı gezdirmekle bu vacibi yerine getirmiş olurlar. 41- Haccın vaciplerinden birini terk etmek haccın sahih olmasına mani olmaz. Bundan dolayı ceza olarak yalnız kurban kesmek lâzım gelir. Eti Mekke-i mükerreme fakirlerine dağıtılır. Bununla beraber terk edilen bir vacip yeniden yapılınca ceza düşer. Abdetsiz yapılan bir tavafı iade etmek gibi.