Risale-i NurBüyük İslâm İlmihali

HACCI KIRAN HAKKINDA TATBİKAT

Büyük İslâm İlmihali · s.410

47- Malûm olduğu üzere haccı kıran, hac ile umrenin ihramını cem etmek; yani ikisi için birden ihrama girmektir. Şöyle ki: 1. Haccı kıranda bulunacak şahıs, mikat yerinde veya daha evvel umre ile hacca birlikte niyet edip iki rekât namaz kılar. Sonra: "Ey ALLAH'ım! Ben umre ile hac yapmak istiyorum! Bunları bana kolay kıl! Bunları benden kabul buyur!" diye dua eder. Telbiyede bulunur, ihramlı kimse için yasak olan hususlara tamamıyla riayet etmeye çalışır. 2. Bu şahıs, Mekke-i mükerreme'ye girince evvelâ umresini yapar, Beytullah'ı tavaf eder, Safâ ile Merve arasında sa'y eder. Sonra haccın vazifelerini -evvelce yazıldığı şekilde- yapmaya başlar. Bu haccı kıran'a muvaffak kılınmasından dolayı hacc-ı temettü'de olduğu gibi bir şükrâne olarak, yalnız Cemre-i Akabe'yi (büyük şeytanı) kurban bayramı birinci günü taşladıktan sonra, {(): ÖNEMLİ NOT: Bu ifade bize aittir. İstanbul-1951 baskısında "cemreleri taşladıktan sonra", daha sonraki baskılarda ise "cemreleri veya yalnız Cemre-i Akabe'yi taşladıktan sonra" şeklindedir.} saçlarını tıraştan veya kestirmeden evvel bir kurban keser ki, bu vaciptir. Bunu bulup kesemeyecekse, üç gün arefe gününde bitmiş olmak üzere oruç tutar, yedi gün de bayram günleri çıktıktan sonra dilediği vakit tutar ki toplamı on gündür. Bunlar ayrı ayrı günlerde de tutulabilir. 3. Haccı kırana niyet eden şahıs umresini yapmadan Arafat'a gidecek olsa, umresini bozmuş olur. Artık kendisine bu şükran kurbanı vacip olmaz. Şu kadar var ki, umreyi kaza etmesi ve bunu bozmuş olmasından dolayı bir ceza olarak kurban kesmesi lâzım gelir. Haccı temettü ile haccı kıran, taşralılara mahsustur. Mekke-i Mükerreme'de veya Mekke ile mikat arasında bulunanlar bunu yapmazlar. Çünkü bu hacları yaparken bir aralık, aile efradının yanına dönüp gitmemeleri lâzımdır. Bunların ise bu esnada aile efradından uzaklaşmaları müşküldür.